İrfan Sarı

Emir ve yasak ülkesi

08 Temmuz 2010 Perşembe 09:19

PKK ile TSK arasında son zamanlarda artan çatışmalı süreç toplumu bütün olarak kaygılandırmaya devam ediyor. Bu sürecin yapıcı bir temelde çözümlenmesi ve çatışmasızlık ortamına gark olması için sivil toplum örgütlerinden bir biri ardından gelen açıklamalar artarken bölgeye dair hükümetin önleyici tedbirleri eskiyi yeniden denemeden öteye gidemiyor.

Oysa hükümetin başlatmış olduğu demokratik açılım projesi demokrasinin yaygınlaştırması adı altında yapılıp özgürlükler ve insan haklarının standartları konusunda iyileştirmenin yapılacağına dair işlenip topluma böyle angaje ediliyordu. Bu gayretin geçmiş hükümet politikalarıyla fark yaratacağı umudu çok sürmeden açık vermeye başladı.

Mevsim itibarıyla tarımsal ürünlerin hasadı noktasında Karadeniz bölgesinde insan gücüne olan ihtiyaç Kürt illerindeki işsizler için bir umut kaynağı olmuş ve yıllardır bu umut bütün olumsuzluklarına rağmen sürmektedir. Yıllarca bu umut kapısına mecburiyetten giden Kürt mevsimlik işçilerine gösterilen ayrımcı tutum basın yayın kurullarına yansıdı dilden dile dolaştı. Devletin yıllarca çare bulmak istemediği insan hakları ve demokrasi sorunu gibi işsizliğe de bulmak istemediği çareye rağmen haksızlığa uğramak bahasına yola koyulan bu işçilerin hastalıklıymış gibi ayrıma tabi tutulması artık resmi ağızca da dillendirildi. Hem de çatışmaların artmış olduğu gerekçesiyle.

Çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığının valiliklere göndermiş olduğu genelgede bu ayrımcılığın ırkçılığa dayandığını görmek mümkündür. 31 Mart tarihli bakanlık genelgesi sırasında Kürtlerin bölgeye alınmaması bunun yerine Gürcistan’dan işçi alımına gidilmesi mehabetlerini hatırlıyoruz. Asıl acı olan bu değil bakanlığın genelgedeki bariz ayrımcı tutumudur. Bu genelgeye göre mevsimlik gezici iççiler bakanlığın “Sosyal Hayatlarının İyileştirmesi Stratejisi Eylem Planı” da güvenlik adı altında arazi sahiplerince adı geçen mevsimlik işçilerin kimlik tespitleri yapılıp kolluk kuvvetlerine bildirmeleri ve muhtarların da bu işlemde aktif rol oynaması aynı zamanda işçileri sürekli gözetim altına da tutması belirtilmiş. Aynı zamanda emniyete düzenli rapor verilmesi de genelgede işaretlenmiş.

Hal böyle olunca demokratik bir açılımdan söz etmenin onu topluma pazarlamanın engin bir derinliği bulunuyor. Toplumu özgürlüklerinden yaşam standartlarından eksik bırakmak için süslü ve kandırmaya yönelik toplu bir teşebbüs.

 Kürtler için kullandıkları kardeşlik nidaları ve din kardeşliğinin sahteliği amelelik yaparken bile ne kadar berrakça ortaya çıktığı görüldü. Türkler içinde içinden çıkılmaz bir vatanperverlik sunumu var. Her gün vurulan oğullarının cami önlerindeki cenaze merasimlerinde onlar gran-tuvalet ve timsah gözyaşlarıyla bulunurken perişan halkın gözüne baka baka şovenizmi enjekte ediyorlar.

Öte yandan bu algı sahiplerinin ölen onca gencin akan kanında sorumluluğu bulunmasına karşın kılının bile kıpırdamamsı üstüne üstlük basın yayın kuruluşlarında apoletleriyle göğüs kabartmaları ve yüksek sesle konuşmaları karşısında sadece hayret edilir. Demokrasisi gelişmiş bir ülkeler de böylesi yetkili kişilerin her ölüm karşısında özür dilemesi ve derhal istifa etmesi kaçınılmazdır.

Anlayacağınız emir ve yasak silsilesine dayanan anlayışın bu alışkanlığından vazgeçmesini beklemek saflık olur. Çokça sığınıkları demokrasi anlayışlarının da kendi emir ve yasakları içinde olmasını vurguluyor ve bize böyle servis ediyorlar.

Bu demokrasi yasak ile yoğrulmuş yeni yetme bir demokrasidir. Bu açılım ise emir kontağı ile açılır ve kapanır. Daha başımıza kaç taş düşer kaç deprem vurur, yüreğimize kaç acı gelip oturur onu kestirmek zor ama başımızın bela içinde yüreğimizin acı içinde olduğunu biliyoruz.

Çünkü iyileşmeye dair önleyici bir sağlam belirti görünmüyor. bütün açıklamalar tahrik edici, öteleyici, retçi. Gel de işin içinden çık.

Bu yazı toplam 6899 defa okunmuştur
Servet nikli kardese
 // orkun
olayi öyle guzel anlatmiski,saol kardesim.. kimse hak hukuk demokrasi yok safsatalari yapmasin,hedef bellidir..bu hedefe ulasilinca asil cehennemi,zulmu o zaman görecek Kurt halki..Asil sömuruyu o zaman yasayacak..Asil demokrasiden o zaman uzaklasacak.....
09 Temmuz 2010 Cuma 09:18
Savaşta ısrar etmek
 // Servet
Son surecte yasanan olaylar tamamen Akp nın ıstedıgı gibi devam etmektedir.Akp bir savaş hükümetidir.Biz iğneyi akp ye mutlaka batıracaz ama cuvaldızıda kendimize.Son surecte ( bu gunki eylem kesinlikle dogrudur) eylemler goruyurz.Akşam üzeri şemdinli yolunda.Ben bir geverli olarak korkuyorum.Oraya bana göre hiç kimsenin kontrolünde olmayan bir güç sürükleniyor.Umarım yanılırım.ama eger ilerde oraya her aksam surulen o güç çeteleşip geverin başina bela olmasa iyidir.öngürülerim malesef artık Yasal partimiz olan bdp nin üstünde hemde yaş ortalaması çok küçük olan bir grubun artık yuksekovaha hakim olacağı kaygım çok yuksek boyutlarda.Ve arabayala ordan gecerken akşamları kimlik sorguları bana şunu düşündürdü.İyide ben nereliyim o zaman...
09 Temmuz 2010 Cuma 01:36
ASPARTAGAS ÜTOPYASI BURASI....
 // UMUT BEKÇİSİ
HER GÜN TAZE BEDENLERİN TOPRAĞA DÜŞTÜĞÜ BU MEMLEKETTE İNSANLARIN HALA FAŞİSTLİK VE BENCİLLİKLERİNİ İNSANLARIN GÖZLERİNİN İÇİNE BAKA BAKA YALANLAR UYDURMALARI VE BUNA RAĞMEN BİZ BİRŞEYLER YAPTIK YAPIYOR VE YAPACAĞIZ DEMELERİ ONLARIN O ÖLEN TAZE BEDENLERE SIKILAN BİRER KURŞUNDAN FARLI OLMADIĞI APAÇIK ORTADA BİR MİLLETİ BİR HALKIBİR KÖKLÜ SOYU YOK SAYMAK İNSANLIĞIA SIĞMAYAN İNSANLARI YARADILIŞ ÖZELLİĞİNE AYKIRI DÜŞEN BİR DAVERANIŞTIR... BİR MİLLETİN VERDİĞİ KARARLA PARLEMENTOYA GİDEN MİLLETVEKİLLERE DAĞ YOLUNU GÖSTEREN BİR ZİHNİYET OLDUKÇA BU DEVRAN HEP BÖYLE SÜRECEK BUNDAN BAŞKA HİÇBİRŞEY KİMSE BEKLEMESİN DEMİŞYA YAZAR ASPARAGA ÜYOPYASI BURASI.......
08 Temmuz 2010 Perşembe 20:52