Özgür Amed

Eloo! Eloo! He ses gelî…Cengi​z sensen?

31 Mart 2013 Pazar 12:11

Geçen hafta tarihi Newroz’umuzu atlattık. Malumunuz dosta düşmana ve Atlantik kıtasının buzullarında mahrum kalıp buz erir korkusu ile ateş yakamayan değerli Kürt dostlarına selam eyledik. Eskimoların yüreğinden küllenen meteor olup düştük dünya gündemine. Birleşmiş Milletlerin her yıl raporlarında özellikle belirttiği gibi Kürt milleti, şenlikleri çok çoşkulu kutlar. Küresel ısınma istatistiklerine Nasa uyduları ile baktığımızda en çok artışın 21 Mart tarihlerinde olduğu biliniyor. Cern’de çalışan arkadaşların da desteği ile bu artışın sebebi öğrendik: Newroz'muş.

Yakılan lastikler, ateşler muazzam bir enerjiye dönüşüyor. HidrokloKürdik adını verdiğimiz bu gaz, CO2 ile birleşerek Kürdonyum gazını oluşturuyor. Ve 10 bin fiti geçince patlıyor ortaya enerji çıkıyor. Eee sonra ne oluyor diyebilirsiniz! Sonrası olan yine bize oluyor. Hani yazın sıcaktan kaçacak yer arıyoruz ya! İşte o ortaya çıkan enerjinin bize etkisi. Demem o ki artık "Bilimsel Newroz"lar da kutlayalım. Bu yönde tertip komiteleri oluşturalım.

Bu işe yaramaz değerli bilgilerden sonra dünyada neler olup bittiğini ve bir tekerleğin nelere kadir olduğunu öğrendik. İşte tüm bunlar olup biterken benim küçük kardeş evde yatıyordu! Olacak iş değil… Newroz sabahı annem ile ne ettikse onu kaldıramadık. Sabaha kadar bilgisayarda düşman öldürmüş, yolları aşmış ve alanı bize açmıştı. Elbet onsuz evden çıkmak zorunda kaldık. Akşam eve geldiğimizde bir güzel fırça yedi. Annem dozajı yükselterek “Niye kaxmadın! Xaîîîn” diyerek onu tarihin çöplüğüne gönderdi.

Tabi mektup herkesin/kesimin dilinde. Barış tartışmaları bir garip şekilde süregidiyor. Öyle görülüyor ki 1-2 yıl da “Akillik” meselesini konuşacağız. Geçen akşam evde sudan sebeplerle yine sinirler gerildi. Taraflar annem ve o Newroz’a gelmeyen kardeşim. Annem hala hıncını alamamış olacak ki yine topa sert girdi: “Oxlım akil adam olamîsense barî sadece adam ol” … Anladım ki bu mesele daha çok su götürecek. Süreç herkesi fena kaplamış. Herkes bir şeyler söylüyor. Madem êle, halkın nabzını tutmak farz oldu diyerekten saldım kendimi dışarı. Minibüse atlayıp Ulucami’ye kadar uğramam yeterli olacaktı. Bindik gittik. Bindiğim minibüs zamanın ruhuna uygun davranmıştı. Herhalde bir gün Erdoğan biner umudu ile araba kenarına afilli bir aforizma kazımıştı. Kafka görse Şato’sundan atlardı. Demiş ki “Kimse kendini pahalıdan satmasın! Herkesin indirimli günlerini biliyoruz”….

Tabi yaa! Yani şuanda hükumetin böyle kendini ağırdan alıp, hiç bişi demeyip sanki taraflardan biri değilmiş gibi davranmasına başka ne diyebiliriz ki? Keza CHP’de öyle. Bu ağır abilik rolünün sahte olduğunu biliyoruz. Çünkü kendilerinin insanlık reyonunun iç ve dış piyasasında basit çıkarlar için neler ettiklerini, kaç takla attıklarını da biliyoruz. Bu düşünce ve ahval içinde Hasanpaşa hanının oraya varıyorum. Girişte bir kahvaltıcı hala milleti yokluyor. Bir öyküden tanıyorum bu adamı. Arkadaşım geçenlerde İstanbul’dan Amed’e gelmiş. Yanında fotoğraf makinesi ve temiz, eli yüzü düzgün Türkçe’si ile bu adamın ağına takılmış. Kahvaltı niyetine almış içeri. Konuşma şeklinden ve yanında ki alet-edevattan ‘gazeteci’ olduğuna kanaat getirip birkaç dakika sonra söze dalmış… “Abê bu topraklara barış gelmiyor gelmiyorrrr”… Arkadaş meseleyi çakıyor ama ilk etapta sesini etmiyor. Ve sadece başını sallayarak “evet maalesef” demekle yetiniyor. Lakin bizim abê gere illa bir demeç vere! Devam etmiş… “35 yıldır buradayım, bir gün olsun barış görmedim! Hep kan hep acı! Mehemeee abêê! ma sen söyle, 35 yıldır sen bişi gördün mü?” Zavallı Meheme mutfaktan bakıp seslenmiş “Yoxx abê, quranime bende bişi görmedim”… Arkadaş bakıyor mesele uzayacak “Kuro ez jî Kurd im, ne rojnemevanim” diye bitiriyor meseleyi.

İşte bu 35 yıldır barışı arayan abê ile göz göze gelince tebessüm edip hana girmeden direk Ulu Cami önü kürsülerine geçiyorum. Daha oturmadan çayın geliyor. Navigasyonla çalışıyor mübarekler! Oturacağın yeri bile biliyorlar… Alanı inceden kestiriyorum. Tısbah pazarlığı yapan kalolar, sağ köşede toplaşmış abêler ve tam benlik diyeceğim 5-6 yaşlının toplaştığı bir gölgelik yer var. Hafiften yanaşıyorum. Onlarda malum barış sürecinden bahsediyor. Bir amcanın telefonu çalıyor. Açıyor ve konuşmaya başlıyor. “Eloo! Eloo! He ses gelî… Haa, Cengiz sensen! Sende saxolasın, arkadaşlarla otırîx welle, ne olsın… Ewet ewet, sürece dair görışlerımızı senle de paylaşacaz. Sana atacaz, yazarsın sen de” … Jeton düşüyor! Konuştuğu kişi Cengiz Çandar! Hani gelip Ulu Cami önünde gelişmeleri 2 yaşlı amca ile konuşup sonra “Diyarbakır böyle diyor” diyen abimiz.

Zaten çok geçmeden bir amca söze giriyor “Oral aradî mî bugın?”, “Yox! Genel yonetmendır nedir, işte o oldığından berî arayîp sormî! Pozbılınd olmîş” cevabını veriyor bir başkası. Bu kalolar öyle sıradan kalo değiller! Kuantum fiziğinden, özerkliğe kadar her konuda bilgi sahibiler. Bildiğin inisiyatif kurmuşlar. Sohbetleri devam ediyor…

"Ellah wekîl! Ellah wekîl! O devşorbe oxlî devşorbe Yalçın Akdoğan qedar qullo pullo qonışan kimse gormedım! Yaw bavê min! Sankî îsot vermişler, hiç mî ağzından insan gibi bışî çıxmaz!” … Yanındakiler onaylıyor onu. Sürece dair bu kadar sinsi ve kışkırtmacı tavrın kimseye fayda vermeyeceğine hemfikirler. Radikal bir xalo söze giriyor…”Ben açıx qonışacam! AKP’nin ideolojisi tırreklıxtır. İşi gücü ayax yapmadır. Ula daha dünkî çocıxsen, gelmiş naz yapîsen. Orda dur benım babam, orda dur! Yanış anlamayın! Hepımız bılîx kî AKP’nin derdi tarihe geçmaxtır. Oldî bittîye getırıp hooppp qehreman olmax telaşındalar! Bi şerefa heco yemezler! Bızde ayıxız. Êle degıl?”

"Êlêdır, heqlîsen" dönütünü alıyor.

Çaylar tazeleniyor. Sağımda duran amca söze yavaş ama derinden giriyor.
"Eskîden olsa derdıx hawada enayi qokusî var. Artıx yok! Kimse dizini serin başını derîn tutmasın."

Perspektifi almıştım. Daha fazla durmanın manası yoktu. Çarşiya Şewitî kollekşına paralel yol alıp gaz kadar etkili olan ciğer dumanları arasında izimi kaybettirdim.

Bu yazı toplam 10705 defa okunmuştur
00:46
 // amedo
Gene xalè hecilerin metaforından noqta atışi yapmişsan bré özgür . allahıma tırrekleri eyni alnının textıgının ortasından Wurmişsan.seni göreydim çarşıya şewitide ayraniylan beraber cigerin bendendi.başka sefere işella :))...
02 Nisan 2013 Salı 00:46
spas
 // heqi
eline vede yüreğine sağlık.......
01 Nisan 2013 Pazartesi 09:36
21:59
 // hidroklokurdik
yeni bir dewrim yaptin yuce insan ulu bilgin soreskere gran artik ekolojik new(v)ro(u)zu sayende kutlayacagiz diyerine gelince indirime girmis curuk domateslere talip cikarsa olacagi bu olur.........
31 Mart 2013 Pazar 21:59