İbrahim Genç

Ekmeğimi kazanırken

24 Kasım 2009 Salı 22:36

Bakışları solgun, sözcükleri titrekti. Durmadan bir şeyler düşünüyordu.

Bazen olmadık anda küfür savuruyordu her şeye. Geleceği için gittiği bütün yollar, bir çıkmazda düğümleniyordu.

“Bunca yıl korkarak yaşadın da ne geçti eline?” dedim. Başını eziyet çeken bir ifadeyle kaldırarak “Hiçbir şey…” dedi.

“Okudun bunca yıl. Ömrünü tükettin. Ne geçti eline?” dedim. Uzun uzun bana baktıktan sonra “Hiçbir şey…” dedi.

“Sen öğretmen olmalıydın, küçük küçük çocuklara dünyalar öğretmeliydin oysa!” dedim. Sesim yükseliyordu bir hatip edasıyla konuşurken. Ve dedim ki “Sen, içinde umutlarını da yakmış kişi, bakışların neden ölgün böyle?” Sustu! Evet, sadece sustu!

Ben de sustum.

Sonra bir ses duyuluyor, kapıda bir işsiz daha. Öğretmen olmalıydı o da. Bekliyor ki ekonomi çıksın felaha.

Gelen kişi gördü eve yayılan işsizliğin buhranını. Bir iki şakadan da güldüremedi boşlukta sızılayan yanlarımızı. Dedi “Bu hal nedir dostlarım?”

Umudunu yakan kişi gülmeye başladı. Ben gülmeye başladım.

Dedi “Bana da anlatın derdinizi, yüreğinizi kanatan acınızı.” Dedim “Gel otur şöyle işsiz güleç yüz!”

“Bu adamı görüyor musun?” dedim. “ Umutlarını yakan bu adamı…”

“Görüyorum!” dedi.

Sordum “Yaptığında karşılığını bulamadığında seni çok derinden yaralayacak bir şey söyle!”

“Hmmm…”

“Buldum” dedi. “EMEK!”

“Bunca yıl sen de okudun bu adam gibi ve sen de onunla aynı kaderi paylaşıyorsun” dedim.

Dedim “ Bu halini göremeyecek kadar kör müsün yoksa başka bir neden mi var?”

Konuşacak gibi oldu ama devam ettim: “Ülkemizde eğitim ve sağlık sorunu en başta gelen iki büyük sorundur. Bilirsin ki gelişmiş çağdaş-sosyal devletler en çok bu iki konuda yurttaşlarına sağladıkları olanaklarla refah seviyesine kavuşurlar. Oysa biz, ‘yeni nesil’i yetiştirecek öğretmenleri, psikolojik hastalara çeviriyoruz. Neden peki? IMF gibi sömürü düzenleri öğretmen atamalarına mı müdahale ediyor? Halbuki yüz binlerle ifade edilen bir öğretmen açığı var. Ama sen işsizsin!”

Dedi “Devletimiz ne yapsın, parası yok. Biraz anlayış gösterelim.”

Dedim “Parası olmayan devlet nasıl oluyor da ABD ile 8 milyar dolarlık (Taraf gazetesinden okumuştum) silah antlaşmalarına girişebiliyor?”

Dedim “Parası olmayan devlet nasıl silah alıyor İsrail’den?”

Sustu! Sustuk!

Umutlarını yakan adam “Ne olacak bu halimiz?” dedi.

Gelen adam “Peki ne olacak bu halimiz?” dedi.

Dedim “Peki ‘Ne olacak bu halimiz?’ deyip de koalalar gibi uyuşan bizim halimiz ne olacak?”

Oysa ben ekmeğimi kazanıyordum bir yıldan bu yana. Taşeron eğitim sisteminin dikenlerini hissede hissede..

Ekmeğimi kazanıyordum, günü kurtaracak paraya.

Ekmeğimi kazanıyordum, sadece ekmeğimi.

Ne artan para var, ne düzelen yaşam şekli.

Bu yazı toplam 4303 defa okunmuştur