İbrahim Genç

Düz mantık bir Başbakan

06 Haziran 2011 Pazartesi 22:16

Ülkemizde yıllardır can alan bir sorunun çözümü için inisiyatif alacak bir lidere ihtiyaç var. Bu liderin öncelikle dürüst ve tutarlı olması gerekir. Sorunun çözümüne yönelik içtenlik göstergesi klasikleşmiş ve çoğu zaman içi boşalmış sözcüklerle değil, yapılanların halka yansıması olmalı. Bu noktadan hareketle Başbakan Erdoğan’ın uzun uzun analiz edilmesi gerekir; ama ben çok kısa bir analiz yapmaya çalışacağım.

Dünya hızlı bir değişimi yaşarken Arap coğrafyasında bile değişimler-ilerlemeler olurken ülkemizin en temel sorunlarda ilerlemesi kadar normal bir şey olabilir mi? Dünyanın bir parçasıyken ülkemiz, AB’ye girme hayali ile hükümetlerimiz çeşitli yasaları yerine getirmeye mecbur edilirken değişimden kaçmak mümkün müdür? İşte ülkemizde AKP iktidarı döneminde meydana gelen değişim ve ilerlemeler adeta bir lütuf olarak kanıksattırılmaya çalışılması ne kadar etik? Özellikle Kürt sorunu konusunda AB yasaları ve Kürtlerin mücadelesi sonucu bazı değişimlere mecbur kalan iktidarın bunu bir lütuf gibi sunup adeta “bununla yetinin” deyip “Kürt sorunu bitmiştir” noktasına gelmesini nasıl okumalı?

Bugün miting meydanlarında Başbakan Erdoğan’ın “Ben yaptım, ben ettim” havasına girip kendisine muhalif halka ya da bireylere tahammülsüzlük göstermesinin sebebi Başbakan Erdoğan’ın biat kültüründen gelmesi olsa gerek. O da istiyor ki herkes ona biat etsin. Biat edilmediğinde, kendisine yönelik eleştiri yapıldığında bu beklentisi onu adeta çıldırtıyor. Böyle olunca da herkes bir anda “terörist, eşkıya, çete” oluyor. Kendisi de halkını bu tehlikeli oluşumlardan korumaya çalışan bir kahraman oluyor birden (!).

Bütün mitinglerini bir vaizin vaaz verişi edasıyla yapıyor. Halkın en hassas olduğu din konusunda kitleleri etkilemeye çalışıyor. Yaptığının bizzat din istismarı olmasına rağmen bunu sürdürüyor. Başka bir lider din alanına girdiğinde ise adeta mayın tarlasına düşmüşçesine Başbakan Erdoğan tek tek mayınları patlatıyor. Adeta “burası benim mıntıkam” dercesine tutumunu sertleştiriyor. Kürtlerin açıklanabilir sebeplerden başlattığı sivil Cuma eylemlerine de bu yüzden ateş püskürüyor. “Ben imam hatip mezunuyum” diyerek vaaz vermeye ehliyetli görerek kendisini, başlıyor hakaret bombardımanına. Ülkenin Başbakanı ama, yurttaşının bir şeyi neden yaptığını, o şeyin sebebini hiç merak etmiyor.

Türk milliyetçiliğine karşı olduğunu dile getiriyor; ama meydanlarda Kılıçdaroğlu’nun Alevi oluşunu sürekli dile getiriyor, adeta şikayet ediyor. Ki bunun karşılığında da “Alevi Kılıçdaroğlu”nu yuhlatabiliyor. Bütün çelişkileri bir tarafa, seçilmiş olmaları itibariyle Hamas’ın bir terör örgütü olamayacağını dile getiren Başbakan Erdoğan, söz konusu Kürtlerin iradesinin yansıması olan bir parti olduğunda, mitinginde “BDP terör örgütü” tamlamasını kullanabiliyor. Bu bir çifte standart değil de nedir? Buna milliyetçilik denmez mi? Ki bu konuda açıkça ırkçılık yapan Ulusal Parti’nin gösterdiği bağımsız milletvekilleri de “BDP ve PKK aynı, hepsi terörist” diyebiliyor. Başbakan Erdoğan’ın bunlardan ne farkı kaldı?

Başbakan Erdoğan’ın özellikle Kürtleri dini referans ve kesinlikle adalet-eşitlik taşımayan bir kardeşlik ülküsüyle yönlendirmeye çalışması bir kurnazlıktır sadece. Başbakan’ın genel siyasi profili incelendiğinde Ahmet İnsel’in dediği gibi “Türkiye’de dindarlığı, muhafazakarlığı ve sağcılığı üst üste koyduğunuzda, ortaya şoven-milliyetçi refleksleri güçlü, ideolojik olarak hassas konularda yasakçılığa eğilimli, belli kültür kodlarını dayatmaya yatkın, kapitalizmin iktisadi mekanizmalarına son derece uyumlu bir insan tipi çıkar (RadikalİKİ, 16.01. ‘11”

Sonuç olarak Başbakan Erdoğan bütün seçim stratejisini sapla samanı birbirine karıştırmak suretiyle partilere ve bireylere yönelik kanıtlanamayan ithamlarda bulunmak üzerine kurdu. Kandil-Silivri işbirliği dedi, akla hayale sığmayacak şeyler ortaya atıldı Başbakan’ı açıkça destekleyen yandaş medyada. BDP ve MHP arasında anlaşma olduğunu dile getirdi, daha yayımlanmayan bir kasetin yayımlanacağını önceden haber verdi. Kürt illerinde MHP’den BDP’ye geçişlerin sosyolojik nedenini sorgulamak yerine bunu da MHP-BDP işbirliğine yordu. Sanırım toplumda böyle davrananlara “düz mantık” derler. Ki açıklaması gerekiyor, birçok AKP belde başkanı ve il meclis üyeleri de BDP’ye geçti, geçiyor. Hadi son bir hamle daha Başbakan, şimdi de AKP-BDP işbirliğine bağla bunu da. Nasıl olsa alıştık “düz mantık” çıkarımlara!

Bu yazı toplam 5151 defa okunmuştur
sayin başbakan büyük bir piskolji yaaşiyur
 // botan gewerli
ne yazık ki bugün bir başbakan bir siyasi partiye polis katili demek bir soy kırımı demektir BDP yaptı dürüs temiz doğru bir siyasetir AKP gibi ve polis ve çoçok ve kadın katili değil bugün halkı bir birine düşüren bu düşmanlık AKP yaratmış pazar günü bursada BDP mitinginde sunra halk evlerine giderken büyük bir saldırı oldu hiç bir basın yayınlamadı üç insan yaralandı dur kişi göz altına lmiş evler kahvehanler baskınla yapıldı BDP her siyasi parti gibi bir mitink yaptı ama anlamadık ki bu saldırılar neden kürtlere yapıliyu...
07 Haziran 2011 Salı 15:59
Recep Tayyip Erdogan against the kurds teases
 // hakan akın
Yazı güzel olmuş..Recep Tayyip erdoğan Doğuya gedliği zaman diyor kürt sorunu var diye meclisteyken kürt sorunu yoktur diyor..32 gün programını izliyen kürtler varsa bir daha başbakana oy vermemleri lazım.O programda kürtleri inkar etti..Erdoğan diyor Kürtçe tv açtım-kürt açılımını yaptım diyor..Kürtçe tv açtıda niye canlı yayın yapmıyor kürt açılımına gelince hemen hemen bütün belediye başkanlarını hapis cezası verdi..başbakanın Açılım-kürtçe tv dediği şey bu oluyor..Hiç bir Kürtdün oy vermemesi lazım..Akp,Cemaat lerine üye olanlar ve rüşvet verenler çeşitli kurumlara kadrola işe alınıyorlar. Bumu adalet......
07 Haziran 2011 Salı 15:39
son the end akp
 // gwer
bu erdoğanın son seçimi ve son seçilmişi olacak hele gewerde son olacak tabela değil rüyaya bile girmeyecek bir parti olarak adlandırılacak...
07 Haziran 2011 Salı 00:10