Mehmet Dinç

Düşlerimden Kan Akıyor

18 Ağustos 2013 Pazar 21:20

Bugünlerde elimizi nereye atsak, nereye dönüp baksak, hangi haberi açıp okumaya kalkışsak, o görüntülerden, o duyumlardan, o hissedişlerden yüzümüze kan sıçrıyor. Bu durum ile ilintili olarak son günlerde bu dünyada en zavallı canlının insan olduğu kanısı ağır basıyor bende. Korkaklığıyla, cesaretiyle, saflığıyla, ketumluğuyla, yoksulluğuyla, varsıllığıyla, egemenliğiyle, esaretiyle… Ama her haliyle en zavallı canlı insandır; kavrayan, düşünen, üreten ve uygulayan olduğu için insandır. Bu dünyadaki en harika zekâ pırıltısına sahip olduğu halde, eninde sonunda her türlü acıyı, katliamı, kederi, üzüntüyü gördüğü, belki de tattığı, eni sonu bu duyguları kanıksayıp yaşamaya devam ettiği için insandır canlıların en zavallısı.

Son zamanlarda, hemen yanı başımızda, kilim silkelesek tozu düşecek sınırın öte yakasında,  dünyanın emperyalist güçleri tarafından gladyatörlerin, aslanlarla dövüştürüldüğü büyük bir arenada canlar ölüyor. Küresel ranta, diktatörlüğe, kendini yarı-tanrı yerine koyan aktörlere muhalefet eden, kendini, varlığını, toprağını korumaya çalışan birçok insan çarkın dişlileri arasında parçalanıp bir köşeye atılıyor. Kör bıçakla koyun gibi boğazlanan insanları izliyoruz; sivri metal parçasıyla bir un çuvalını deşer gibi diri diri bedenleri deşilip öldürülen insanları izliyoruz; bir yaş altı bebeklerin bombalarla parçalanan kollarını, bacaklarını izliyoruz, elleri arkadan bağlanarak kafalarına kurşun sıkılan gençleri izliyoruz… Bunları camlı ekrandan izlediğimiz için midir birçoğu daha önce izlediğimiz korku filminin bir bölümü olarak geliyor bize; vicdanımız pek acımıyor. Ya da beş on dakika sonra izlediklerimizi, duyduklarımızı unutuyoruz.  Her şeye alışıyor ruh halimiz. Her türlü haksızlığa, insana duyulan saygıdan geriye eser kalmadığına da alışıyor.

Dünyanın en etkili düşünürlerinin, filozoflarının, insanın insan olma biçimini deklare ettikleri, anlamlı ve güzel sözleri de beş para etmiyor bugünlerde; yâda o sözler, birbirimize caka satmaktan başka bir geçerlilik alanı bulamıyor… Konfüçyüs’ten tutun, Aristotales, Gıbbon, Nietzsche, Kant,  Marie Curie,  Žižek, Adorno’ya ve daha nicesine kadar söyledikleri anlamlı sözlerle ezilenlerin, hor görülenlerin, ihanete uğrayanların avuntusu olan düşünceleri de mezbahaya dönmüş Mezopotamya topraklarının yarınlara umutla bakmasına yetmiyor artık.

Kulaklar tıkanmak istenince dil gerçeği çarpıtıyor. Yaşanan şiddet karşısındaki çaresizlik, kadınlara yapılan saldırılara kadar uzanıyor. Belki de şiddetin en kötüsü yaşatılmak isteniyor;  kadınlara tecavüz edilmesi için fetva veriliyor. Kulaklar sağırlaşıyor. Hiçbir İslam âlimi de çıkıp bu duruma “sen ne halt yiyorsun,” demiyor. Dünyayı parayla satın alanlar, fetvayı verenleri de satın alarak, kadının direncini de kırmak istiyor. Kadın örgütleri de bu duruma sessiz kalıyor? En çok da bu duruma üzülüyorum.

Şunu da eklemeden geçemeyeceğim. Rojava’da kadına yönelik aşağılık fetva verenler ve bunu aklıdan geçirenler için tarihten bir dipnot düşmek istiyorum: Kürt halkının erkelerini tanıyanlar, kadınlarına asla zorbalıkla yaklaşmayacağını M.Ö 400 yıllarından itibaren anlamışlardı. “On Binlerin Dönüşü” isimli eserde Ksenephon, Kürt dağlarından geçen Yunan savaşçılarının yaşadıkları sıkıntıları anlatır. Kürt savaşçılar tarafından öldürülen birçok Yunan savaşçısının kesilen “çük”leri çuvallar içinde komutanlarına gönderildiği yazılır. Yani mesele kadınlarına zorbalık yapmaya geldi mi gözü döner Kürt erkeklerinin. 

Umarım yakın bir zamanda insanlık yitirdiği belleğini tekrar bulur. Son zamanlarda yaşanan vahşetin normal bir durum olmadığının sızısını hisseder. Hunharca yapılan katliamlara karşı durur, tepki gösterir, teşhir eder. Halkın yanında olanlara göre bir avuç sayılan egemenlere gerekli ders verilir. Aksi takdirde, sosyal medya üzerinden izlediğimiz ve  insanın kanını donduran katliamlar ve öldürmeler devam ederse, insanlığın sıfır noktasında bir eksen kayması olur ki birbirimizin vampirine dönüşürüz. O zaman bizim adımız insan olmaz.

Bu yazı toplam 5357 defa okunmuştur
19:59
 // Hasip şan
Mehmet hocam diline sağlık...
23 Ağustos 2013 Cuma 19:59
17:11
 // Kasım akdoğan
Süriyede savaş neden cıkmış taraflar neden anlaşmayor...
20 Ağustos 2013 Salı 17:11
20:08
 // mazlum
sıra o kendini egemen yenilmez yada sözdr efenfi zannedenlerede gelecek...
19 Ağustos 2013 Pazartesi 20:08