Ümit Yazıcıoğlu

DTP'ye yapılan haksızlık

17 Aralık 2009 Perşembe 22:25

Takriben iki yılı aşan bir süre önce yani 16.11.2007 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, Demokratik Toplum Partisi'nin (DTP), kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi'nde dava açtı. Bu dava 11 Aralık 2009 günü sonuçlandı. Ve bu mahkeme DTP hakkında kapatma kararı verdi.

Bu karar AİHM kararları iştahatlarına aykırı bir karar, dolayısıyla hukuki ve siyasi yanı hoş değil.

Kannatimce ülkede siyasi partiler kanununda hemen değişiklik yapılması gerekir, bu değişiklikler yapılırken, secim barajı yüzde beşe düşürülmelidir.

Nediyor Kararda Anayasa mahkemesi ilk önce bir ona kısaca bakarak yorumlayalım.
"Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın 16.11.2007 günlü, SP.135. Hz. 2007/2 sayılı İddianamesi ile Demokratik Toplum Partisi’nin kapatılması istenilmekle gereği görüşülüp düşünüldü: Demokratik Toplum Partisi’nin, eylemleri yanında terör örgütüyle olan bağlantıları da değerlendirildiğinde Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak haline geldiği anlaşıldığından, Anayasa’nın 68. ve 69. maddeleri ile 2820 sayılı Siyasî Partiler Kanunu’nun 101. ve 103. maddeleri gereğince KAPATILMASINA, .......v.s."

Bence Anayasa Mahkemesi bu kararı vermekle, kedisine duyulması gereken hukuki saygıyı zedeledi. Bu kararı, ülkemiz için çok umut verici gördüğüm demokratik açılım süresinde, mutlak bir geri adım olarak değerlendiriyorum. 

Siyasal Partiler Kanunu’nun 98. maddesi ile 2949 sayılı Kanunun 33. maddesi parti kapatma davalarında, CMUK’nın uygulanacağını belirtmektedir. Kanun koyucu, ceza hukukunun güvence ilkelerinden siyasi partilerin de faydalanmasını öngörmüştür. Oysa, Anayasa Mahkemesi, söz konusu kararda, davalı siyasi parti olan DTPyi bu güvenceden yoksun bıraktığı gibi, siyasi partilerin kapatılması konusunda Venedik Komisyonu ilkelerini kararinda değerlendirilmemiştir. Ama Partinin kapatılmasına sözde beyan ve eylemleriyle neden olan partili milletvekillerinin milletvekilliğini düşürmüş ve partinin kapatılmasına sözde beyan ve eylemleriyle sebep olan kurucular dahil üyelerine beş yıl süreyle siyaset yasağı getirmiştir.

Siz karar verirken hiç mi Allahtan korkmuyorsunuz, veya niçin objektif olamıyorsunuz?

Kararınızın üçüncü sıralamasında diyorsunuz ki, “Beyan ve eylemleriyle Parti’nin kapatılmasına neden olan Mardin Milletvekili Ahmet TÜRK ve Diyarbakır Milletvekili Aysel TUĞLUK’un milletvekilliklerinin, Anayasa’nın 84. maddesinin son fıkrası uyarınca gerekçeli kararın Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihte sona ermesine”....v.s, karar verildi.

Şimdi size ister istemez insan sormak mecburiyetinde kalıyor, Sayın Ahmet TÜRK´ten veya Sayın Aysel TUĞLUK’tan daha birleştirici, hergün barış ve demokrasi mücadelesi veren, bu ülkeyi en az sizler kadar seven milletvekili var mı?

Karar verirken Sayın Aysel TUĞLUK'un Radikal gazetesinde yayınlanan makalesini okudunuz mu? Niçin bu insanları siyasi haklarından mahrumettiniz? Anladığım kadarıyla DTP kapatma kararını, Strasbourg'a Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gündemine taşıyacak.  Dolayısıyla daha şimdiden bilmenizde yarar var, verdiğiniz bu yanlış karar AIHM den geri dönecektir.

Bir hukuk devletinde hukuk güvenliğinin sağlanması gerekir. Devlet organları görevlerini yerine getirirken "hukuk devleti" niteliğini yitirmemeli, hukukun uygar ülkelerde kabul edilen temel ilkelerini sürekli göz önünde tutmalıdır. Peki sizler siyasi partilerin kapatılması konusunda Venedik Komisyonu ilkelerini bu bağlamda kararınızda niçin değerlendirilmediniz? Devlete güven, hukuk devletinin sağlamak istediği huzurlu ve istikrarlı bir ortamın sonucu olarak ortaya çıkar. Aksi durumda kaos ortami doğar. Kaos ortamının doğmasına hiç kimse sebebiyet vermemelidir. DTP’nin kapatılmasının doğuracağı sonuçlar belliydi, hiç iç acıcı değil, bunaları mahkemenin ve yasa koyucunun önceden görmesi gerekirdi.
 
DTP'yi kapatmakla Kürt sorunu ve bu sorunun getirdiği problemler çözülmez.
 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 20.11.2007 günü grup toplantısında yaptığı konuşmada şöyle diyordu; "Bizim yaklaşımımız, demokrasiyi içine sindiren ve anayasal düzene uygun hareket eden herkesin demokratik sistem içinde tutulmasıdır. Bunu başarmak da bizim, siyasilerin görevidir.” Bu bağlamda yasa koyucunun ve hükümetin parti kapatmalarını zorlaştıracak yasaları zamanın´da yapması gerekirdi. Zamanında bu yasal düzenlemelerin yapılmamasını siyasi bir eksiklik olarak değerlendiriyorum. Bu eksikliğin hemen düzeltilmesi gerekir.

"Çare yasa değil, hukuktur, haktır, bilinçtir.
yasa değişir, yargı değişir, AİHM’de değişir,
yeterki sen değiş,
kaderini değiştir, hukuka ram ol.
tarihsel gerçeğe bir bak upuzun bir yol "

 
Demokrasimizin ulaştığı olgunluk seviyesi geçmişle kıyaslanamayacak bir noktaya ulaşmalıdır. Demokrasi, her türlü farklılığı içinde barındıran ve tolere eden bir sistemdir.

Hukuka uygun olmak kaydıyla, tüm farklı görüşlere tahammül göstermek şartır.

Link: http://www.yuksekovahaber.com/yazi/yazi/dtpyi-kapatma-davasi-746.htm

Bu yazı toplam 8917 defa okunmuştur
Venedik Kriterleri b)
 // Kerim Kilisedereli
siyasal partilerin yasaklanması veya kapatılması, sadece partilerin şiddeti siyasal bir araç olarak kullanmaları veya anayasada güvence altına alınan hak ve özgürlükleri yok etmek ve demokratik anayasal düzeni yıkmak için şiddet kullanmayı savunmaları durumunda haklı görülebilir. siyasal partilerin anayasada barışçıl değişiklikleri savunması ise, yasaklanmaları veya kapatılmaları için asla tek başına yeterli delil olarak kabul edilemez. Bir siyasal parti, bir bütün olarak, üyelerinin, partinin izin vermediği biçimdeki bireysel eylemlerinden dolayı sorumlu tutulamaz....
31 Aralık 2009 Perşembe 19:08
Venedik Kriterleri a)
 // Kerem Kilisedereli
venedik komisyonu'nun hazırladığı raporlar içerisinde önemli bir tanesi, siyasal partilerin yasaklanması, kapatılması ve benzeri tedbirlerin alınması ile ilgilidir. tüm avrupa kıtasında geçerli olmak üzere, hukuk devleti ve demokrasi standardını yükseltecek, insan haklarını koruyacak ve demokratik güvenliği daha fazla sağlayacak biçimde, komisyon'un 11 aralık 1999 tarihinde kabul ettiği ve 10 ocak 2000 tarihinde deklare ettiği metne göre, örgütlenme özgürlüğünün temel hak ve özgürlükler içerisindeki ayrıcalıklı konumunu da dikkate alarak, siyasal partilerin yasaklanması ve kapatılması konusundaki standart şu şekilde ortaya konulmuştur:...
31 Aralık 2009 Perşembe 19:07
Venedik Komisyonu 02
 // Beşir Atalay
anayasa hukuku alanında çok değişik konularda hazırladığı raporlarla venedik komisyonu, uluslararası alanda hukuk konularında bağımsız bir "think tank" kuruluşu olarak kabul edilmektedir ve komisyon, özellikle anayasa reformu içerisinde bulunan ülkelerde, avrupa'nın anayasacılık tecrübesinden hareketle oluşturulan temel standartların içerisinde yer aldığı anayasa metinlerinin kabulünde önemli rol oynamıştır.
ek olarak, avrupa insan hakları mahkemesi de siyasal parti özgürlüğü ve yasaklama rejimi konusunda venedik komisyonu'nun standardına paralel içtihat oluşturmaya özen göstermektedir...
31 Aralık 2009 Perşembe 19:04