Özgür Amed

Devletin Kürt Stigmaları​

01 Ekim 2011 Cumartesi 12:50

Her şeyin ölçüsü olarak insanı kabul eden Protagoras, “şüphe” denince akla gelen ilk filozof.

Rahmetliyi üzmek istemem ama bahsettiği “ölçü” tezi Kürt coğrafyasında biteli yüzyıllar etti. Her şeyin ölçüsünün önce “inkar”, sonra “faili meçhul” ve son olarakta  “polisin şüphesi”ne evrildiği zaman dilimlerinin ahir seyirlik, tadımlık izleyicileriyiz artık.

Daha da net söyleyecek olursak, Alman psikiyatrist Emil’in öldüren şüphe teşhisinin tam ortasındayız. İyi zekânın bir kusuru olarak kendini Pyrrhon üzerinden var eden “şüphe”, bugün Türkiye’de büründürüldüğü “akli denge bozukluğu” kimliği ile bir öldürme bahanesidir. Bir kıyım aracıdır. Öyle felsefik bir kıyımda değil; aleni, ortalık yerde ve olabildiğince küstah, şımarık, ahlaksızca…

Bazen yol ortası, bazen bir karanlığın heybesinde, bazen havaya açılan ateşte. Bir başka deyişle, K.Xaço’nun müthiş bir tespitle “Feleka me xayîn e, me dixapîne” dediği çarkın tamda içinden geçen halkız… Kısaca bu modalaştırılan terim “şüphe”, Türkiye’de aklanmanın da perde arkası ve zırhı olmuş durumda. Yaratılan savaş-bölünme ruh halinin en manyak/paranoyak görüntüsüne de limandır. 

"Kürt Stigması"

Gerçekte ise bu kavram devletin bir “Kürt stigmasıdır”…

Stigma, Eski Yunan’da manevi, toplumsal, ahlaksal bir düşüklüğün işareti idi. Toplumsal statü ezikliğine veya yaşadığın hastalığa göre bedenine bir işaret kazınırmış. Yani katil birini siz işaretlenmiş yâda dağlanmış bedeninden anlayabiliyorsunuz ve haliyle ondan kaçıyor, iletişim kurmuyorsunuz. Lanetliyorsunuz diğer insanlarla beraber…

Stigma bugün artık bir “özür işareti” değil. Tamamen dışlanmış, ötekileştirilmiş olmanın da adıdır. Goffman’a göre “damgalanmaktır”. Egemen zihniyet, iktidar paradigmasını yaşatırken tabakaları kategorize ederek damgalar.

Damgalama yöntemini kullanır.

Ülkemizde de sıkça görülen adları ile dinci, eşcinsel, hapis yatanlar, zihinsel engelliler, Bölücü Kürt, devlet düşmanı vs… Damgalanan kişiye “insan” gözü ile bakılamaz. Çünkü tehlikelidirler ve tüm lanetli kelimeleri etiket olarak taşırlar. Toplumsal dokuda her zaman “şüphe”nin ilk taşıyıcılarıdır. Şüphe ile bakılması ve yaklaşılması gereken kesimlerdir.

Bu minvalde olan biteni okuduğumuzda daha doğrusu ajanslara düşen “Bingöl'ün Karlıova ilçesinde Emniyet Müdürlüğü önünde nöbet tutan polisler, yoldan geçen ve Türkçe bilmeyen kadını 'şüpheli' diye taradı” haberi, Devletin yarattığı delüzyon ile her Kürdü bir “şüphe” levhasına oturtup, cinayetlerini meşrulaştırmasından başka bir şey değil. Bunu kabullenmek ve arkasına sığınmak ise başka bir cinayet şeklidir.

"Kürdüz, O halde şüpheliyiz…"

Küresel ısınmanın siyah rengine maruz kalmış konuksever halk Eskimolar kadar yalnız bir millet varsa oda “şüphesiz” alt kültürün tüm dayatmalarına ve artistik patinajin üst’sel halinin tüm burun kıvıran kültürüne dur demeye çalışan halklardan biri olan Kürtlerdir.

Yık, yük, yak, yok, kart, curt ve bilmem daha kaçıncı denklemden nihayet ‘bilinmeyen’ bir veriye ve hatta ne haddine ise “Bilinmeyen Dil Partisi –BDP” sürecine kadar da uzanan bu millet; yarattığı tüm maddi ve manevi kültüre rağmen “şüpheli” olmaktan kurtulamadı.

Şüpheli paketler kadar yalnız birer bünye olup çıktık, çıkarıldık. Hal böyle iken bir “şüpheli paket” hakikatinin Kürt resmi ile de karşılaşıyoruz. Devlet nezdinde bildiğiniz “Şüpheli Paket” olarak algılanıyoruz. (İhbarcı kim dersiniz?)

Şüpheli paketlere bakın lütfen, yalnızlığının yanında içinde ne taşıdığı da bilinmez. Etrafına onlarca insan doluşur ama sadece bakarlar, yanaşma cesareti göstermez kimse. Sadece biri yanaşır oda bomba uzmanıdır. Ve tek amacı vardır, paketi patlatmak.

Olan bitenin kısa bir özeti budur.

Paketin dili olsa da kendini ifade edemez. Çünkü kulağını, gözünü kapatmış imha ekibi duymaz, umurunda olmaz. O halde ne ve neyin şüphesi?

Bingöl- Karlıova’da vurulan 7 çocuk annesi Gülistan Tosun son şüpheli Kürt. Hipermetrop vicdanların son kurbanı. Akli dengesi tam olanların kayıtlara geçen son dengesizliğidir.

"Beni burada barbar sayıyorlar, çünkü beni anlamıyorlar" diyen bir Latin deyimi var. Anlama eylemi Kürde tekabül etmeyene kadar barbarlık devam edecek. Durum budur...

Bu yazı toplam 3829 defa okunmuştur
stigma
 // c özer
keke özgür güzev bir vurgu yapmış özellikle biz hakkari ler bu durumu en ağır yaşiyoruz. kadın komşusu olan çocukla çok iyi anlaşıyordur buraya kadar bir sorun yok hatta elnden geldiğince yardımda etmekte lakin gün gelir o meşhur söz sizinde muammanız nerelisin sorusu gelir .
hakkari liyim teyze ; cevap olsun sizde insansınız gülelim mi ağlayalım mı... artık ne incir verir ne portakal :(:)...
01 Ekim 2011 Cumartesi 14:23