Ümit Yazıcıoğlu

Derin devlet

01 Şubat 2008 Cuma

Türkiye"de yıllardır bir derin devlet lakırdısı sürüp gider. 85 yıllık Cumhuriyete ve demokrasi geçmişimize rağmen Türkiye"deki derin yapılar hala gayrı millidir, güçlüdür ve olaylara müdahildir.

Bugün gazeteci Avni beyin de belirlediği gibi 'derin devlet' diye tanımladığımız yapı 12 Mart döneminde çok güçlenmiştir. Amacı; sol kadroların asker/sivil işbirliğinde bir darbeyle iktidarı ele geçirme girişimini engellemek; bu gelişmeye itiraz eden ancak ne yapılması gerektiği konusunda mutabakat sağlamakta zorlanan devlet çekirdeğini müdahale için tahrik etmektir.

Herkes derin devletten bahseder ama, kimse onun ne olduğunu bilmez. Kimimiz ona çeteler deriz. Kimimiz onu emniyet içinde ararız. Kimimiz derin devleti askerin kendisi olarak tanımlamaya çalışırız. Veya onun MİT içinde yuvalandığını düşünürüz ve büyük sermaye babalarının bu işlerin arakasında olduğunu iddia ederiz. Kısacası ve doğrusu kimsenin derin devlet tarifi bir diğerine ülkemizde uymaz.

Bizdeki derin devlet Anadolu"nun mukaddesatına yabancı, hatta ülkemizin en büyük düşmandır, çünkü derin devlet milletin dinine, kültürüne, tarihine saygı duymaz ve milli iradeyi de dikkate almaz. Hükümet “derin devleti” en kısa süre içerisinde tasfiye etmelidir.

Ayrıca güncel hadiselerin yorumlanmasıyla derin devlet anlaşılmaz. Buna nazaran hatırladığım kadarıyla bu konuda 21.6.2007 tarihinde Başbakan Erdoğan "derin devlet"e örnek olarak ÜMRANİYE"yi gösterdi ve derin devleti  kimin, nasıl yeneceğini açıkladı. Başbakan Erdoğan "derin devleti" derin Türkiye'yle yeneceğiz dedi. Ama bu ana kadar bu konuda başarılı olamadı. Başarılı olması da çok zor, çünkü Türkiye"de bu anda iş başında olan derin devletin temelleri 1800"lü yılların başında atılmıştır. Dolayısıyla tarihi süreç içerisinde  profesyonel, uzun vadeli hedefleri olan bir derin çekirdek Türkiye içerisinde oluşturulmuştur. Ayrıca "Türkiye"deki Derin devlet biraz tasnif dışıdır.

Hatırlarsınız Haziran 2007"de İstanbul Ümraniye'de bir gecekonduya baskın düzenlenmişti.  Gecekonduda 27 el bombası, TNT kalıpları ve fünyeler ele geçirilmişti. Bu mekânın sahibi ise  emekli astsubay Oktay Yıldırım idi. Kendisi hemen güvenlik güçleri tarafından orada tutuklandı. Daha sonra bu olayla ilgili olarak adı Danıştay saldırısında gündeme gelen emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin ve emekli Başçavuş Mahmut Öztürk de gözaltına alındılar ve terör örgütü üyesi olmak suçlamasıyla tutuklandılar.

 

Türkiye"nin güçlü bir devlet geleneğinin olduğunu, bu geleneğin demokrasiyle derin devletin üstesinden geleceğini iddia etmek bir siyasetçi için doğrudur. Ancak halkımızın eğitim, gelir ve kültür seviyesi yeterince yüksek değildir. Türkler zor bir millettir. Ama tarihte Batı"nın kurduğu pek çok mengeneden ve tuzaktan bir şekilde kurtulabilmiştir. Bu nedenle Türkiye"de özel bir derin devlet tasarımı vardır. Öncelikle Türkiye"deki derin devlet asla milli değildir ama sofistikedir. Bütünüyle batı güdümündedir ve bağımlıdır".

Ayrıca bu derin yapılar medyayı, milli tonları, milliyetçi malzemeleri ustalıkla, hatta hamasetle kullanır. Bilakis kendi oluşturdukları çeteleri pazara sürerek, bağımsız olması gereken yargıyı etkileyerek, Emniyet ve Ordu gibi silahlı güçler içinde yuvalanarak faaliyetlerini sürdürmektedirler. 

Sanık Veli Küçük, Muzaffer Tekin gibi adamlar bu işin sadece bize yansıyan tarafı, buzdağının görünen kısmıdır. Birde bu buzdağının görünmeyen bir kısmı vardır. Örneğin,  Susurluk, Şemdinli, Atabey, Uğur Mumcu, Vedat Aydın, Bahriye Üçok, Musa Anter, Taner Kışlalı, 1 mayıs katliamı, Turgut Özal"ın ve Cem Ersever"in,  Hırant Dinkin öldürülmesi ve benzer olaylarda olduğu gibi araştırma, inceleme ve yargılama fiyaskoyla son buluyor. Derin devlet, ülkeyi dilediği gibi yönetmeye devam ediyor.

Aslında bir fiilin özendirilebilmesi için vatanseverliği içermesi lazım. Vatanseverliği içerebilmesi için hukuka ve anayasal düzene uygunluk lazım. Hiçbir bireyin hiç kimseye, hiçbir vatandaşın bir diğerine ceza verip bunu infaz etme yetkisi yoktur. Böyle düşünülerek yapılan hiçbir iş vatanseverlik olamaz.

Bu yazı toplam 11462 defa okunmuştur
“Orakoğlu bütün bildiklerimizi alt üst ediyor”
 // Ergenekon
Devletin illegal kontrgerilla faaliyetleriyle ilgili önemli iddialarda bulunan eski istihbaratçı Orakoğlu’nun açıklamalarına devletin yetkili kurum ve isimleri sessiz kalmaya devam ederken, eski MİT’çi Mahir Kaynak’tan “devletin yönetici kesimleri” ve “hukuk dışı yöntemleri” ne sitem dolu tepki geldi. Kaynak, Star gazetesinde yazdığı makalede şöyle dedi:” Büyük bedeller ödeyerek mücadele ettiğimiz PKK’nın elebaşının devletle bağlantısı olduğu iddia edilen Ergenekon çetesinin bir üyesi olduğunun üst düzey bir emniyet yetkilisi tarafından söylenmesi bütün bildiklerimizi alt üst ediyor ve çatışmanın taraflarının devletin içinde olduğu izlenimini yaratıyor. İddianın doğruluğu vahim, yanlışlığı, devlete bilgi veren kurumların ne kadar yanıltıcı olabileceğini göstermesi bakımından daha da vahimdir....
10 Şubat 2008 Pazar 16:33
Mahir Kaynak
 // Tuzaklar
Gizlilik ile kanunsuzluk birbirine karıştırıldığı için devleti kurtarma adına yapılan kanunsuzluklara göz yumulmaktadır. İlk yapılacak iş örtülü operasyonları düzenleyen kurallar koymak ve gizli faaliyetleri devletin kontrolü altına almaktır. Devleti oluşturan unsurlar birbirine hasım gözüyle bakar ve karşısındakini tasfiye etmenin ülkeyi kurtaracağını düşünürse, birbirlerini devlet aleyhine faaliyetle bulunmakla itham ederse mücadele bitmez. Bu nedenle yönetim şeffaf olmalı, gizlilikler sadece devleti oluşturan unsurlar tarafından bilinmelidir. Birbirini düşman sayan, diğerlerinden habersiz işler yapan unsurların oluşturduğu devletin bekası zordur....
10 Şubat 2008 Pazar 09:39
Ersever'in avukatı Emin Emir
 // Ali Ardahan
Ersever'in avukatı Emin Emir gazetecilere yaptığı açıklamada, JİTEM'in kurucusunun iddia edildiği gibi Veli Küçük olmadığını belirtti. JİTEM’in eski Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis'in bilgisi dahilinde oluşturulduğunu söyleyen Emir, ‘’Veli Küçük'ün amacı 'parsayı toplamak. JİTEM'in kurucusu Veli Küçük değil. Küçük Paşa, JİTEM üzerinden kendine rant sağlamaya çalışıyor. JİTEM sanki Küçük'ün iradesiyle mi kuruldu? JİTEM resmi bir teşkilattı, devlet teşkilatıydı’’ dedi.

Emir, JİTEM'in Kürt illerinde önce istihbarat sağlamak için oluşturulduğunu ancak daha sonra ise Jandarma Genel Komutanlığı'na bilgi vermek için Ankara'da bir merkez oluşturulduğunu vurguladı. Emir, Cem Ersever zamanında bu birimlerin tek çatı altında toplandığını söyledi.

Ersever'in 1993'te öldürülmesinin ardından devlet yetkilileriyle arşivi günlerce aradıklarını söyleyen Emir, Ersever’in öldürülmesi ardından Ankara Jandarma İl Komutanlığı'nda özel bir tim oluşturulduğunu belirtti. ‘’Ersever'in kaldığı yerleri tek tek aradık. O dönem, Ersever'in arşivi yüzünden öldürülmüş olabileceğine dair kuvvetli soru işaretleri vardı. Tüm aramalarımıza rağmen arşive ulaşamadık, sadece boş bir bilgisayar bulduk" diyen Emir, arşivi elinde bulunduran kişinin cinayetle bağlantısı olabileceğini belirtti....
07 Şubat 2008 Perşembe 23:40