Ümit Yazıcıoğlu

Deniz Baykal'ın Duruşu

12 Mayıs 2010 Çarşamba 19:50

Sayın Önder Sav´ın, gazetelere yansıyan bugünkü konuşmasında, ''Dün bütün dünyanın, Türkiye'nin onurlu bir devlet, siyaset adamının belki kendisinin tanınmayan yönlerini tanıtan bir davranışına tanık oldu'' değerlendirmesinde bulundu. Sav, Baykal'ın istifasına ilişkin, ''Basit, iğrenç bir kaset olayıdır diye geçiştirilemeyecek bir olayın üzerine cesaretle giderek; amacı vahim bir komploya teslim olmayacağını, alçakça, hayasızca, namussuzca komplo yapanlara okkalı bir şamar vurulabileceğini kanıtladı ve onlara unutamayacakları bir ders verdi'' diye konuştu. Bu görüşlere aynen katılıyorum.

Baykal CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa ederek o iğrenç kaseti oluşturan ve servis edenlerin ellerinde patladı; onun içindir ki asıl ağlaması gerekenler korsan kasetçilerdir. Yani ben, kaseti hazırlayanlar için maksat hâsıl oldu diyenlerden değilim. Çünkü maksat CHP’nin başından Baykal’ı uzaklaştırmak değil, yıpranmış bir Baykal’la referandum ve seçimlere gitmekti. İşte Baykal bu oyunu bozdu.

Deniz Baykal, „Meskene tecavüz ve ileri teknoloji kullanımı yoluyla tezgahlanan bu komplonun iktidar gücü ve olanakları seferber edilmeden bir Muhalefet Partisi Genel Başkanına karşı bu kadar fütursuzca icra edilebilmesi mümkün değildir“, görüşünde. Baykal yukardaki görüşünde ne kadar haklı, onu bizlere zaman gösterecek. Dolayısıyla olayın aydınlatılması,  duygusallığa, şahsi hırs ve menfaatlere tevil edilmemelidir, düşüncesindeyim.

Türkiye’de bu tip komploları ve provokasyonları düzenleyen dış unsurların olabileceğini Baykal gözardı etmemelidir. Bu operasyon, bu -komplo-, Türkiye üzerinde ve aleyhinde oynanmakta olan “Büyük oyunun”  müstehcen bir perdesidir!.  Bu komployu kim yaptı? Nasıl servis etti? vb. sorularının cevabı bu noktadan sonra çok önemlidir.  Diğer önemli olan bir soru bütün bunların niçin yapılmış olduğu ve kime yaradığıdır? CHP’nin kurultayı öncesi Baykal’dan kurtulma operasyonu olarak da olanı biteni okumak veya değerlendirmek mümkündür? Ancak Önder Sav’ın telefonunun dinlenme vakasıyla kasetlerin servis merkezinin benzerliği düşünüldüğünde bu ihtimal zayıflıyor.

Esasına bakarsak emniyet ve istihbaratcılarımızın Komplonun Hollanda ve Almanya ayağını araştırılmalarının zaruri olduğuna inanıyorum. Zira Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı bazı vakıflar ve kurumlar, bu tip olayları yapmaya muktedirdirler. Alamanya´da bundan yıllar once bir Alman generalin başına tezgahlanan buna benzer bir komplu, şimdi Deniz Baykal uygulanmıştır.  Bu utanç verici dış tertip ve komplo kara bir leke olarak siyasi tarihimize geçti. Bu  olayla birlikte ortaya çıkan bireysel hak ve özgürlük alanlarını doğrudan ihlal eden, bu ve benzeri kanunsuz girişimlerin ve arkasındaki mihrakların ve şer güçlerinin tespitini ve gerçeklerin gün ışığına çıkarılmasını, hükümetten acil olarak beklemekteyim.

Basit, iğrenç bir kaset olayı

Kaset skandalını haber bültenlerinden öğrendim. Bir insan olarak çok üzüldüm.  Kaseti internetten seyrettim. Görüntülerin farklı ortamlarda farklı kameralarla çekildiği çok net belli oluyor. Aynı zamanda bu görüntülerin tamamının belli bir frekanstan yayın yapan mikro kamera ile yapıldığı malum. Kasetle yapılan komploda iki ayrı yere yerleştirilen kamera var kanaatindeyim. “Bu frekansı alan büyük bir ihtimalle araca yerleştirilmiş bir de alıcının olduğu, bu alıcıdanda videoya hızlandırarak kaydedildiği görülüyor”.  Duyumlarıma göre daha sonra bu, yüzde 15 oranında karartılmış, yüzde 21 oranında eskitme uygulanmış". Görüntüyü detaylı olarak incelediğimizde 43 parçadan oluştuğunun görülüdğü malum.  "Aynı video çekimi içerisinde kullanılan bayan figürünün iki ayrı figür olduğu görünüyor.  Olayın gerçekleşme biçimi, oluşturma biçimi bireysel olarak görünmüyor. Dolayısıyla insanda ister istemez Kurumsal bir görüntü yapımı olduğu, şüphesini uyandırıyor. Hatta çekimin biçiminden kurumsal araçlar tarafından yapıldığının, kannati insanda oluşuyor. Bu sistem sadece oralarda var. “Bu birinin yerleştirdiği hafızalı kamera değil. Zamana, günlere yayarak yapılan çekimlerin birleştirilmesidir. Bu bir araç teşkilatıdır”. Eğer bu tür araçlar ülkede kişilerin elinde dolaşıyorsa bu da kurumsal suçtur. Ama (ülkeye bunlar şahısların elinde giremez) diyorsanız, buradaki işlemin kurumsal işlem olduğunu düşünebiliriz" diye sayın Sayın Tacidar Seyhan´in bu açıklamalarını Erdoğan Hükümetinin çok ciddiye alması gerekir, kanaatindeyim. 

Dedikodulara gelince

Bana konuyla ilgili bazı telefonlar geldi, ben bu telefonların birkısmını ciddiye almadım. Sayın Şaban Dişli ve Akif Gülle´nin bu işi tertiplediklerine inanmıyorum, daha doğrusu inanmak istemiyorum. Ama Sayın Başbakan´ın bu şahsiyetlerle ilgili bu konudaki dedikoduları ciddiye alıp, parti içerisinde bir soruşturma açmasının hepimiz açısından yararlı olacağına inanıyorum, çünkü ateş olmayan yerden duman çıkmaz diye düşünüyorum.

Sonuç

Evet bildiğimiz gibi siyaset alanı risklerle doludur. Siyasette ön sıralarda olmak, bu risklere muhatap olma oranını daha da yükseltiyor. Baykal da iğrenç bir komployla karşı karşıya kalmıştır. CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa ederek o iğrenç kaseti oluşturan ve servis edenlerin ellerinde patladı.

Sayın Deniz Baykal, 10. Mayıs 2010 tarihli açıklamalarıyla da onurlu bir siyaset adamının, onurlu bir devlet adamının yapması gerekenin, “böyle güç koşullarda ne olduğunun altını çizdi ve tarihin unutulmazları arasında yerini aldı”. Böyle güç dönemlerde önemli mevkide bulunan siyasetçilerin, devlet adamlarının kararlarını fazla geciktirmeden vermiş ve toplumla bölüşmüş olmalarını çok anlamlı buluyorum.

Özel hayatın dokunulmazlığı ve gizliliği ilkelerini hiç dikkate almadan ve umursamadan, medya üzerinden ahlaksız yöntemlerle bir kasetin sızdırılması tarifi olmayan bir halin son şeklidir.

CHP’nin bütün kurultay delegelerinin bu ay içerisinde yapılacak olan kurultayda Sayın Dr. Deniz Baykal´ı aday göstererek, onun tekrar CHP genel başkanı olmasını sağlamalarının, çok doğru olacağına inanıyorum.

Bu yazı toplam 11223 defa okunmuştur
MAŞALLAH
 // kırÇİÇEĞİ
Maşallahınız var. Adam kendini bu kadar savunmadı.
1.Erkek dünyasında ki birbirine arka çıkma duygusu ile kriminal araştırması dediler uçkurunu akladılar (sözüm ona yutanlara tabii)
2.kendisi asla inkar etmedi, sadece hesap soracağım dedi?İLGİNÇ
3. Kadın 15 senedir yanında ve partinin fısıltı gazetesi kabul ediyor kadına karşı çıkıyorlar
4.Ama bizim bir takım zevat hala uçkuru gevşeğe arka çıkıp aklamaya bakıyor.
BİR NAZAR BONCUĞU verim 41 kere MAŞALLAH desinlerde bu gayretlerinize nazar değmesin....
25 Mayıs 2010 Salı 10:23
Neden internette?
 // Koray AYDEMİR
Hocam, “Çok basit bir incelemeyle kravatların, çorapların renklerinin tutmadığı, bu kadar basit hatalar yapılmasına rağmen ciddi bir mağduriyet oluştuğu açıktır. Bu kaseti internete veren kişinin amacı nedir? Hükümetin görevi, bu kasetin kimin ne amaçla bu şekilde sunum yaptığı, gündemi değiştirdiği ve Baykal’ın Türkiye’deki siyasi hayatına neden son verdirilmek istendiğini araştırmaktır.”...
21 Mayıs 2010 Cuma 09:42
ULUSAL Kriminal adlı şirketin sorumlusu
 // Uğur Kurtalan
Hocam, makalenizde sekinmeden ğerçekleri dile ğetirdiğiniz için teşekkürederim. Baykal’a yönelik komploda, görüntülerin teknolojik hileyle oluşturulduğu buğün resmen açıklandı
ULUSAL Kriminal adlı şirketin sorumlusu Uğur Kurtalan düzenlediği basın toplantısında, “Kasette modifikasyonlar var. Görüntülerdeki kişiler Deniz Baykal ile Nesrin Baytok değil” dedi. Yazılı açıklama yapan Baykal da, “Kasetin montaj olduğunun belirlenmesi ahlak dışı komplolara cevaptır” diyerek kurultayda aday olmayacağını tekrarladı...
21 Mayıs 2010 Cuma 09:37