İbrahim Genç

Demokratik İslam Kongresi: Yeni bir dünya mümkün

16 Aralık 2015 Çarşamba 08:54

Demokratik İslam Kongresi: Yeni Bir Dünya Mümkün İslam coğrafyasında savaş, yıkım ve göçün yaşandığı bu dönemde çıkış yolları keşfetmek hayati bir önem taşımaktadır. Dolayısıyla bu çıkış yollarının keşfedilmesi ve mazlum halkların güven ve huzura eriştirilmesi her toplumun vicdanî görevidir. Özellikle acılar içinde kıvranan halkların Müslüman olduğu gerçeği, “Müslüman’ım” diyen herkesi sorumluluk altına sokmaktadır.

Çünkü İslam’ın iki temel kaynağı olan Kur’an-i Kerim ve Hadis-i Şerif; insanlığa karşı uygulanan işkence, şiddet, göç, açlık ve yıkıma karşı duyarlılık göstermeyi emreder. Ortadoğu’daki bu acı tabloya karşı duyarsız kalanların vicdanından ve ahlakından bahsetmenin mümkün olmadığını sanırım herkes kabul eder. 

“Allah’ın devleti olamaz”

Tam da bu zor dönemde İstanbul’da 13 Aralık’ta Demokratik İslam Kongresi Gençlik Komisyonunun organize ettiği “Demokratik ve Özgürlükçü İslam” panelinde bulunmak benim için önemliydi.

Moderatörlüğünü yaptığım panelde konuşmacı olarak İlahiyatçı-Yazar İhsan Eliaçık ve Almanya’dan gelen ilahiyatçı-Yazar Hafız Ahmet Turhallı katılmıştı.

Panelde hem Eliaçık hem de Turhallı çok dikkat çekici şeylere değindiler. İlk sözü alan Turhallı’nın İslam’da demokrasi ve özgürlükleri içeren sunumunda dile getirdiği “Allah’ın devleti olmaz, bu adla kurulan devlet kutsal olmaz” tespitinden sonra Kuran’ın öngördüğü bir yönetim biçiminde olması gereken ilkeleri şura, merhamet, adalet, ehliyet, hakaniyet olarak belirtmesi önemliydi. Eliaçık’ın da konuşmasında geçen "Peygamber efendimiz Medine'de özyönetim kurmuştur. Özyönetimle halkı örgütleyerek iş bölümü oluşturmuştur. Hakim olmamış hakem olmuştur" vurgusu ve "Canınızı, işyerinizi, evinizi, sokağınızı koruyamazsanız, asimilasyona tabi tutulursunuz. Hendek, meşru savunma hakkıdır" sözleri dikkat çekiciydi.

Demokratik İslam Kongresi 

İstanbul’da bulunduğum sürede Demokratik İslam Kongresi’nin (DİK) de hazırlık çalışmalarına tanık olduk. Bilindiği üzere DİK, Ortadoğu’nun en barbar ve vahşi katliamlara teslim olduğu bir dönemde bir yeni pencere olarak 9-10 Mayıs 2014’te Diyarbakır’da düzenlediği kuruluş toplantısıyla ortaya çıkmıştı. Bu dönemde IŞİD başta olmak üzere diğer örgütlerin en vahşi şekillerdeki katliamları Suriye ve Rojava topraklarında sürmekteydi.

Kuzey Afrika’dan Mezopotamya topraklarına kadar her yerde bombalar patlıyordu. Kuran ve Hadis’in sesi, kurşun sesleriyle duyulmaz hale gelmişti. Kuran ve Hadis’in sesi kesildikçe İslam dünyası da bin bir parçaya bölünüp gidiyordu. Müslüman’ın Müslüman’dan beklediği vicdan, adalet ve ahlak ortadan kalkmıştı. İşte tam da bu dönemde DİK, İslam’ın farklılıklarla bir arada barış ve adalet içinde yaşamaya çağıran sesine ses olmak üzere ortaya çıktı.

İkinci genel kurul İstanbul’da

Bugün de DİK, son birkaç aydır çeşitli il ve ilçelerde yaptığı panel ve konferanslardan sonra ikinci genel kurulunu İstanbul’da yapmak üzere çalışmalarını sürdürüyor. Bu amaçla DİK, 14 Aralık’ta İstanbul’da düzenlediği basın toplantısıyla 18-19-20 Aralık tarihlerinde dört parça Kürdistan ve Avrupa’dan katılımcılarla yapılacak genel kurulun çalışmalarını ve programını kamuoyu ile paylaştı. DİK’in ikinci genel kurulunda artık sadece IŞİD ve türevlerinin özellikle Rojava ve Suriye topraklarında işlediği cinayetler ele alınmayacak. DİK, 7 Haziran seçimlerinden sonra Türkiye’de başlayan çatışmalı sürece ilişkin de güçlü bir çare olmaya çalışacaktır. Bu sebeple de bugün Sur, Cizre, Nusaybin, Silopi gibi yerlerde hendek bahanesiyle acımasız politikalara yönelik de bir ses olacaktır. Çünkü Ortadoğu’daki tüm toplumsal olaylara karşı duyarlılık geliştirmek ve buna yönelik caydırıcı bir rol oynamak DİK’in genel yapısıyla bağdaşmaktadır.

“DİK panzehir olacaktır”

İstanbul’da bulunduğum süre zarfında kendisiyle DİK’in amaç ve hedefleri üzerine konuştuğum ilahiyatçı-yazar ve DİK Hazırlık Şurası üyesi Hafız Ahmet Turhallı şöyle konuşuyor: “Demokratik İslam Kongresi iktidara ve paraya bulaştırılan İslam dininin bu çirkin kullanma biçiminden kurtarılması için bir çabadır. Şimdiye kadar oluşturulan dini cemaat ve yapılanmaların hedeflerinde İslam’ı kullanarak para ve iktidar elde etme amacı güdülmüştür. Demokratik İslam Kongresi barışı, kardeşliği, hakkaniyeti ve adaleti esas alacak, hiçbir parti, devlet ya da iktidarın borazanlığını yapmayacaktır. Demokratik İslam Kongresi; insanı öldüren, sömüren ve bunları kendi iktidarlarını kurmak için İslam diye gösteren anlayışın panzehiri olarak öldürmeye karşı yaşatmayı, çalmaya karşı helal kazancı, savaşa karşı barışı, cahilliğe karşı bilgiyi, tembelliğe karşı çalışkanlığı esas alacak, ilahi vahiy Kur’an kaynağından beslenecek, her türlü kirliliği, zulmü ve ikiyüzlü davranışları teşhir ederek yoluna devam edecektir.”

Turhallı devamında “Yani Kur’an’daki Müslüman cemaat profilini yakalamak için mücadele edecektir.” dedikten sonra Kuran’dan “Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Al-i İmran, 104)” ayetini hatırlatıp “DİK bu emri marufu esas vazifesi sayacak, şiddeti değil, tebliği esas alacak, bunu ona katılan kardeşleri ile beraber yaşamlarına geçirerek Allah’ın istediği bir cemaat olma yolunda çaba ve cehd sahibi olacaklardır.” şeklinde sözlerini tamamlıyor. 

DİK’in üstleneceği rol önemlidir 

Sonuç olarak Ortadoğu’da Müslüman ve diğer dini inanç gruplarının savaş ve şiddet içinde inlediği; kadınların köle pazarlarında satılıp tecavüze uğradığı; çocukların cansız bedenlerinin kıyılara vurduğu, annelerin öldürülen çocuklarını buzdolabında saklamak zorunda kaldığı; eşrefi mahlukat olan insanoğlunun vahşi katliamlarla onurunun hiç edildiği, cenazelerinin işkence edildiği bir dönemde dünyadaki birçok İslami kurum ve kuruluşun sessizliğe gömülmesinden dolayı Demokratik İslam Kongresi’nin varlığını herkes önemsemeli ve buna katkı sunmalıdır.

Bu açıdan İstanbul’da 18-19-20 Aralık’ta farklı inanç gruplarının da katılacağı Demokratik İslam Kongresinin ikinci genel kurulunun bu konjonktürde vereceği hayati mesaj ve üsteleneceği rol önemlidir.

Bu yazı toplam 4658 defa okunmuştur