1. YAZARLAR

  2. İrfan Sarı

  3. Demek ki neymiş?
İrfan Sarı

İrfan Sarı

Yazarın Tüm Yazıları >

Demek ki neymiş?

A+A-

Barış konuşulunca, normalleşme istenince savaşın enkazından çıkan gerçekler acıtırmış.

Evet, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde taraf olarak savaşan çok generalin, komutanın parlementer olduğunu gördük. Emniyet genel müdürleri de oldu. Hatta bir dönem neredeyse kamu görevlilerinin dışında kimse vekil olamadı. Sanki sivil yaşamdakiler zeka sorunlu ya da devletin bekaasını tehlikeye düşürecek türden düşünüldü. Devletin sürdürürlülüğü için devletin hizmetinde çalışmış olmalısın ki parlementer olabilesin izlenimi doğdu.

Ama dünya hızla değişiyordu Türkiye de bu değişimde kendi payına düşeni almalıydı.

Demokratikleşmede katı kuralları olan Türkiye'nin Kürtlerle ilgili kapı gibi kuralları vardı. Konuşulmayacak, konuşulunca hayın olunacak türden kuralları. Yok sayılacak, yok sayılmayınca “Asi-Şaki-Terörist” olunacak bağlamda katı kuralları.

Devlet kayıtlarına geçirelecek kadar fütursüz inkarlar, katledilmelerine vacip emirler bu tutanaklarda yerini alacaktı. Tarih bunları tutanaklardan ibaret tutmadı çünkü zihinlerden silinecek kadar masum değildi bu emir ve inkar politikaları.

Agirî’de, Koçgiri’de, Dersim’de, Zilan’da, Oremar’da emirler doğrultusunda kurşuna dizilecek olanlar kurşunlanacak, asılanlar asılacak, yurdundan sürülecek olanlar sürülecek, bu süretle geri kalanlar devletin sürü adamları haline getirilecek-itiatları sağlanacaktı.

Mezar taşı bile çok görülen kürtlerin çocukları, ağır işlerde çalıştırılacak, yoksullukla başbaşa bir hayata terk edilecek, eğitimsiz birakılacak, her türlü sömürü ve istismarcı fırsataçılarının hedefi haline getirilecekti.

Kürdün ıslığı bölücü ıslığı olacak, türküsü sakıncalı  türkü,ağıdı propaganda olarak nitelenecek, çocuğuna dökecek gözyaşı ona suç sayılacak, sevdikleri terörist ya da terörist başı sayılacaktı.

Köyler boşaltılacak, yakılacak, ormanlar yakılacak, şehirler sabah ışıklarına kadar taciz ateşleri altında kalacak, çocuklar altına işeyecek, gençler çarşı merkezlerinde vurulacak yani savaş adıyla sanıyla sabıkalrını bir bir işleyecekti.

Failine belli değil denilecekti vurulup alnından çivilenenlere. Isız yerlere terk edilen gencecik bedenlere bir tutanak bile tutulmayacaktı. Çöpükler kürtlerin ağabeylerinin, babalarının, kardeşlerinin cesedinin atıldığı yer olacaktı.

Cesedi panzerlere bağlanıp sürüklenenler ise kollarına kadar apolet ve yıldız sebebi sayılacaktı. Devlete üstün hizmet vermiş olunacaktı.

Eğer barış konuşulacaksa yukarıdaki hiçbir şey konuşulmayacak demektir. Savaşın izlerini, derin yaralarını, korkularını, gölgelerini hayatımızdan çıkarmak demektir.

Hayatımızdan bir süreliğine değil tümden çıkarmamız gerekecektir. Bu bir süreç elbetteki. Ama bu sürece tüm acılarımzdan sıyrılmış olarak, tüm yitirilmişliklerimizin bıraktığı boşlukları doldurmak için gerçeklerle davranmamız  gerekecektir.

Eğer barışı konuşacaksak PKK'yi konuşmamız gerekecek. PKK'yi konuşacağız ki barışa ihtiyacımız açığa çıksın.

Barış demokrasidir, uyumdur, uygarlıktır, evrenselliktir.

Elbetteki mesken belledikleri dağlardan ayrılıp inilecekse düz ovaya onları hayatın içine katmak gerekiyor. Hayatın gerçekliği neyi sunacaksa onlara onu kabul etmek gerekiyor. Üniversitede okuyacaksa okumalıdır. Marangoz olacaksa olabilmelidir. Parlementer olacaksa TBMM'ye girmelidir.

Makul olan budur. Barışılacaksa böyle barışılmalıdır. Demokratik bir ülkedeher vatandaşın anayasal hakları ne ise onlarında anayasal hakları aynı olmalıdır. Ne bir eksik ne bir fazla.

Savaşın tahrip ettiği, yığınla enkaza dönüştüğü bir ülke bizim ülkemiz.

Bu enkazlardan gerçeklerin çıkacağı gün gibi açıktır. Her gerçek bizi insan haklarına biraz daha duyarlı ve biraz daha uyumlu hale getirecekse o zaman gerçektende barışı konuştuğumuz anlaşılacaktır.

Çirkin durup, savaşın mağduriyetini görmemek zaten bu saatten sonra kimseye fayda sağlamayacaktır. Savaş acının yoğunlaşmasıdır. Kıyımdır. Haramdır. Bunu iliklerimize kadar biliyoruz, bilmeyenimiz yok.

O halde geleceğimize isabet edecek gerçeklerimizi şimdiden görüp alışmamız lazım.

Annemize, öğretmenimize, kardeşimize, sevgilimize alışır gibi hem de.

Bu yazı toplam 4016 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
10 Yorum