1. YAZARLAR

  2. İrfan Sarı

  3. Delidir Berçelan’da Doğa
İrfan Sarı

İrfan Sarı

Yazarın Tüm Yazıları >

Delidir Berçelan’da Doğa

A+A-

Savaşın, kurşunun, barutun yakıcılığından kurtulmak ve bir nefes yaşam çekmek için ciğerlerimize, vardık Berçelan yaylasına.

3800 metre yükseklikteki bu cazibe; dağların doruklarını, bulutları, yeşili, karı bir arada barındırdığı için cazibesine vahşilikte katıyor.

Bu yaylada bir tek ağaç yok, ama ağaçların gölgesinde serinlemeyi düşünmeyin. Çünkü rüzgar doğal soğutma nöbetini her daim yapar. Ki bazen de doğal bu döngüsünde delirir ve az ötede duran bulutları sağarcasına yağmura gebe bırakır.

Yağmur sağanak, rüzgar deli, toprak hasret…

Bir çadır, bir battaniye, kat kat kışlık giysiler bedeninize saldıran soğuktan korunmanıza yetmez temmuz ayında. Temmuz kavurucu sıcaklığını hazırlarken Berçelan'da kıvamını bir türlü tutturamaz. Berçelan sıra dışı mevsimlerin buluştuğu, doğanın ihtişamını sergilediği yerdir.

Bu kara parçası bir insanın avucunda küre varmış gibi duruyor güneye baktığınızda. Gördüğünüz yamaçlardan durmadan sular akıyor, işte o su akıntıları avuç içimizin izlerine benzemektedir. Kar suları, gözeler suyun gösterisini bütün çıplaklığı ile sunarlar. Sular dağ yarıklarından, kıvrımlardan, sırt bitimlerine bembeyaz akar durur. Bazen kendi yatağındaki kayalara çarpar her zerresi gökyüzüne kalkar ve artistik gösterisini hayranlık bırakarak tamamlardı.

Temmuzda kar yağışına tanık olduk. Bulunduğumuz yerden daha yüksek tepeye kar düşmüştü sabah baktığımızda. Bu yağan kar suyun ana temasıdır. İşte o suyla oynaşamazsınız. Elinizi bandırıp beş dakika bekletin isterseniz. Parmaklarınız inceden inceye sızlamaya başlar ve biraz sonra artık his edemezsiniz. Ama istediğiniz kadar için çünkü bu su bünyenizle dosttur. Su ve bedeniniz iki sevgili gibi uyum içinde tutkuya dönüşür.

Kadiri şinaz ressam doğanın tablosunu nerden izlerseniz izleyin şaşkınlığınız küçük dilinizi yutmanıza vesile olabilir onun için soğukkanlı olun.

Bulutlar dağların tam üstüne yuva kurar. Elinizi uzatsanız dokunacakmışsınız gibi bir his uyanır. Yağmaya duran bulutların karnı hafif grileşir ve kül serpilmiş kara dönüşür. Sonra boşalır birden. Dünya titrer gürlemesinden. Durduğunuz yerden sarsılırsınız. Gürlemeler seri patlamalar gibi ardı sıra düşer avuç içi Berçelan yaylasına.

Elden ele top oynuyormuş gibi gürlemeler bir o dağın başından bir diğer dağın başına düşer dolu yağışının o eşsiz sesi eşliğinde.

Başlar şimşek çakışları. Gökyüzü çatladı sanırken bir bakmışsınız mavi ve güneş sarısı ışıklar ile birlikte koca yayla gün yerine dönmüş. An kadar bu aydınlık yine an kadar bir zaman diliminde kaybolur. Gözler bu anları takip etmekte gecikir. Bütün şimşekleriyle, bulutlarıyla, yağmuruyla tanrı gösterisini tamamlarken artık bedenlerimiz üşümüş, kudururcasına sıcağa güdümlenmişti.

Bir kıvılcım sıcak, soğuğun içinde umut zarifliğindeydi artık.

Bu vahşi coğrafyada en narininden birçok çiçek doğar yeryüzüne baharla. Sosin"i mutlaka görün derim. Bir kök üzerine dört ya da beş dal. her dala bir o kadar çiçek açar, asmin mavisi var yapraklarının özünde tam ortasına sarı benekli bir kök yanması, elinizi her dokundurduğunuzda kokulanır bu kök. Misafir ağırlarcasına yaydığı kokuların içinde bir nefes yaşamı bulmak o kadar kolaylaşır ki anlatılması oldukça zordur.

Gözlerinizi bir salise bile kapatmaya kıyamazsınız. Çünkü her an görülmeyi hak ediyor orada. Yağmur damlaları vurdukça parıldayan Zerzerok çiçeğinin örtüsü bir başka sırdı. İzahı mümkün olsa belki sırrını yitirir.

Geceye yağış durulunca yıldızları aradık gökyüzünde. Sanki bütün yıldızları çobanlar göğsüne toplamıştı, üşümesinler diye. Bir görünüp bir kaybolanları aramaktan bitap düştü gözlerimiz. Uyumadık. Sabaha güneşin doğuşuna misafir kaldık. Ama güneş bulutların bu yüzüne çıkmadı.

İçimize doğurduk güneşi.

Sonrası kıvrım kıvrım yol, korku ve korku içre uçurum.

Berçelan dolu ile dövdü sırtımızı ve toprağı. Unutmadık… Her dolu tanesini bayram günlerine şeker saydık

Şimşekleri, bulutları, yağmuru, sosin'i, suyu, dağları bırakıp geldik… Aklımızda ihtişamlı dağların arasına yuvalanmış bu yaylanın efsunuyla.

NOT: 2009 Berçelan Şenliği organizasyonu emekçilerine teşekkürlerimle.


Bu yazı toplam 7098 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
7 Yorum