İrfan Sarı

Darağaçsız asılmak

08 Aralık 2007 Cumartesi

Cumhuriyetin ilanıyla birlikte dağların arasındaki yalnızlığından başka bir şeyi tanımayan insanımızın önündeki çarpık engel silsilesi ayrıca bir yalnızlaştırmıştır onu.

Tarihin penceresinden bakıldığında bu dağlara açan her çiçeğin rengine hayran kalmamak mümkün değildir. Tabiat ana rahminin direnişini her mevsim sonsuz bir berraklıkla sunar yeryüzüne.

Ancak o pencerede Kürdün yaşama karşı verdiği mücadelenin ne kadar zor ve çekilmez olduğunu da görmek mümkündür. Zorlu yaşam mücadelesine inkâr edilmişliği, yok sayılmışlığı da ilave edilince içinden çıkılmaz bir haldir tek başına…

Bu sebeptendir ki; yaz-bahar ayları gelince, rüzgârın kollarında bir o yana bir bu yana sallanan yeşil örtünün bu yaşama ağıt yaktığını sanırsınız adeta…

Ve mevsim kar beyaz reçme çekince dağların eteğine bir başka ağır olur yaşamak. Gökyüzüne kadar beyaz olan dünya barışı andırır olsa da o esasen dağların sabrı kadar sabrı olan Kürdü bir kez daha sınar.

Depremlerde, taşkınlarda, sellerde, çığlarda doğayla verdiği savaş bir yana kendine saldıran diğer etkenleri bertaraf edebilmek için çok çaba vermişse de kaç nesil toprağı göğüslemiştir biliriz.

Ev ile tarla, tarla ile gelir arasındaki bağı güç kazanmaya başlar başlamaz onu sömüren ağa ve takva sahneye çıkar.

Kimliğine sahip çıkma noktasında en çok bu iki etkeni görmek mümkündür. Bu iki etkeninde beslendiği uzantının sistemin içindeki derin ilişkiler olduğunu kestirmek zor değil.

Ağanın, şeyhin ve derin düzenin çarmıhında gerildikçe gerilen insanımızın kurtuluşu yine kendi inancının öz güveninin oluşmasıyla sağlanabilecektir.

Sıkıyönetimin yine olağan üstü halin bu gün güvenlik bölgesi marifetine dönüşümünde Kürtler vardı söyleyebiliriz bunun için kâhin olmaya gerek yok.

Onlarca yıldır bölgede devam eden savaşın bir türlü bitirilememiş olması buna paralel eğitimin, sağlığın, ulaşımın, iletişimin kaplumbağa hızıyla gelişi bölge insanını psikolojisinden etmiştir demekte doğrular arasındaki yerini alır.

Özellikle bu çarpık yaşam arenasında kadın ve gençlik en çok zarar gören gerçeklikteki yerindedir.

Bir dönem Batman ve Diyarbakır da kendini sunan ölümler dizisi adı geçen yerleri adeta ölüm bölgesi haline sokmuştu.

Şimdi aynı sahnenin Hakkâri de ortaya çıkmış oluşunu gözlemliyoruz.

Daha korkutucu boyutlara dönüşmemesi için sosyal yaşamdan iyice koparılmış ve korkular panelinde geleceği belli olmayan bir yere sürüklenişi yaşanılır hale sokmak için iktidarın projelerini gerçekçi bir mantıkla ortaya sokması gerekmektedir.

Bölgede şu sıralar ciddi boyutta artan takvanın elini çabuk tuttuğu gözden kaçmamaktadır. Artık en ve tek sosyal paylaşım olan düğünlerde haremlik ve selamlıkların oluşturulması da pek moda olmaya başladı. Bunun yanı sıra türbanın sokakta ayak uzatması oldukça hesaplıdır.

Kadına ve gençliğe yönelik projelerin içinde artık sadece dört duvar arasına kapatılmak var.

Bu olumsuzlukların bütününün sonucu artık tandır evlerinin kararmış dam direklerinde kendi ipini çeken insanların ve bu insanların ardında bıraktığı muammanın üstüne gidilmesinin zamanı geldi.

Kendi yaşamına son veren bu insanların cesetleri sessiz sessiz kıyıya vuruyor.
Unutmamalıyız ki her yiten yaşam kerpetenle etimizden bir parça çekilmesi anlamına gelmelidir o acıyı biz his etmeliyiz ki anlayabilelim.

Ve düşünelim zaten bizlerden biri olan bu insanlar yarın eşimiz ve çocuğumuz olarak karşımıza çıkabilir, bu anlamda da bana ne? Deme şansımız olmamalı.

Bu yazı toplam 6439 defa okunmuştur
HAYAT ANLANSIZ DEĞİL, YAŞADIKLARIMIZ ANLAMSIZ...
 // BİLGEHAN
İlimizde olan intiharlara baktığımızda geneli 18 yaş üstü bayanların olması dikkat çekicidir.İntihar insanın kendisini cezalandırması değil, çaresizliğin bir dışa vurumudur. Yoğun hayal kırıklığı, bir işe başlamadan, bir tepki vermeden önce yeterince düşünememek şeklinde kendini gösteren olay.Artık öyle bir yabancılaştırıldık ki kendimizi, dinimizi, ana-babamızı bile tanımaz olan bir toplum olduk. Dinimiz, insanın kendi kendisini öldürmesini, başkasını öldürmesinden daha vahim ve daha büyük bir günah saymıştır .İntihar sebeplerine baktığımızda : • Acı (düzelemeyecek fiziksel bir acı) • Ruhsal gerilim (bir ölünün ardından yaşanan acı) • Suç (vicdan azabı ya da yargısal cezadan kaçmak) • Ruh hastalığı (depresyon, şizofreni, travma) • Madde kullanımı • Finansal kayıp (kumar bağımlılığı, işten kovulmak, batmak) SON İKİ NEDENE DİKKAT • Yaşama bağlayan bir neden olmaması veya yaşamı anlamsız bulmak. • Çözülemeyen seksüel konular (Karşılıksız aşk, aşk acısı, cinsel sorunlar) Son iki yılda özenti ve batı kültürünü bilinçsiz ve hızlı bir şekilde Hakkari de yaşandı.Özentini sonucu olarak; toplumumuzun batı hayranlığı ve yaşanan gizli ilişkiler sonucu bireylerin kendi yaşam tarzları olmayan hayatı anlamsız bulması etkili bir sonuç.Özellikle özenti sonucu yaşanan ilişki karşısında çaresiz kalan bayanın yaşamı anlamsız bulması.Dikkat çekici bir şey…Yaşanan intiharlarda 18 yaş üstü bayanların olamsı… ......
10 Aralık 2007 Pazartesi 17:38
reber
 // koç
reber sosyalizmle ilgili olarak ileri sürülen bazı önermelere cevaplar da aramaktadır.Ona göre işçi sınıfı olmadan, sosyalizm olmaz.Gerçek sosyalizm, işçi ideolojisinin yani emekten yana, eşitlikçi ideolojinin kültürel hakimiyeti sağlayacağı devrimi gerçekleştirmek üzere, tıpkı Marx’ ın öngördüğü gibi, doğal olarak örgütlenmeleri ve üretim araçları üzerinde, doğrudan denetim kurmalarıyla mümkün olacaktı.Bu anlamda proleterya diktatoryası demek, nasıl ki burjuva düzeninde çeşitli fikirer olsa bile, çeşitli siyasi görüş ayrımları, çelişkiler olsa bile, düzen nihayetinde burjuva çıkarınca işlmektedir, işçi diktatoryası da bu anlamda bir diktatoryadır, yoksa totoliter bir parti iktidarı anlamında değil.
İlhan, Marx’ ın sosyalizmi, kapitalizmle birlikte yaşayacak bir ideoloji olarak tasarlamadığını öne sürer.Marx, kapitalizmin çökme noktasında, işçilerin tam bir sınıf bilinciyle harekete geçip üretim araçlarına el koyması şeklinde gerçekleşeceğini ileri sürmektedir.
Bu anlamda sosyalizm, öz-yönetimci, özgürlükçü ve insancıl olacaktır.Eğer böyle olmazsa, hiç olmayacaktır....
10 Aralık 2007 Pazartesi 17:17
Tedariğini Hazırla
 // YoruM
"zindan alacaklarını topluyor tepeden tırnağa
borcum yok bozdurdum ömrümü
gençliğim düştü payına
tedariğini hazırla
olur ya düşerim senden ayrı"...
10 Aralık 2007 Pazartesi 14:57