Bedri Çallı

Cumhurbaşkanlığı seçimi, Liderlik ve Esat CANAN

2007-04-27 22:23:01
Cumhurbaşkanlığı seçimi;

Yaşamım boyunca ikiyüzlülüğün bu kadar ayyuka çıktığına ilk defa şahit oluyorum. Maalesef ülkemizde siyasete yeterince saygınlık kazandırılmamış olduğu, siyasilerimizin açıklamaları sürekli çelişkiler ve tutarsızlıklarla dolu olduğu hepimiz tarafından gözlenmektedir.

Bir dönem, bu ülkenin cumhurbaşkanlığını yapmış ve süresi bitinceye kadar yetkileri hakkında tek kelime etmeyen Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet Necdet SEZER süresinin tamamlamasının ardından çok talihsiz bir açıklama yapmıştır. Cumhurbaşkanı yetkileri kısıtlanması gerektiğini ifade etmektedir. adama sormazlar mı? “Kullandığınız süre zarfında siz neden bu yetkileri gereken mercilere iade etmediniz” Sizce bu çelişkinin adı nedir?

Eski Cumhurbaşkanı Kenan EVREN “çok istememe rağmen Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi arzumu gerçekleştiremedim” diyor. Oysa o günlerde kafasından geçen her şeyi yaptırma kudretine sahipti, bu nedenle söylenen bu söze benim inanmam mümkün değil.

İcraatlarıyla Cumhurbaşkanlığından daha fazla önemli olan Başbakanlığı, Dış işleri Bakanlığı velhasıl hükümeti, yani bu ülkeyi yönetmesi tehlikeli olmayan AKP yönetiminin Cumhurbaşkanlığı için tehlikeli olduğunu söylemek ne derece mantıklıdır anlamıyorum. Bu çerçevede yapılan eleştirileri doğru bulmuyorum.

Sayın Deniz BAYKAL bu hükümet döneminde hemen hemen bir çok konuda ortaya attığı açıklamaları ile kendisiyle çeliştiğini ve partisini ileriye götürecek hiçbir icraata imza atmadığını düşünüyorum. CHP”yi sol parti görünümünden uzaklaştıra uzaklaştıra en milliyetçi ve ırkçı partilerin gerisine götürdü.

CHP ve lideri, tüm ana muhalefet dönemi boyunca bir çok konuda, savunması gereken görüşlerin tam tersine bir tutumla ortaya çıkmış ve ikiyüzlü davranmıştır.

Demokrasi sayesinde varlık gösteren bazı sivil toplum örgütlerinin, halkın iradesine ipotek koyma gibi son derece tehlikeli bir misyonu üslenmelerini sakıncalı buluyorum.

Liderlik;

Lider olduğunu kanıtlayan sayın cumhurbaşkanı halkın iradesini etkilemek amacıyla örtülü ödenekten bazı sivil toplum örgütlerine para transferi olduğu yönündeki iddiaları çürütememiştir. Tasarrufa verdiği önemi bilinmekte, ancak tüyü bitmemiş yetimin parasını sırf bazı insanların demokratik haklarını kullanmayı engellemek üzere verildiği iddiasının olması üzücüdür.

Bu gün yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimi bize lider vasıflarını da hatırlatmış oldu. Bu vasıflardan en uzak Lider, ANAP lideri Sayın Erkan MUMCU’ydu. Allah aşkına 20 tane milletvekili bulunan ANAP’ın eline bir daha böyle bir fırsat geçecek mi? Bana göre hayır. Bu seçimde Erkan MUMCU’nun partisi kilit parti durumuna geldi, amma bunu kullanmasını bilemedi. Oysa ülke kaderine yön vermek kendilerinin elindeydi. Ülke menfaatine doğru bir duruş sergilemeliydi.

Siz AKP gibi düşünmeyebilirsiniz, siz Sayın Abdullah GÜL’ü tasvip etmeyebilirisiniz. Ancak ülke menfaatlerini parti çıkarlarının önünde tutmak zorundasınız. Maalesef Erkan MUMCU, tutumuyla bu noktada liderlik vasfını yerine getirememiştir.

Ayrıca bir lider ülke menfaatini, partisi ve kendisinin menfaatinin önünde görmelidir. Oysa bu seçimde her türlü olumsuzluğu ve kargaşayı mubah gören sayın Deniz BAYKAL’ı anlamak mümkün değil. Hele hele yanlışına ortak olmayacağım sözünü kullanamayan CHP’nin milletvekillerini anlamak hiç mümkün değil.

Esat CANAN’ın tutumu;

Bana göre Esat CANAN, Cumhurbaşkanlığı seçimine gösterdiği kişilikli ve dirayetli tutumuyla damgasını vurmuştur. O uzaktan komanda ile kullandırılamayacağını gösterdi. Bu gün bazı partileri yönetenlerin yapamadığını, seçmenlerinin oylarıyla vekil olmuş ama parti liderlerinin komutundan kurtulmayı başaramayanların yapamadığını yaptı. Seçmenleri adına TBMM’nde hür iradesini, kendi deyimiyle demokratik hakkını sandığa yansıttı.

Partisinden atılma kaygısı taşımayan cesur bir tutumdu. CHP böylesi onurlu bir tutum yüzünden milletvekilini partiden ihraç ederse şayet, bu kez öz kimliğiyle yüzleşmek ve hesap vermek zorunda kalacaktır. Tarih siyasi anlamda bunun hesabını çok acı bir şekilde CHP ve Deniz BAYKAL’dan alacaktır. Tıpkı 1980'lara kadar Hakkari halkının CHP'yi sırtında taşıdığı ve yanlış tutumundan sonra indirdiği misali gibi.

Ayrıca sayın CANAN’ın tüm ülkeyi ilgilendiren ve olumsuz etkileyen seçim sistemi ile ilgili ortaya koyduğu görüşler makuldü.

Ülkede suni olarak üretilen ve insanların beyinlerine rejimin tehlikede olduğunu söyleyenlerin bu sevdadan vaz geçmelerini öneriyorum. Kendi kişilikleri ve bilgileri ile bir yerlere gelemeyenlerin Atatürk ve bayrağı kullanmalarından vaz geçmelerini öneriyorum. İnsanları manevi değerlerle öne sürmek kimseye bir şey kazandırmayacaktır. 27/04/2007

Bu yazı toplam 10971 defa okunmuştur