Ümit Yazıcıoğlu

Cumhurbaşkanı´nın Diyarbakir ziyareti

01 Ocak 2011 Cumartesi 01:31

Cumhurbaşkanı Dr. Abdullah Gül, Türkiye'nin farklı farklı tezahür eden sorunlarının demokratik standartların yükseltilmesiyle hallolacağını Diyarbakır’da belirterek, “Bu problemleri ideolojik, etnik yapılar, mezhep yapıları üzerinden ve siyasetle çözmeye kalkarsak, şiddet girerse, terör girerse, silah girerse, kan girerse, biz o zaman kendi bünyemizi zayıflatmaya ve kendi halkımıza zarar vermeye başlarız“ dedi. Buraya kadar düşüncelerinize aynen katılıyorum.

Fakat “Hepimiz Türkiye Cumhuriyeti'nin eşit vatandaşlarıyız”, belirlemenize saygı duyduğum halde, bu düşüncenizin 1923 den buyana biz Kürtler için uygulanmadığını ve devletin bizi eşit vatandaş olarak görmediğini burada vurgulamakta yar görüyorum. Dost acı söyler, O ki eşit vatandaşız, ülkemizde Kürt kökenli kaçtane, vali, kaymakam, general, bürokrat veya ülkemizi yurtdışında temsil eden kurumlarınızda kaç tane Kürt kökenli büyük elçi veya diplomat var, bilmekte yarar görüyorum.

Biz Kürtler çoğunluk olarak ülkede yasal bir statü kazanmak istiyoruz ve bu taleplerimizde çok haklıyız, çünkü anayasanın eşitlik ilkesi biz Kürtler için praktikde 1923’den bugüne kadar uygulanmamıştır. Hernekadar AK-Parti iktidarı bazı önemli açılımlar yapmışsada bunlar problemlerimizin çözümü için yeterli değil, eksikliklerin ğiderilmesi ğerekir kaanatindeyim.

Malumunuz biz Kürt´ler ayrı bir devlet kurmak istemiyoruz, çünkü Türklerle birlikte eşit haklar prensibine dayalı kardeşce yaşamak istiyoruz. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 16 Aralık 1966 tarihinde almış olduğu ve 23 Mart 1976’da yürürlüğe girmiş olan “Siyasi ve medeni haklar uluslararası sözleşmesini” okumuş insanlarız. Buna nazaran ayrılık istemiyoruz. Yine  “Kopenhag Kriterleri”nin 32-33’ü Maddesine bakalım: “Ulusal azınlıklar, etnik, kültürel, dilsel ve dinsel kimliklerini, her türlü asimilasyon girişiminden ari olarak, koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” Gene madde 32-3-4-5... “Dilsel ayrılığı olan etnik topluluklar azınlık sayılacak, kendi dillerinde serbestçe eğitim öğretim ve yayın hakkına sahip olacaklardır,” belirlemesi var. Türkiye hem Kopenhag Kriterleri´nin ve hemde Siyasi ve medeni haklar uluslararası sözleşmesinin altına  imza atan bir ülke.

Kürtler anadille ilgili artık çok hassaslar. Anadil talebine karşı direnilirse, Kürtler, genel seçimde blok olarak bütün partilere tepki gösterebilirler. Değerli Başbakan Erdoğan bir ara bizlere Berlindeki bir toplantida Kopenhag Kriterleri’ni Ankara Kiriterleri olarak uygulamak istiediklerini belirtmişti. Öyleyse Kürtlerin  anadille ilgili  hassasiyetleri ve anadil talebleri kabul edilmelidir, kanaatindeyim. İşte o zaman büyük millet olduğumuz, farklılıklarımızın daima zenginlik olduğunu ve bundan sonra da öyle görüleceğini ispatlayabiliriz. Önce bu anlayışın praktikdede uygulanması lazım.  Dolayısıyla belirtmekde yarar var bir ülkede yönetici ilk iş olarak dili problemini düzeltmelidir. Çünkü dilde bozukluk varsa söylenen şey, söylenmek isteneni anlatmaz; eğer söylenen istenen anlamı yansıtmazsa, yapılması istenen şey yapılmaz; eğer istenen yapılmazsa, ahlak ve sanat bozulmaya uğrar; eğer ahlak ve sanat bozulursa, adalet doğru yoldan çıkar; eğer adalet doğru yoldan çıkarsa, halk çaresiz bir bunalıma sürüklenir. Sonunda söylenen söz hakkında doğru karar verme fırsatı kalmaz.

Evet „hepimiz Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşıyız ve biriz. İstediğimiz yere gideriz, istediğimiz yerde iş yapabiliriz, istediğimiz yerde iş kurabiliriz. Bursalı, İzmirli, Kayserili, Sivaslı Diyarbakır'a gelir, Batman'a gelir, buraya yerleşir, burayı sever, burada evlenir, burada iş güç sahibi olur. Aynı şekilde Diyarbakırlı, Batmanlı, Siirtli de Türkiye'nin dört bir yanına, nereyi severse oraya gider, orada iş kurar, orada oturur, orada evlenir ve oralıdır. İşte hepimiz biriz derken bunu söylemeniz, doğru, ama bu doğruyu vurgularken, ğönül isterdiki diyebilesiniz ki, işte bürokratlarımızın, elçilerimizin, generallerimizin vali ve kaymakamlarımızın %50’si Kürt kökenli vatandaşlarımız. Lakin bunu Diyarbakır da dile ğetiremediniz, çünkü biz Kürtler anayasanın eşitlik ilkesinden uygulamada faydalanamıyoruz. Dolayısıyla  bu konudaki, eksikliklerin giderilmesi gerekir, Sayın Cumhurbaşkanım.

Amed 1.1.2011

Bu yazı toplam 9570 defa okunmuştur
Mardin Milletvekili Ahmet Türk
 // Kerem Kızıltaş
Hocam, hep senin makalerinden esinlenen Cumhurbaşkanı Gül, Ahmet Türkü sofyaya buğün birlikte ğödürdü. Gül ile birlikte eşi Hayrünnisa Gül, AK Parti İzmir Milletvekili Rifat Sait, AK Parti Tekirdağ Milletvekili Özlem Yemişçi, CHP Edirne Milletvekili Kemal Değirmendereli, CHP Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu, MHP Bursa Milletvekili Necati Özensoy, Mardin Milletvekili Ahmet Türk, Gümrük Müsteşarı Ziya Altunyaldız, TİKA Başkanı Serdar Çam, Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanı Kemal Yurtnaç, Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem de Sofya’ya gitti....
11 Temmuz 2011 Pazartesi 11:12
türk-kürt ayrılsın da ...nasıl?
 // gürol
İstanbulda 2 milyon,Ankarada,İzmirde,Bursada,Konyada ve daha onlarca ilde kürt kökenli insanlar var.Buraları alacak mısınız yoksa Diyarbakır,Batman,Şırnak ve Hakkariye milyonlarca kürdü sığdırıp BM mülteci kampları mı oluşturacaksınız?Çünkü ne Antep ne Urfa ne Malatya ne Maraş size uymuyor?Ne yapacaksınız?Ben şimdi size uysam Konyada bir çok kürt arkadaşım komşum var bunlarla kavga etmem lazım.Kabul edin!Siz kürtlerin temsilcisi olamazsınız zaten olduğunuz gün 4 ile sığar diğer ülkelerin yardımlarıyla yaşamaya başlarsınız...
08 Ocak 2011 Cumartesi 01:29
herkes kendi yoluna
 // osman
ben anlamıyorum artık.kardeşlik gibi sözlerin benim için bir anlamı kalmadı.türkler ve kürtler ayrılarak kendi topraklarında yaşası kimse kimseye fazla gelmesin......
04 Ocak 2011 Salı 23:55