Ümit Yazıcıoğlu

Cumhurbaşkanı Sezer'in yanlışı

2006-08-31 13:07:25

Lübnan'a asker gönderilmesine karşı olduğunu açık, seçik ve uluslararsı arenada inandırıcı olamayan gerekçeleriyle dile getirmeye çalışan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, eskiden Anayasa Mahkemesi Başkanlığı yaptı. Kendisi Hukukcu. Dolayısiyle hukukcu olarak anayasayı ve Cumhurbaşkanı´nın yetkilerini iyi bilir ve bilmesi gerekir. Ne yazık ki Lübnan konusunda hangi kutupta yer alınırsa alınsın, işin özünde gerekli temel bilgi olmadığı zaman çok yanlış kanaatlere, bazı acıklamalar yol açıyor. Tabii ki bu kanaatleri biz, kendi gazetelerimizde, yayınlarımızda, televizyon programlarına yansıttığımız zaman, yarattığımız kamuoyu da, son derece yanlış bilgilerle donatılmış bir kamuoyu oluyor.

Aslında anayasaya göre Lübnan'a "asker gönderme kararı alma görevinin Meclis'te olduğu bilinen bir gerçek. Yani Anayasa'nın 92. maddesinde, '... Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine... izin verme yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nindir“, ibarisi bulunmaktadır.

Sayın Sezer Lübnan'a asker gönderilmesine karşı olduğunu belirtiğinde, insan ister istemez sormak mecburiyetinde kalıyor. Acaba Bu konuda Cumhurbaşkanı'nın Anayasa'ya göre en ufak bir yetkisi varmı? Meclis Anayasanın kendisine vermiş olduğu yetkiyi daha henüz kullanmadan, Sayın Sezer acaba Siz göreviniz icabı hangi yetkiye dayanarak kendi düşüncenizi bir Cumhurbaşkanı olarak böyle bir ortamda kamuya acıklıyorsunuz? Amacınız acaba Cumhurbaşkanlıgı sürenizin uzatılmasımıdır? Bu sorular hoşunuza gitmeyebilir, ama insan ister istemez bunları düşünüyor ve soruyor acaba Siz Askeri Afganistan'a, Somali'ye ve Kongo'ya gönderirken niçin hıç ses çıkarmadınız? Ama Lübnan'daki duruma niçin seyirci kalamak istiyorsunuz? Üstelik bu seyirciliğinizin adını ne koyaçaksınız?

Lübnan'a asker gönderilmesi konusunda benim hukuki kanatim parlamenter demokrasilerde, „savaş hali ilanı ve silahlı kuvvetlerin kullanılmasına izin verme“ konusunda devlet başkanlarının yetkileri olmaz. Sayın Bülent Arınç'ın dediği gibi, „burada Hükûmet'in takdiri ve gereğinde Meclis'in kararı“ sözkonusudur. Sayın Arınç Meclis Başkanı olarak bu konuda düşüncesini belirttiğinde „bu aşamada Sayın Cumhurbaşkanı'nın yetkisi ve sorumluluğu yoktur“, dedikten sonra meclis'in alacağı kararın resmî Gazete'de yayınlanacağını belirtiyor. Aynızamanda hukuken çok haklı olarak „bu hiçbir zaman veto edilecek, Anayasa Mahkemesi'nde iptali için dava açılacak karar olmayacaktır“ diyor. Yani Sayın Arınç, Devletin en başına, haklı olarak "bu işe sen karışma," çünkü sen bu konuda yanlış düşünüyorsun, diyor!

Öyleyse eskiden Anayasa Mahkemsi başkanlıgı yapmış olan Sayın Sezer bütün bu hukuki değerlendirmeleri ve yorumları bilmez mi? Tabidirki bilir. Hemde çok iyi bilir. Fakat kendisi Cumhurbaşkanı olarak tarafsız kalacagına o hep Recep Tayyip Erdoğan Hükümetine muhalif davranmıştır ve muhalefeti kendisine görev edinmiş bulunmayı halen sergilemektedir. Dolayısiyle onun Başbakan Erdoğan'ın bu konudaki tavrına karşı çıkması zaten beklenen bir tepkidir. Zira Sayın Sezerin elinde olsa, bu konudaki muhtemel bir TBMM kararını hemen veto eder. Eger vetoyla böyle bir kararı engellemede başarılı olamazsa, Anayasa Mahkemesi'ne meseleyi götürerek hemen iptal ettirmeye uğraşırdı. Zaten o AK-Parti İktidarı döneminde hep böyle yaptı.

Fakat Meclis Başkanı Sayın Bülent Arınç görüşlerinde çok haklı. Meselenin hukuki yanını belkide "prosedürü" danışmanlarına çok iyi inceletmiş. Ve kendis ev ödevlerini çok iyi yapıyor. Yani işini ve uluslararası ilişkileri çok iyi biliyor. Haklı olarakda Lübnanda „ne işimiz var denilemez(...). Lübnan, Somali'den daha yakındır. Lübnan bizim bölgemizde, ortadoğuda bir ülkedir,“ diyor. Dogrusuda onun bu tesbitidir.

Tabii bu arada başka bir şeyin de altını çizmek lazım. Çankaya'da şimdi Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer var. Onun görev süresi 16 Mayıs 2007'de sona erecek. TBMM yerine yeni bir Cumhurbaşkanı seçecek. Şu sıralarda aslında kimin seçileceği bellideğil.

Keşke mümkün olabilse de TBMM, Hakkarili kadın bir Avukatı Cumhurbaşkanı seçse, o zaman biz de Cumhuriyetin kuruluşundan 84 yıl sonra ülkemizin kadınlarını onların hakettikleri Cumhurbaşkanlıgı mercîînde görebilsek. Bu konuda da çok ciddi bir gerçekçilik ülkemiz’i bekliyor bence.

Saygılarımla

Bu yazı toplam 10390 defa okunmuştur
necdet sezer en ideolojik Cumhurbaşkanı’dır
 // İbrahim AKSOY
Zaten Necdet Sezer, gelmiş geçmiş en ideolojik Cumhurbaşkanı’dır. Her T.C. kimliği sahibinin Cumhurbaşkanı olması gerekirken, o sürekli davranışlarıyla, ötekilerin Cumhurbaşkanı olmadığını ispatlamaya çalıştı. Son iki olaydaki davranışı ile bunu ispatladı. Başbakan Sayın Erdoğan ani bir rahatsızlık geçirdi ve derhal hastaneye kaldırıldı. Bütün devlet erkânı Sayın Erdoğan'ı ziyarete gitti, ama necdet sezer gitmedi. Bu davranışı ile ötekilerin Cumhurbaşkanı olmadığını ispatlamaya çalıştı. Bu ötekiler; Sayın Erdoğan'a oy veren %35 vatandaş topluluğudur. İkincisi, yazar Orhan Pamuk geçtiğimiz günlerde Nobel Edebiyat Ödülünü aldı. Bütün dünya liderleri sayın Pamuk’u kutladı. necdet sezer lütfedip böyle bir zahmette bulunmadı. Böylece de, diğer ötekilerin Cumhurbaşkanı olmadığını ispatlamaya çalıştı. Diğer ötekiler ise Ermeni ve Kürd vatandaşlarımız. Bunların oranı da yine nüfusun %35'ini oluşturuyor. Peki, necdet sezer siz kimin Cumhurbaşkanısınız? Zaten, sizi seçen milletvekillerinin hiç biri de şu anda mecliste değil. Madem, bu kadar ideolojinize ve ilkelerinize bağlıydınız, sizi seçen hiçbir milletvekili şu anda parlamentoda değildir. Bunları reddeden vatandaş, "beni de red etmiştir" der, seçimlerden hemen sonra istifa ederdiniz. necdet sezer, Anayasa Mahkemesi Başkanı olarak, Ecevit kabinesindeki bakanların yüzüne Anayasayı fırlatıyordu. "öğren de gel" anlamında. Ama, Ecevit hastaneye düştüğünde, yanına ilk necdet sezer koşuyordun. Erdoğan kabinesinde hiçbir bakan, yüzüne Anayasayı fırlatmadığı için, Erdoğan'ı ziyaret etmedin. Bu tavrıyla necdet sezer de (öteki Cumhurbaşkanı) olmuyor mu? Ben bir vatandaş olarak, bu tavrından dolayı, necdet sezeri kınıyorum....
KUR’AN OKUNMASI VE İFTAR GELENEĞİNE SON VERD
 // Mehet PALO
Değerli Hocam, Sayın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in görev süresi Mayıs 2007’de sona eriyor. Acaba Cumhurbaşkanı Sezer, 7 yıllık görev süresi içerisinde Çankaya Köşkü’nde, Ramazan ayında Kur’an okunması ve iftar verilmesi geleneğine niçin son verdi? Kurban ve Ramazan’da bayram namazı kıldığı görülmeyen Cumhurbaşkanı Sezer’in, göreve geldiğinden bugüne Kandil geceleri ve Ramazan başlangıcında hiçbir mesaj yayınlamadı. Niçin?...
Erdoğan Köşk'e çıkmayı kafasına koymuş.
 // Mehmet Şeker
Fakat lafı hiç uzatmadan belirteyim ki Erdoğan Köşk'e çıkmayı kafasına koymuş. Diyeceksiniz ki nereden çıkardın? Bilgiye dayanmıyor, tamamen tahlil yeteneği. Bekleyin görürsünüz. Buraya yazıyorum, Erdoğan zamanı gelince Çankaya'ya çıkacağının sinyalini vermiştir. Anlayana! Hâlâ ikna olmayanlar, Başbakan'ın direksiyondayken de sinyal vermediğini ileri sürmeye kalkabilirler ki ayıp kaçar! ...