Ümit Yazıcıoğlu

Cumhurbaşkanı Gül'e açık mektup!

13 Kasım 2012 Salı 12:08

Sayın Cumhurbaşkanı Dr. Gül,

Başbakan Erdoğan, BDP’li milletvekillerinin destek verdiği açlık grevleriyle ilgili olarak “Bunlar şantajdır, bunlar blöftür, bunlar şovdur. Ne yapıyorlarsa yapsınlar. Sağlıkla ilgili müdahaleyi yaparız, o kadar” demesi bence  bu ortamda  hiçbir şey yapamamanın ve çaresizliğin verdiği bir pisikolojiden kaynaklanıyor.

Başbakan Erdoğan açlık grevlerine basit bir şov olarak bakamamalı, 683 kişinin açlık grevine katıldığını biliyoruz. İnsanlar kendilerini.sırf gösteri yapmak için ölüme mahkum etmezler.

Olayın basite alınacak bir yanı yoktur. Yarın ölümler ve sakat kalmalar  başlarsa ne yapacağız? Öyle ise hatırlayalım, bu vesile ile kendime de hatırlatayım, 12 Eylül’den sonra Diyarbakır Cezaevi’nde başlayan, yine 12 Eylül uygulamalarına karşı İstanbul’daki birçok cezaevinde sürdürülen açlık grevi eylemleri ölüm orucuna dönüştü ve birçok mahkum bu nedenle yaşamını yitirdi.

AK-Parti hükümeti 12 Eylül uygulamalarında yaşananları  inşallah tekrardan tekerrür ettirmek isimiyordur?  

Her sorunun bir cevabı, her sorunun bir çözümü; kaide bu olmalı.  

Problemi acil olarak çözmek gerekmektedir.   Bu bağlamda herkesi kaplayan bir genel affın çıkarılması zaruridir, düşüncesindeyim.

***

Vakit Gazetesi 2008’de “Ağlama duvarında bir bürokrat” başlığıyla İlker Başbuğ’un Kudüs’te ağlama duvarının önünde dua ederken çekilen fotoğrafını sürmanşetten vermişti. Malumunuz Musevilik semavi dinlerden birisi olup Kudüs’teki ağlama duvarı da kutsal bir yerdir. Bu kutsal yeri ziyaret eden herkesin Musevi olabileceklerini ileri süren Vakit Gazetesi cahilleri, herhalde İstanbul’da Sultanahmet Camisi’ni ziyaret edip, orada dua eden herkesin de Müslüman olduğunu mu düşünüyorlar?

***

Ergenekon davasında tanık sıfatıyla ifadesine başvurulan Şemdin Sakık'ın duruşma salonunun arkasındaki gizli tanık odasında olmadığı, Diyarbakır'dan telekonferans yöntemi ile ifadesinin alındığı malum. Bu yöntemle  alınan ifade beynelminel hukuka uygun değil.  

Şemdin Sakık’ın ifadelerini okuyunca, Seliminde belirttigi gibi, Cengiz Aymatov‘ un romanında anlatılan "mankut"ları bende aynen hatırladım. Aymatov romanında diyorki  „Orta Asya da  savaşan aşiretler savaşta tutsak aldıkları esirleri obalarına götürür, kafalarını sıfır numara tıraş eder, kestikleri bir devenin taze derileri ile çıplak kafalarını sıkıca sararlar. Kafaları deve derisi ile sarılmış olanlar bu halileriyle aylarca kızgın güneşin altında bekletilirler. Isındıkça kafaları sıkan bu deve derisi tam olarak kuruyunca  sertleşir ve söküldüğünde kalıba alınan kafadaki hafıza tamamen silinir, kişi geçmişe ait hiç bir olayı, yeri,  kişiyi hatırlamaz olur“. İnsan ister istemez sormak mecburiyetinde kalıyor, „yüzlerce yıl önce orta asyada geçerli olan mankutlaştırma yöntemleri hala Türk zindanlarında uygulanıyormu?“.

Şemdin  Sakık'n Ergenekon davasında tanık sıfatıyla söylediklerini okuduğumda onun  modern bir mankut haline geldiğini anladım.  Bir dönemin “itirafçı”sı ve ardından “tetikçisi” katil Yeşil’in itibarı kadar itibarı olan Şemdin Sakık’ın ifadesini ciddiye almak hukuken dogru olabilirmi?  

Yeni Akit’in “Şemdin Sakık’tan bombalar” diye ön-haberini verdiği kepazeliğin arkasında, bundan 14 yıl önce “Şemdin Sakık’ın itirafları”nda olduğu gibi “devlet içi bir odak”ın “parmak izleri”ni kolaylıkla farketmekde mümkün. Kontrgerilla ve Derin Devletle mücadele edilirken, yeni bir derindevletmi  inşaediliyor?

***
Sayın Cumhurbaşkanı Dr. Gül,

zatınızada, her siyasi-ideolojik görüşün varlığını ve kendini ilanını bir zenginlik ve değer olarak kabul eden birisi olarak, bir süretini göndermis oldugum  21/09/2012  tarihin’de  Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin'e içeriği iki sayfadan oluşan bir dilekçeyle başvurmu şdum, halen yanıt almadım, bir hukuk devletinde vatandaişı oldugum ülkemizin Adalet bakanının, dilekceme cevabını bekliyorum, yardımcı olmanızı irica ederim.

Bu yazı toplam 16685 defa okunmuştur
Diyadin Fırat imraliya geleck hafta gidecek.
 // Mesut YILMAZ
Hocam, Öcalan’dan ‘olumlu’ sinyal alınınca sıra mesajın iletilmesine tekrar geldi, onuda bu kez Diyadin Fırat vasıtasıyla yaptırmaya çalışıyorsunuz, çünkü Mehmet Öcalan mesajın iletiminde zayıf kalıyor....
27 Ocak 2013 Pazar 19:20
İmralı'dan avukatlarına veto
 // Mesut Dertli
Üst düzey yetkililerden alınan bilgiye göre ise Öcalan 'şimdilik avukatlara gerek yok, önemli olan müzakereler' dedi. Öcalan'ın müzakerelere devam etmek için avukatlarla görüşme ısrarından vazgeçtiğinin BDP cephesinde de bilindiği ancak MİT'le yapılan görüşmelerin içeriğine ilişkin bir bilgi akışının olmadığı öğrenildi.
AÇLIK grevi sürecinde iki kez adaya giden MİT'le diyaloğu sürdüren Öcalan'ın güncel ve siyasal konularda değerlendirme yapmamak için avukatlarla görüşmediği, ancak çözüme ulaşılması durumunda görüşmek isteyebileceği ifade ediliyor....
03 Aralık 2012 Pazartesi 09:54
Çözümün altyapısı Ankara- İmralı arasındaki diyalogunuzla kuruldu.
 // Mesut YILMAZ
Hocam, Ankara’da bir süredir Öcalan ile siz ve MİT yetkililerinin görüştüğü söyleniyordu. ‘İyi haber alan kaynaklara’ göre, Öcalan ile bu kez Kürt Sorunu ve PKK değil açlık grevleri masaya yatırıldı. Tam üç kez İmralı’ya heyetle gittiniz. Bu gidişlerin birisine MİT’in üst düzey bir yetkilisi de katıldı. Ve Öcalan’dan ‘açlık grevlerini sona erdirilmesi’ için devreye girmesi istendi. Leyla Zana “Krizi Başbakan çözer” dese de Hükümetin eğilimi Öcalan üzerinden çözüme gitmek şeklinde belirdi. Bu yüzden BDP muhatap alınmadı. Başbakan Erdoğan ’ın ‘idam çıkışı’nın bir sebebinin de Öcalan’ı çözüme zorlanması olduğu söylendi.
Öcalan’dan ‘olumlu’ sinyal alınınca sıra mesajın iletilmesine geldi. Onuda Mehmet Öcalan vasıtasıyla yaptırdınız....
20 Kasım 2012 Salı 09:19