İbrahim Genç

Çözüm Sürecinde 'silah bırakma'

31 Ağustos 2015 Pazartesi 11:53

Türkiye’de güvenlikçi politikaların ağır acılarından sonra Mart 2013’te “analar ağlamasın” şiarıyla başlayan süreç, AKP’nin iktidar hesapları sonrasında donduruldu.

“Baldıran zehrini içmek” kararlığıyla sürdürülen sürecin buzdolabına kaldırılması, beraberinde gencecik yaşamların sönmesini ve anaların gözyaşını getirdi. Çünkü çözüm sürecinin duygusal vurgular dışında çağdaş demokrasilerin ve reel politikanın gerektirdiği bir vasfa kavuşmaması, sürecin rasyonel ayağını zayıflattı. Dolayısıyla aşırı romantize edilen sürecin reel bir dayanağı olmalıydı. Bu, siyasetçilerin duygusal çıkışlarına karşı sürecin sigortası olurdu. Maalesef ki şuan çatışmalar devam ediyor ve acılar sürüyor.

Her acı ve ölümün ardından aslında hiç de çözüm olmadığı açık beyan olan hamasi nutuklar atılıyor.

Oysa siyaset aklının çağdaş demokrasilerin öngördüğü soğukkanlı bir yaklaşımı devreye sokması gerekir. Bu konuda HDP’den “Mandela modeli” önerisi gelirken AKP müzakere için “silah bırakma”yı ilk şart olarak öne sürdü. Her ne kadar erken seçim ve çatışmalar gündemde olsa da çözüm sürecinde dünya örneklerinin tekrar tartışılması gerekiyor.

Bilindiği gibi Türkiye’den içinde milletvekilleri, yazar ve akademisyenlerin olduğu bir heyet benzer süreçleri yerinde görmek için İrlanda ve Güney Afrika’ya gitmişti. Bu heyette yer alan siyasi parti temsilcileri raporlarıyla, aydınlar ise yazılarıyla gözlemlerini kamuoyuyla paylaşmışlardı. Bu gezilerde yer alan AK Parti milletvekilleri de hazırladıkları raporda Kuzey İrlanda-IRA ile Güney Afrika-ANC örneklerine yer verdiler. Bu çalışmalarda ANC ve IRA deneyimi, Türkiye açısından dikkate alınabilir olarak öne çıkıyordu. Özellikle bu iki deneyimde tarafların, çözüm süreçlerinde samimi ve şeffaf olması; adımların karşılıklı ön açıcı şekilde atılması sürecin hızını etkilemiş ve bunun neticesinde başarıya ulaşılmıştı. AK Parti içinde hazırlanan bu raporların dışında Akil insanların hazırladıkları rapora da tekrar dikkat çekmek gerekir. Bildiğimiz kadarıyla Hükümet, Akil insanların da çalışmalarını boşa çıkaracak bir tutum sergilemişti.

Dünya örneklerine bakıldığında; Norveç Barış İnşası Merkezi’nin 2012 yılı raporu, silahsızlanma koşulunun ya müzakerelerin ortasında ya da sonunda belgelere girdiğini söylüyor. Burada İrlanda örneğine bakmak gerekir. 1980’li yıllarda İngiltere Başbakanı ‘Demir Leydi’ lakaplı Thatcher, devletin IRA ile görüşmesini ‘silahların susması’ şartına bağladı. Ama bu, hiçbir sonuç getirmedi. Buna karşın İşçi Partili Tony Blair’in İngiltere başbakanı olmasıyla her şey değişti. Blair önceki hükümetlerin aksine hiçbir ön koşul öne sürmeden IRA’nın siyasi kolu Sinn Fein’le görüştü. İngiltere’nin IRA mahkumlarını serbest bırakması ve Kuzey İrlanda’ya otonomi vermesi de IRA’nın silah bırakmasını sağlamıştı.

Aynı şekilde Güney Afrika’da da De Klerk’in Eylül 1989’da devlet başkanı olmasına kadar güvenlikçi politikalar uygulandı. De Klerk’in ANC üzerindeki yasağı kaldırması, af ilan etmesi ve Mandela’nın ev hapsine alınması; bunun sonucunda da De Klerk’in bizzat Mandela ile görüşmesi kalıcı çözümü getirmişti. Dikkat çekicidir ki sürecin sonunda 1994’te ilk eşit seçimde De Klerk iktidarını bile kaybetmişti.

Bu iki deneyimin dışında Filipinler’de de 40 yıl süren ve 120 bin kişinin öldüğü Devlet ile Moro İslami Kurtuluş Cephesi (MILF) arasında çatışmalar, Türkiye’nin müdahil olduğu bir süreçle sonlandırılırken ‘silah bırakma’ son adım olarak görüldü. Buna göre MILF, özerklik şartlıyla silah bırakmaya razı olurken bu sürecin 2016 baharında tamamlanması amaçlanıyor.

Aynı şekilde Kolombiya’da FARC, İspanya’da ETA, Endonezya’da GAM ve El Salvador’da FMLN örneklerine de bakıldığında; silah bırakma aşamasından önce somut adımların atıldığını görüyoruz. Burada anayasal güvence, genel siyasi af, otonomi (özerklik), hakikatleri araştırma komisyonu gibi adımların beraberinde silahı bırakmayı getirdiğini söyleyebiliriz. Bu örnekler üzerinden Türkiye’de acılara son vermek adına tekrar çözüm ve barış amacıyla masaya oturulması için tarafların bir an önce adım atması gerekiyor.

Bu yazı toplam 5718 defa okunmuştur