İrfan Sarı

Çocuklar duysun

09 Ekim 2013 Çarşamba 16:45

Kürt çocuklarının duyması ve görmesi için, hassas bir devlet geleneği var Türkiye’de…

Evvel zaman içinde, yalandan yemin ile başlayan bu hassasiyet, Kürt dilinin ayıplı bir dil, köylü dili ve yasak bir dilden tekabül olduğu ile başladı.

Elbette bu ülkede yaşayan bütün çocuklara bu gelenek öğretildi ama Kürt çocuklarına hususi olarak, yetiştirdikleri faşist ruhlu muallimler, memurlar vasıtasıyla, kulakları çekile çekile, parmak uçlarına cetvelle vurula vurula, kafalarındaki saçlar çekile çekile öğretildi..

Her şey, Kürt çocuklarına ceza kesilerek, gözdağı verilerek öğretiliyordu…

Cezayı çekmeyen ve görmeyen diğer Kürt çocuklar duysun diye, akla mantığa zor gelebilecek, ceza yöntemleri uygulanıp, zihinlere yirmilik çivi gibi çakıldı.

Dağlarının, ovalarının, kasabalarının, köylerinin asıl isimleri eski olurken devşirilmiş isimleri ise yeni sıfatıyla çocuklara duyuruluyordu.

“Kürtler iyi insanlar değil, Ermeni’dirler” diyerek din üzerinden Kürt ve Ermeni halklarını aşağılayıp ve hakir gördü. Bununla birlikte propagandasının dozunu artırarak yayıldı.

Asimilasyon politikalarının yanı sıra, despot, barbar baskılarla Kürt çocuklarını daha algılama yaşında eğmeği hedeflediler.

Köy meydanlarında, sokaklarda, şehir göbeklerinde, Kürt anne ve babalarına hakaretleri onların çocuklarının gözleri önünde yaptılar.

Kürt çocuklarının gözleri önünde, babalarını ve annelerini vurdular, b.. yedirdiler, kelepçeleyip götürdüler. 

Bir daha gelmeyen anne ve babalar, sakat bırakılıp salıverilenler, hastalananlar derken bütünen çocuklarının duyması, görmesi üzerine tasarlanmış…

Kürt çocukları duysun diyedir bunca eza, bunca cefa, bunca zulüm… 

Şimdi “Andımızı” kaldırdık diyorlar.

Sanki babalarının hayrına yapmışlar. Sanki Kürt çocuklarını sevdikleri için yapmışlar. 

Geçmişin tahribatını yok ettiler bir kalemde, öyle sanıyorlar kendilerini.

İnsan haklarını bir tek onlar biliyormuş gibi davranıyorlar.

Kürtler için kazanlar dolusu acı pişirdiklerini unutmuş gibiler. 

Bunlar çocuk! Elma şekerine bilemedin bir külah dondurmaya tav olur sanıyorlar.

Kürt çocukları duysun! Şanı büyük Türk milleti, şanı büyük o yemini kaldırdı!!! Yani Andımız yok artık!

Bir böbürlenmedir gidiyor.

Başbakan Erdoğan ve dolayısıyla AKP “Ben Andımızı kaldırdım, her şey tamam, bana riayet edin” demeye getiriyorlar… 

Kürtler kayıtsız şartsız dediklerimi duysun…

Kürt çocukları bu iyiliğimi duysun… 

Yoksa!...

“Siz bilirsiniz” demeye getiriliyor.

Hatta alevi çocukları, Süryani çocukları, diğer çocuklarda beni/bizi duysun demeye getiriyorlar.

Merak etmeyin ötelediğiniz o çocuklar, ne yaptığınızı, ne hesaplar içinde olduğunuzu, hangi kumpaslar kurduğunuzu bilecek kadar büyükler ve sizi duyacak kadar sağlıklılar.

Yani duyuyorlar…

Sizin söylediklerinizi de,

Kendi söylediklerini de duyuyorlar, haberiniz ola!

Ve tomar tomar para verip, yaktığınız, yıktığınız, katlettiğiniz, yerinden yurdundan sürdüğünüz Kürtlere böyle pincik pincik gösteriler sunarak kandırmaktan vazgeçiniz demek kalıyor bir geriye.

Neresinden tutmaya kalksanız sökülmeye başlayan Türkiye’nin de daha fazla entrikalara dayanacağını sanmıyorum.

Ya dosdoğru halka yürüyün,

Ya da tek kalemde halktan vazgeçin….

Bu yazı toplam 4116 defa okunmuştur
19:22
 // tertip
sayin yazar kaleminize ve yureģinize saģlık
bizim duygularımıza tercume olmuş yazınız......
12 Ekim 2013 Cumartesi 19:22
06:36
 // elbistanlı
Dikat edin diyen,zevat,senin o sahiplik yani zorba, tecavüz yakm,a yıkma, korkutma ,horlama,asimilasiyon,duygun yani egon yere batsın,sahihipliğin sömürüden beslenmendir,senden ayırmamayı bekleyen senin gibi olsun,modrn cahil,ayırmıyorsan tek çare herkesin kendi dili ile öğrenim görmesi lazım demen lazım,akılı,dikat edin derken Bile zorba yapıyorsun,ve kendini élé veriyorsun,...
12 Ekim 2013 Cumartesi 06:36
06:23
 // elbistanlı
Öğretmene,başta türk eğitiminde gelecek için kayda değer bir şey olduğunu şöyle seni haklı bulayım,ilk okul andla başlar atatürk ile biter,42 yaşındayım daha and gençliğe hitabe istiklal marşı ve fiş kitabı dedikleri yani asimilasiyonun cümle kitabı hepisi hatırımda,ve aklımdan bir türlü silemiyorum,inanmıyorsan yazar gönderirim,istersen de doğruluğunu araştır,yazıcı kolu başkanı vardı her sınıfın,görevi akşamları komşuların yani sınıf arkadaşlarının camı yada kapı arkasında dinlemek ti kürçe konuşuyorsa ANA dilinde konuşuyorsa devirisi gün ispiyonlardı ve o çocuğa mitçi türk öğremen arkadaşlarının huzurunda dayak atar cezalandırırdı,bu sadece bir örnek ki rüyalarımı umutlarımı hayelerimi ve geleceğimi benden alıp görürdü,mitçi türk öğretmen lerinin öğretikleri,diyeceğim türk okularının kürt çocuklarına zarar dan başka faydası dokunmaz bizi biz edecek tek yol ana dilimizde okuyup yazmaktır , yazarı kutluyorum...
12 Ekim 2013 Cumartesi 06:23