Necip Çapraz

Çığlar, Çığlıklar ve Aşklar

2006-12-28 18:20:37

Hakkari, dağların olduğu kadar çığların ve çığlıkların da kentidir.

Bu çetin doğa yaşamının,
yani çığın,
yani dağların,
Yani çığlıkların,
yani aşklarımızın da rengi farklıdır.

Yaklaşık bir ay geç yağan kar birden yaşamı felç etti.

Kar yağışı, her yıl  Hakkari’de yaşam alanlarımızın hepsini etkiler; seyahat özgürlüğümüzü, ekonomik yapımızı, sosyal hayatımızı hatta aşklarımızı da.

Teknoloji adına ne varsa devre dışı kalır kışın belli dönemlerinde. (kentimizdeki birkaç jip de dahil).

En acımasız doğa olaylarının yaşandığı Hakkari’de her yıl rutin olarak canlar kaybedilir.  Yani her yıl “bu yıl da çığ nerden vuracak?” diye bir endişe vardır insanımızda.

Hakkari sınırları içindeki her yolculuğumuz her an nerden üstümüze çığ iner korkusuyla başlar ve biter.

Katlimize sebeptir çığlar.

“Çığ vurdu bir aileyi yok etti, çığ vurdu bir köyü yok etti, çığ vurdu bir yaşamı yok etti, çığ vurdu bir aşkı yok etti.”diye başlar haber bültenlerimiz.

Çığ acımasızdır, çığ öfkelidir.

Tıpkı 27 aralık 2006 Şemdinli –Yüksekova Karayolu 20’nci kilometresindeki Dola Kuto mevkiinde karayollarında 25 yıldır çalışan 7 çocuklu Fettah Arslan’ın canına mal olduğu gibi.

Oysa Fettah Arslan, o an bir aşkı, bir canı kurtarmaya çalışıyordu. Bir hastanın Şemdinli’den Yüksekova devlet hastanesine ulaşması için çabalıyordu.

O, başkasının hayatını kurtarma peşindeydi.
O, yaşamın akmasını, akışını sağlamaya çalışıyordu.
O, yaşanan fırtınada yol açıyordu, doğayla mücadele ediyordu.
O, Hakkari’de yaşanan çığ felaketinde canlarını veren binlerce insan zincirinin son halkasıydı.
O, bir sevdaydı, bir aşktı çığlara adanan.

Evet beklenen 7-8 aylık kış maratonu başladı.

Yine hastalar, çocuklar ve yoksullar en fazla acı çeken taraf olacak.
Yine enerji nakil hatlarımız kar yağışına dayanmayacak, arıza verecek.
Yine personel ve malzeme-araç yetersizliğinden arızalara ulaşmak günler alacak.
Yine yollarımız günlerce kapalı kalacak.
Yine yol açma çalışmalarını yapan köy birliği araçlarına mazot yetmeyecek.
Yine belediyelerimiz yakıt ve araç yetersizliğinden mahalle yollarını açmakta sıkıntı çekecek.
Yine personel yetersizliği yaşanacak.
Yine tüm araçlar il merkezinde “süs bitkisi” gibi duracak.
Yine haksızlıklar olacak, köy yolları açılmadı diye.
Yine binlerce şikayetler yükselecek, göğe, Hakkari’ye ve Ankara’ya.
Yine kızaklarla hastalar taşınacak,
Yine insanlar doktora yetiştirilmeye çalışılırken yolda can verecek.
Yine çığlar can almaya devam edecek.

Yine birileri güya bizi yazarken üç-beş jipi görecek. Çığlıklarımız jiplerin gürültüsüne gidecek.

Bu coğrafyada yaşamanın bir bedeli olduğunu, kışın çığlar, baharın seller, sonbaharın da bombalar mevsimi olduğunu görmeyecek.

Yaşamın Hakkari’de kış ve sonbahar diye iki mevsim olduğunu ve öyle ilkokulda anlatıldığı gibi ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış mevsimlerin olmadığını bilmeyecek.

Bu geleneksel yaşam biçimimizi ne Valinin olası “çığ tünelleri” kurtaracak ne de çığın aşklarımızı ölümsüzleştirmesi engellenecek,

Bu kış bitecek yine birilerinin “gayesi” bize “kör” bakacak…

Aşklarımız çığlığa dönüşecek, çığlıklarımız çığ altında kalacak ve jipler gazete sütunlarını süslemeye devam edecek.

Bu yazı toplam 13305 defa okunmuştur