Ümit Yazıcıoğlu

Christian Wulff

22 Ekim 2010 Cuma 01:50

Almanya’nın yeni Cumhurbaşkanı Christian Wulff, ilk dış ziyaretlerinden birini Türkiye’ye yapıyor. 51 yaşındaki Wulff’a eşi Bettina Wulff ve Federal Dışişleri bakanı Dr. Guido Westerwelle eşlik ediyor.

Çeşitli açıklamalarında Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerinin sürmesine destek verdiğini, ancak bu müzakerelerin ‘ucu açık’ bir süreç olduğunu da söyleyen Wulff´a  bu bağlamda hatırlatmakta yarar var, Türkiye Avrupa Birliğine 2014 yılında tam üye olamazsa, tam üyelik 2021 yılında başlayacak olan 7 yıllık yeni mali döneme kalacaktır. Türkiye’nin bu kadar bekleyecek sabrı kalmamıştır. Bu durumu hem Alman politikacılar hem de Bay Wulff bilmektedir. Dolayısıyla siyasi taktik ve manevralarla Türkiye’yi oyalamak, Türk ve Alman dostluğuna fayda sağlamaz.

Eğri oturup bağdaş kurarak doğru konuşmak gerekir, bugün Türkiye Almanya’dan daha demokratik bir ülke konumundadır. Bu realiteyi bay Wulff´un inkar etmesi mümkün değildir. Dolayısıyla Almanya kendi sınırları içinde yaşayan 2 milyon 900 bin Türkiyeli göçmen vatandaşlarını mutlu etmek istiyorsa, Türkiye’ye karşı daha sıcak şeffaf bir politika izlemelidir. 

Ayrıca bay Wulff´a sormak gerekir 04 Kasım 2010’da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 60’ıncı yılı kutlanacak. Romanların sınır dışı edildiği, göçmenlerle ilgili ayrımcılık vakalarının arttığı Avrupa’da, Camii ve Dernek cemaatlerinin %30’u ispiyonlaştırılan Almanya’da bu sözleşmenin amacına ulaştığı söylenebilir mi?

Göçmenlerin ve ailelerinin haklarıyla ilgili Avrupa’daki ve Almanya’daki uygulamalar hayal kırıklığı yaratıyor. Avrupa Konseyi’nin bununla ilgili sözleşmesi tam yirmi yıldır mevcut olmasına rağmen hiçbir Avrupalı sanayi ülkesi tarafından imzalanmadı.

Almanya’da ve Avrupa’da göçmenler, bugün dahi en temel insan haklarından mahrum bırakılıyor.

Eğer uyum konusunda açık ve net bir yol Almanya izlemek istiyorsa, çocukların Kindergartene gitmeleri zaruri ve parasız olmalıdır.

Birçok sorunun çözümünün temeli her şeyden önce Almanca öğrenmeye bağlıdır. Bu durumda Almanya göçmenlerden uyum bekliyor, okula gitmek ve aksentsiz almanca konuşabilmek için ön kapı olan kreşlerin, göçmen çocukları için, zaruri ve parasız olması gerekir. Acaba bay Wulff  bu konuda ne düşünüyor? belirtse memnun oluruz. Kreşlere gitmek Almanya’da Okula gitmek gibi zaruri ve parasız olmalıdır, çünkü uyum anaokulundan başlar. Aksi anlatımlar ciddi değildir. İşte bu bağlamda devlet ve toplum uyum olanaklarını sunmalıdır.

Hatırlatmakta yarar var, ikinci Dünya Savaşı öncesinde ve sırasında, Nazilerden kaçan pek çok Yahudi kökenli Alman bilim adamı, 1933 yılından itibaren Türkiye'ye sığınmış ve özelikle üniversitelerimizin yapılanması, sanat ve kültür hayatımızın batılı normlara uygun olarak canlandırılması, başlıca sanayi tesislerinin kurulması ve şehircilik ve belediyecilik gibi alanlarda değerli katkılar sağlamışlardı. Bu insanların o zaman Türkiye’de doğan çocuklarına zamanın Hükümeti özel Kreşler açarak, bu çocukların aksentsiz Türkçe öğrenmesini sağlamıştır. Almanya’da aynı yöntemi, göçmen çocuklarına uygulamalıdır.

Gerçek olan başka bir şey de Türkiye-Almanya ilişkileri denince çoğumuz Almanya'da yaşayan akrabalarımızı, dostlarımızı hatırlarız. Bu nedenle Almanya-Türkiye ilişkileri de hiçbir ülkeyle olmadığı kadar özel bir öneme sahiptir. Wullf geçen 3 Ekim’de Almanya’nın yeniden birleşmesinin 20’nci yıldönümü  töreninde yaptığı konuşmada, İslam’ın Almanya’nın artık bir parçası olduğunu söylemiş ve muhafazakar çevrelerin büyük tepkisini çekmişti. Realiteleri söylemek önemlidir, asıl yapılması gereken gerçekleri sadece dile getirmek değil, sorunları demokratik yollarla çözmektir.

Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff, 21. yüzyılda yeni tehditlerle karşı karşıya olduklarını belirterek, ”Örneğin terör; militan, ekstremist grupların yarattığı asimetrik tehdit ve nükleer silahların yayılmasını, barışın tehdidi olarak görüyor. Türkiye ve Almanya olarak bu sorunları halletmek için çok yakın iş birliği içinde olmalıyız” diyor. Yani bu konuda her iki ülkenin sanki bu ana kadar yakın iş birliği yokmuş gibi davranıyor. Halbuki NATO üyesi olan Türkiye ve Almanya yıllardır bu konuda birlikte hareket ediyorlar.

Bu yazı toplam 5036 defa okunmuştur
Objektif
 // Serhat PARLAK
Farklı bir yaklaşım, farklı bir yazı.... Ama doğruya doğru.... Yanlışa yanlış... Yani tam anlamıyla okurlarını şaşırtan bir makale.... Fakat objektifliğinden hiç şüphe yok... hergün okurlarına aynı menüyü seren bir yazarların tam zıddı...

SAYGILARIMLA........
28 Ekim 2010 Perşembe 01:09
ümit bey şaşırttınız
 // koralp
Ümit bey sizden Türk Devletinin lehine bir yazı yazmanızı beklemezdim hele hele de yüksekova haber ...bir yerel haber sitesinde , inanın şaşırdım ama olsun sonuçta güzel bir yazı tebrikler......
26 Ekim 2010 Salı 20:31
gereksiz sözler yazmmmayın
 // cagatay türk
benim anlayamadığım kürt hakları ikide bir kürt hakları diye söylenmesi inanın biz bu ülkede türk kürt düşmanlığı olmadan yüzyıllarca yaşadık hepimiz insanız niye ayrı gayrı olalım anlamıyorum Osmanlı Devleti bünyesinde yüzlerce ırk millet topluluk huzur içinde yaşadı senelerce şimdi niye bu ayrılık ben kürt çocuğu türk çocuğu diye hiç bir ayrım yapmadan bütün çocukları seviyorum böyle yapıyorum eğitimciliğimi bence bu yaşananların hepsi batılıların bitmemiş hesapları bu topraklar üstünde ,bizim güçlü olmamızı istemiyorlar bence hepimisözgür ve eşit yaşıyoruz ben bütün ülkemin insanını seviyorum ayrımız yok olamaz......
25 Ekim 2010 Pazartesi 22:30