Bedri Çallı

Çevre Konferansı Konuşma Metni

2006-06-09 16:12:32
Sevgili okurlar ilimizde Valilik ve Belediye tarafından Çevre haftası nedeniyle bir takım etkinlik düzenlenmişti. Sivil toplum örgütleri, halk ve öğrenciler buna katkı sunmaya çalıştı. Geçtiğimiz günlerde Tema Vakfı tarafından Gazi ilk öğretim okulunda önemli bir çevre düzenlemesi yapıldı. Hem bu hizmetlerin yerinde görülmesi, bu projeye katkı sunan kurumları onure etmek üzere plaketle ödüllendirilmesi ve bir taraftan da çevre haftası etkinliklerine Konferansla katkı sunmak amacıyla destek verdik. Bu toplantıda yaptığım konuşma aşağıdaki gibidir. Tema Vakfı adına takdim ettiğim plaketlerin sadece bu okuldaki projeye verilen destek ile sınırlı olduğuna özellikle değinmek istiyorum. Toplantımıza Vali yardımcısı Sezgin ÜÇÜNCÜ, Belediye Başkanı Metin TEKÇE, İl Çevre Müdürü Ayşe OKAY, Orman Müdürü Faruk ÖZBEK, Milli Eğitim Müdürü A. Hekim TURGUT, Özel İdaresi Genel Sekreteri, Süleyman KAYA, Bazı okul Müdürleri, Bir grup işadamı, Öğrenci ve Basın iştirak etmiştir. Konuşma metni aşağıdadır. 06 HAZİRAN 2006 ÇEVRE HAFTASI KONFERANSI Öncelikle Tema Vakfı adına bu toplantımıza konuşmacı olarak katılacağını duyurduğumuz Sayın Ümit Y. GÜRSES’in bir kazadan dolayı Katılamayacağını bildirmekten üzüntü doyduğumu ifade etmek istiyorum. Kendisi, tüm katılımcılara selam ve saygılarını iletmemi istedi. Ben konuşmamda Hakkari’nin çevre sorunlarını tartışmaya açmak istemiyorum. Çünkü bu sorunlar hepimizin malumudur. Yüksekova Belediye’sinin kanalizasyonunu Nehil’e akıttığını, Yüksekova şehir merkezinde çöplerin yine nehil’e bırakıldığını, Belediye tarafından toplanan çöplerin 12 km. taşındıktan sonra bir dere içerisine boşaltılması ve daha sonra yağmur suları ile Zap soyuna taşındığını, buna kaymakamlık, Valilik ve Çevre müdürlüğünün sessiz kaldığını söylemeyeceğim. Hakkari Belediye’sinin çöpleri düzenli toplamadığını ve topladığı çöpler ile sağlık ve görüntü kirliliği yarattığından söz etmeyeceğim. Hatta şehrin büyük bir kısmında halen kanalizasyon olmadığını da söylemeyeceğim. Yüksekova ve Hakkari Belediyeleri yapamadıkları asli görevleri için parasızlık zırhının arkasına sığınmalarının doğru olmadığına da değinmeyeceğim. Valilik, Çevre il müdürlüğü ve Belediyelerimizin geri dönüşüm projesinin dört yıl sonra hayata geçeceğini bu dört yıllık süre için herhangi bir projeleri olmadığını belirten üst düzey yetkilimizden de söz etmek istemiyorum. Valiliğimiz ve Belediyemizin halkın ortak hizmetlerinde ortaklaşamadıklarını da söylemeyeceğim. Devlet kurumlarında üst düzey memurlardan en alt birimlere kadar, büyük bir ekseriyetle masalardaki bilgisayarlarda internet oyunları ile mesai telef edildiğini veya bayanların örgü örerek mesaisini tamamladığından söz etmeyeceğim. Devlet dairelerinde işlerin çok hantal bir seviyede yürüdüğünü de söylemeyeceğim. Ağaçlandırmaya yeteri kadar önem verilmediğini ve tahribatın önünün bir türlü alınmadığından söz etmeyeceğim. Hatıra ormanları ve ağaçlandırmanın önündeki en büyük engelin kurumlar arası diyalog eksikliği olduğunu imalıda olsa asla değinmeyeceğim. Yapılan küçük işlerin bir reklam amacı kullanıldığını ve bu şekilde hizmet açısından zaman kaybı yaratıldığını da söylemeyeceğim. Hele hele TEMA VAKFI’ndan hiç söz etmeyeceğim. Çünkü Tema hareketini hepiniz çok iyi biliyorsunuz. 270 bini aşkın gönüllüsü bulunan bir sivil toplum hareketi olan TEMA, halkımızın desteği ile 14 yılda 100.000 hektar alanda, 40 kırsal kalkınma ve 66 ağaçlandırma projesi olmak üzere toplam 106 projeyi hayata geçirdi, yaklaşık 3.570 hektar alanda 4.111.000 adet fidan dikilmesini sağladı. Bunları bildiğiniz için Tema’dan daha fazla söz etmek istemiyorum. Bu konuşmamda sadece Tema Vakfı Kurucusu Sayın Hayrettin KARACA'dan söz etmek istiyorum. Ben bir çok defa sayın Hayrettin KARACA ile beraber oturduğum ortamlarda doyduğum ve arkadaşlarımızın slayt haline getirdiği bazı sözlerini aktarmak istiyorum. Karaca markasının ve Tema vakfı’nın kurucusu Hayrettin Karaca “Param var ama ,tüketmeye hakkım yok.” diyerek ‘al tüket ve yok et’ diyen tüketim toplumuna açtığı savaş ile gurur duyduğunu ifade etmektedir. . Hayrettin KARACA şöyle der; Dünyada tüm insanları duyuracak kadar yiyecek olduğunu ama gözü aç olanları duyuracak hiçbir şeyin olmadığını, Türkiye’de bir zamanlar “ fakirleri aç bırakmayan” kültürün, Televole kültürünün karşısında yok olduğunu, çocukluk günlerinin “komşuyu aç bırakmayan” kültürünün yeniden dirilmesiyle, açlıkla savaşılabileceğini söylüyor. Dünya ikiye bölünmüş artık. Gözü açlar ve karnı açlar. İşte o gözü açları duyuramayacağız. Ne zamandır alışveriş yaptığımı hatırlamıyorum. Kendime sadece kitap alıyorum. Nedir benim ihtiyacım? Şeklinde soruyor. Doymam, sağlığım, barınmam, kuşanmam; bunun dışında hiçbir şey tüketmeye hakkım yok. Gömleklerim var, yakası çevrilmiştir. Ayakkabılarımın altı yamalıdır. Şu an giydiğim pantolonu dokuz yıldır giyerim. Param var ama tüketmeye hakkım yok. Bunu her kes yapabilir, diyor. Üzerindeki süveteri 20 yıldır kullandığı bilinmektedir. Dünya’nın durumu 2006 kitabından bir veri Afrika’da 323 milyon insan günde 1 dolardan az bir gelirle geçimini sağlıyor. Temiz su kaynağından mahrum 273 milyon kişi bulunmakta, ilk okul çağında okula gidemeyen 44 milyon çocuk var. Yetersiz beslenmeden dolayı ölüm riski altında yaşayan Afrika’lıların sayısı 185 milyon. Her yıl beş yaşın altında ortalama beş milyon çocuk ölüyor. Zengin ülkeler yıllık gelirlerinden % 0.07’sini kurtarma amaçlı projelere yönlendirseler bu sorunların hepsi ortadan kalkabilir. Hayrettin KARACA derki; Ben bir kasaba çocuğuyum. Varlıklı bir ailenin çocuğuydum. Ama her kes eşit şartlarda oynardı sokakta. Bütün çocuklar gibi bende yalınayak oynardım. Akşam olduğu zaman annem seslenirdi, avucuma bir kap sıcak yemek koyardı. Kulağıma eğilip komşu anneye götür derdi. Oysa Etrafımızda bizi duyacak kimse yoktu. Ama bu bana verilen aman kimse görmesin Hayrettin mesajıydı. Komşu annenin yağını odununu kim alır, kimse bilmezdi. Paylaşma düzeni vardı, o kültürde. Savaştan çıkmış Türkiye’de ‘fakirim’ diyen çoktu ama ‘acım’ diyen yoktu. “Oradan aldım bu kültürü” kaybolan budur, giden budur. Ama Anadolu’yu gezerken görüyorum ki, bu değerleri hala yaşatanlar var. Yine Hayrettin KARACA şöyle der; Ak merkezin önünden geçmeye utanıyorum. Nedir bu ışıklar, bu rezalet. ‘yılbaşı’ demek, “al, tüket, yok et, yaşamı mahvet” demek. O yüzden bu yırtık kazak’ı gururla taşıyorum üstümde. Global ekonomi insanları kullanıyor. Ama bakın beni kullanamıyor, çünkü izin vermiyorum. Çokta mutluyum. Bunu elimden hiçbir güç alamaz. İnanç her şeyi hal eder. Okumakla mükellefim, olanın olmayana, bilenin bilmeyene borcu var. Malını mülkünü verirsin, orada biter borcun. Örneğin; Yalova’daki botanik bahçemi vakıf yaptım ama borcum bitmedi halka, şimdi borcumu bilgi sahibi olarak ve bunu aktararak ödüyorum. Okumak ibadettir, okumamak cumhuriyete ihanettir. Açlıktan ölen her çocuğun katilleri vardır, ihtiyacından çok tüketerek sınıf atlanmaz, bu günkü tüketim iki katına çıktığı gün, belki dünyada yaşam olmayacak. En büyük tehlike gıdada, bir Amerikalı çocuk doğduğunda 30 çocuğa eş değerde dünya nimetlerini alıp götürüyor. Dünyada makyaj malzemesi için yapılan harcama 18 milyon dolar. Dünyadaki tüm kadınların üreme sağlığı için ihtiyaç doyulan para miktarı ise 12 milyar dolardır. Avrupa ve ABD’de evde beslenen hayvanların masraflarına harcanan para 17 milyar dolar. Dünyada açlığı ve yetersiz beslenmenin sona erdirilmesi için gerekli para 19 milyardır. Kozmetik sanayisinde harcanan para 15 milyar dolardır. Dünyada herkese temiz içme suyu sağlanması için gerekli para 10 milyar dolar, Evrensel okur – yazarlığın sağlanması için ise gereken yıllık ek yatırım 5 milyar dolardır. Tema Vakfı’nın çok iddialı yeni bir projesi olan “Toprak yoksa hayat yok El Koyun” isimli kırsal kalkınma projesi ülke genelinde çok ilgi görüyor. Tema Vakfı der ki; Toprak yoksa Ekmek yok, Toprak yoksa Tavuk yok, yumurta yok, domates yok, Toprak yoksa su yok, Toprak yoksa hayat yok. Bu okulda Tema Vakfı tarafından 11.000.- ytl. para harcanmış ve il bazında aldığımız destek ile bu proje 20.000.- ytl. değerinde bir hizmete dönüşmüştür. Bu törenimizde bazı idarecilerimize Vakfımız tarafından plaket sunulacaktır. Ancak bu plaketlerin sadece Gazi ilk Öğretim Okulundaki projemize verdikleri destekten dolayı verileceğini belirtmek istiyoruz. İlimizde var olan sayısızca çevre sorununa rağmen bir takım insanı çevre konusunda başarılı görmek mümkün değildir. Hepimizin bu noksanda payı vardır. Projemize destek sunan Sayın Valimiz Ayhan NASUHBEYOĞLU, Belediye Başkanı Sayın Metin TEKÇE, Çevre İl Müdürü Ayşe OKAY, Özel İdaresi Genel Sekreteri Süleyman KAYA, Tarım İl Müdürü Mehmet GÜNDOĞDU, İş adamlarımız Adil ERDOĞAN ve İsmail DEMİRCİ’ye teşekkür etmek istiyorum. Okul Aile Birliği Başkanı İnş. Mühendisi Mehmet SEVMİŞ, Okul Müdürü Mücahit TUNÇ, Müdür Yardımcısı Vasfi MİRAHMETOĞLU, TEMA VAKFI Temsilci Yardımcısı Bülent TANYÜREK, Belediye Başkan vekili Bişar MAVİGÖZ’e aynı şekilde projemize katkı sundukları için teşekkür ediyorum. 06.06.2006 Bedri ÇALLI TEMA VAKFI HAKKARİ İL TEMSİLCİSİ bedricalli@mynet.com bedricalli@hotmail.com
Bu yazı toplam 13326 defa okunmuştur