Erkan Çapraz / Gerçeklerle Yolculuk

Çetin Çelik inat!

21 Mayıs 2010 Cuma 00:12

Kaymakamlığın “onur kırıcı” olarak nitelendirebileceğim uygulaması devam ediyor.

Öyle tuhaf bir zihniyetle karşı karşıyayız ki anlamak güç.  

Bütün halk rahatsız, ama kamunun (halkın) çalışanı uygulamayı devam ettirmekte kararlı görünüyor.

“Canım acıyor” diyen birilerine vurmaya devam etmek gibi bir şey.

Görünürde her şey normal, inciten hiçbir şey yokmuş gibi, ama görünmeyen ve inciten şeyler, telafisi zor sonuçlara yol açabilir.

Kaymakamlıktaki uygulama görünürde tehlikeli görünmese de esasında kaba kuvvetin bir başka biçimidir.

Ve hakiki kaba kuvvet, sahtesinden yeğdir.

Hakiki kaba kuvvet, görünür olmayan bir kaba kuvvet olan bu uygulamadan daha az onur kırıcıdır.

Halka açık açık kaba kuvvet uygulansaydı da böyle bir uygulama yapılmasaydı, bu halkı daha az incitirdi.

Bedende belki bir iz yok ama “kimliklerde” derin izler bırakıyor bu uygulama ve uygulamayı ısrarla ayakta tutan zihniyet.

Üstelik öyle bir zihniyet ki bu “Yaptığın yanlış, arkadaş!” diyen birine, “Suçlusun!” damgasını yapıştırmaya “dünden” hazır.

İki satır yazıyı bile sindiremeyen bir zihniyet.

Ne olmuştu hatırlayalım…

Yüksekova Kaymakamı Hükümet konağının girişindeki uygulamaya göz yumarak halka eziyet çektiriyor dedim, Kaymakam Bey bunu ‘hakaret’ olarak algıladı.

Yüksekova Kaymakamı halkın içine girsin, korkmasın halktan dedim, ‘halkın içine girmek’ hakaret oldu.

Yüksekova Kaymakamı gitsin tandır ekmeği yesin dedim, Kaymakam Bey bunu da hakaret olarak algıladı.

Ne oldu sonra?

Kendisini 2 saat bekleyen halkının arasına girmeye korktu!

Suçlu olan kim kaymakam bey?

Halkın talebini aktaran ben mi, yoksa halkın arasına giremeyen siz mi?

Halka çektirilen eziyete son vermek, halkın arasına inmek ve halkın kaymakamı olmak yerine suç duyurusunda bulunmayı yeğleyen zihniyet bugünün zihniyeti değil elbet.

Yıllardır Kürt halkına her türlü inkârcı zihniyeti dayatan, Kürtleri yerden yere vurup işkence eden zihniyetle aynı zihniyet.

Şerzan KURT’u öldürten zihniyetin (kaba kuvvetin), gizli versiyonudur.

Bu zihniyet yok olmaya ve kahrolmaya mahkûmdur!

Yüksekova halkına ‘terörist’ muamelesi uygulayan zihniyetten hiçbir şey beklenemez.

Asıl teröristlerin kimler olduğunu zamanında çok iyi gördük.

* * *

Dün yine Yüksekova Hükümet Konağının önünde yüzlerce kişi, içeride rahat koltuğunda kıvranan zatı muhteremin ‘korkusu veya güvenlik endişesi’ nedeniyle kızgın güneşin altında saatlerce hükümet konağına girmeyi bekledi.

Bir muhtar eline aldığı kimliğini kameralara uzatıp şuan bu yazıyı makamındaki bilgisayardan okuyan vatandaş duysun diye bağırıyor: “Bizi başka bir devlet mi zannediyorlar? Ben muhtarım neden beni almıyorlar, neden?”

Ardından bir vatandaş yine Yüksekova Haber kamerasına şu cümleleri diziyor: “Bu hükümet gittikçe bu insanları isyana ve onursuzluğa teşvik ediyor”

Ve Hakkari Barosu Eski Başkanı Nevzat Anuk çıkıyor ekrana, “Bu uygulama hukuki değil” diyor, röportajların birkaç saat ardından Hakkari Barosu avukatları Yüksekova’da uygulamaya tepki amaçlı basın açıklaması düzenledi.

Hakkari Valisi Muammer Türker ise “İnisiyatif Kaymakam’da” demiş.

Hangi inisiyatif?

O inisiyatifi kim neye göre veriyor?

Kaymakam halkın efendisi değil ancak ve ancak halkın ‘hizmetçisi’ olabilir.

Kaymakam Yüksekovalılardan korkabilir ama unutmasın ki Yüksekovalılar Kaymakamdan ve kaymakamların hukuk dışı uygulamalarından korkmazlar.

Seve seve bu halkın arasına inmek ve sıkıntılarına çare aramak zorundasınız kaymakam bey.

Bu memleketin ‘eziyet çektiren’, ‘inkar eden’, ‘korkan’ yöneticilere ihtiyacı yoktur.

* * *

AKP Hakkari milletvekilli Zeydan ve Özbek, İl ve İlçe başkanları konu ile ilgili suskunluklarını sürdürüyor.

Susmak kabullenmek değil mi?

Yüksekovalı avukatları ilk günden beri bu uygulamaya gösterdikleri duyarlılıktan ötürü kutluyorum.

Günlerdir halkın tüm tepkilerine rağmen uygulamanın resmi dayanağını açıklamaktan bile aciz olan ve Yüksekova halkını bir açıklama yapmaya bile değer görmeyen Yüksekova Kaymakamı Çetin Çelik’e son sözüm ise aynı:

Halktan korkmayın, rahat olun!

Başka çareniz yok!

“Ben de vatandaşım, insanım ve sadece görevimi yapmaya çalışıyorum” diyebilir Kaymakam Çelik.

Buna da bir cevabım var:

Günümüzün hatırı sayılır düşünürlerinden Slavoj Zizek’in  “Sanat ya da Konuşan Kafalar” adlı kitabındaki bir anekdota değinerek cevap vereceğim.

Kitaptaki anekdotta bir İsrail askeri Filistinli şüpheli bir ailenin evini ararken, evin annesinin, korkan kızını sakinleştirmek amacıyla ona ismiyle hitap ettiğine ve bir şeyler söylediğine şahit olur. Asker, korkan kızın isminin kendi kızının ismiyle aynı isme sahip olduğunu görür ve ani bir duygu patlamasıyla cüzdanından kızının fotoğrafını çıkarıp anneye gösterir. Zizek burada annenin vermesi en uygun yanıt şudur der: “Eğer sen de benim gibi insansan şu an yapmakta olduğun şeyi neden yapıyorsun?”

Kaymakam Bey’e soruyorum: “Eğer sen de benim (bizim) gibi insansan şu an yapmakta olduğun şeyi neden yapıyorsun?”

Neden?

Bu yazı toplam 14357 defa okunmuştur
:)))))))
 // özlem
ne o yazar bey taktınız kaymakama bende kaymakamlık yolunda ilerleyen bırıyim insallah bigün oralarda bende görev yaparım ...ve size aynı uygulamayı bırde ben yaparımm ..şu bır gerçekkı bu yapılması ve uygulanması gereken bir kural neden ısrarla kuralları çiğnemekte ve ınsanları yanlış yönlendırmektesınız anlamış değilim hala???...
05 Haziran 2010 Cumartesi 20:28
kaymakam sabrımız bir yere kadar
 // şevin
öncelikle sizi tebrik ediyorum erkan bey kaymakam haddini açmasın...
03 Haziran 2010 Perşembe 12:02
kaymakan sabrımızı taşırma.....
 // 3yüksekovalı
kaymakamı sevenmi allahınıza yorumları kontrol eden arkadaşım erkan büyük bu yorumu kabul et...
25 Mayıs 2010 Salı 18:01