İbrahim Genç

Cannes’te yine bir Türkiyeli

23 Mayıs 2011 Pazartesi 21:12

Türkiye halkı olarak seçim telaşının yarattığı gerilim ve bir türlü çözül(e)meyen sorunlardan dolayı yaşanan acılara rağmen  “Güzel şeyler de oluyor” dedirten şeylerin olması çok güzel, umut verici! Çünkü Türkiye olarak birliğimizi pekiştirecek güzel haberlere ihtiyacımız var. Ortaklaşmak ve bir arada yaşayabilmek adına…

Bu noktada bir süredir Cannes’te devam eden 64. Cannes Film Festivalinde “Bir Zamanlar Anadolu’da” filmiyle Türkiyeli bir yönetmenin, Nuri Bilge Ceylan’ın,  “Büyük Jüri Ödülü”nü kazanması ortak sevincimiz oluyor. Kolay iş değil! 1939’dan bu yana dünyanın en prestijli festivalinde, dev bütçeli filmler arasından ve büyük yönetmen-yapımcıların arasından ödüle layık görülmekten bahsediyoruz. Dünyanın ilgiyle izlediği, ödül kazananların yaptığı konuşmaların büyük dikkate değer görüldüğü bir organizasyondan…

İşte bu yüzden Siyaset Meydanı programında Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu Hakkari Bağımsız milletvekili adayı Selahattin Demirtaş’ın söyledikleri çok önemli. Özetle Sayın Demirtaş, birlik ve beraberlik için illa ki insanların tek bir dili konuşmasına ya da aynı şeyi düşünmesine gerek olmadığını, Nuri Bilge Ceylan gibi Türkiyeli sanatçıların başarılarının ortak sevincimiz olduğundan ve asıl bu tür şeylerin birliğimizi pekiştirdiğini anlatıyordu.

Tabi bu vesileyle hatırlamak gerekir, Cannes Film Festivalinde Büyük ödül olan Altın Palmiye’yi alan Yılmaz Güney’i. Senaryosunu Yılmaz Güney’in yazdığı, Şerif Gönen’in yönettiği ve başrolde Tarık Akan’ın oynadığı “Yol” filmi 1982’de Cannes Film Festivalinde büyük ödüle layık görülmüştü. Bu ödül, ülkemiz sinemasının Cannes’te kazandığı tek ve en büyük ödüldü. Türkiye sinemasının çıtasını yükselten bir ödüldü. Buna rağmen, ülkemiz sinemasının itibarını yükselten başarılara rağmen, Yılmaz Güney hep sıkıntı çekti. Yasaklamalar, hapis, sürgün… Çünkü Yılmaz Güney, ülkemiz sinemasında kalıpları kırıyordu. Anadolu’nun derinliğinden yükselen gerçekleri, Mezopotamya’nın yalnızlığını ve yoksulluğunu filmlerinde gösteriyordu.

Bugün ülkemiz sinemasında, dünyayı tanıyan ve modernizmi evrensel değerlerle algılayan Fatih Akın, Nuri Bilge Ceylan ve başka yönetmenler de Yılmaz Güney sinemasının geleneğinin sürdürücüleridir. Hatırlayın, 2003 Cannes Film Festivalinde “Uzak” filmiyle “Büyük Jüri Ödülü”nü alırken Nuri Bilge Ceylan “Bu ödülü 21 yıl önce burada Altın Palmiye ödülünü alan ve Fransa’da yaşamını yitiren Yılmaz Güney’e ithaf ediyorum.”  diyordu. Nuri Bilge Ceylan da bugün, Anadolu’nun sessiz çığlığını taşıyor bize. Kendi içinde sosyal bir duyarlığın portresini görüyoruz hem çalışmalarında hem de duruşunda.  Bu sebeple olsa gerek ki bir röportajda kendisine “Sizce ‘iyi film’ ne ifade ediyor?’ diye sorulduğunda  “Bence iyi  film belli bir estetik ve ahlaki duyarlılıkla derine işleyen bir çözümlemeyi bir araya getirebilen filmdir.” diyerek hem ilkeli duruşunu hem de duyarlılığını gösteriyor. Aynı şekilde 2008’te Cannes’te  “Üç Maymun” filmiyle “En İyi Yönetmen” ödülü alırken “Bu ödülü birisine ithaf etmek istiyorum, yalnız ve güzel ülkem Türkiye’ye” derken de aynı mütevaziliği ve duyarlığı görüyoruz.

Cannes Film Festivalinde 5. kez gördüğümüz Nuri Bilge Ceylan’ı dilerim bu tür büyük festivallerde ödül alırken daha çok görürüz. Bize bu ortak sevinci yaşattığınız için tüm Türkiyeliler olarak sana teşekkür etmeliyiz şüphesiz. Bize yaşattığın bu güzellikler için teşekkürler Nuri Bilge Ceylan, nice başarılara…

Bu yazı toplam 7407 defa okunmuştur
hikaye
 // deniz ege
Türkiyeli kim?Şu yazdığın hikayedeki adammı...
24 Mayıs 2011 Salı 11:34
Tebrikler!!!
 // kralzeus
Nuri Bilge Ceylan’ı Canoı gönülden ebrik ederim başarılarının devamı dilerim...
24 Mayıs 2011 Salı 11:15
senin gibi düşünenlerde var.,
 // helal
güzel düşünceler için teşekkürler böyle olması lazım değilmi zaten...
24 Mayıs 2011 Salı 10:47