İrfan Sarı

Çankaya dizileri

02 Şubat 2012 Perşembe 00:00

Burası Türkiye, olmaz demeyin her bişey olmaz dediğiniz an oluverir. Cumhurbaşkanı köşkünde sıkılır yağan kar ile birlikte kendini salıverir dışarı… Evcil basınla şakalaşır, kartopu sıkar, kaşe paltosuyla boy boy çıkar teknolojinin uğrak yeri facebook’a..

Kar temizliğin simgesi çünkü çocukların neşe kaynağı ama o gökyüzünden yeryüzüne düşer düşmez her insanı kışkırtır. Çocuk, kadın, erişkin, zırdeli, pazarcı, Cumhurbaşkanı da olsanız kar içine çeker yani cezp eder.

Varoşlarda sobasız evlerinde yaşamaya çalışan insanların üstünde yağar.

Bir buzağı derme çatma ahırda dünya ya gelirken de yağar kar.

Başkentin orta yerinde bir gecekondunun çatısına da yağar. O gece kondu ateşler içinde cayır cayır yanarken ve elektriği kaçakken de yağar.

Sokak köpeğinin üstüne bir sokak kedisinin buza geçmiş patisine de yağar.

Geceleyin, karanlıkta varoşlara yağarken ağırlaşır… Sosyetenin semtlerindeki gibi hafif değildir yağması.

Yoksul çocukların delik çoraplarını deler geçer parmaklarına dokunur ve üşür öylece… Yırtık ayakkabılarına pas gibi musallat olur.

Dağlar başına yaraşır, kırlara, bozkırlara, ovalara…

Mezar taşlarına yakışır.

Mezarsızları çürütür.

Dağ köylerinin yollarını kapatır, hasta olsa, gebe olsa, yaşlı olsa ya da yarası irin içinde ateşlenmiş biri… Yürümekle tükenmez, yarılsa kar bitmez yollar.

Durmadan yağar.

Sonra Çankaya’dan Arap illerine yolu düşer.

Bir dizi görüşmeler. Sultanlar, krallar, paşalar görmüş.

Ekonomi ağırlıklı görüşmeler bunlar.

Dubai’de, Suudi’de…

Oysa en sessiz saatlerini yaşadı orda.

Devletin politikaları, yani sessiz sessiz sömürdüğü halkın dizi filmleri geçti herkesin/her şeyin önüne.

Yani toplumu uyuşturan o kadın teşhirciliği geldi devletin görüşmelerinin önüne geçiverdi.

Kim susa…

Kim konuşa…

Üşür böyle zamanlar.

Devletsisiniz, dünyaya kafa tutan, İslam kardeşlerine örnek.

Ama devletten çok diziler gelir pazara.

Bazen böyledir işte insan kendi kazdığı kuyuya düşer.

Kuyu derin, kuyu susuz, kuyu dipsiz, kuyu vicdan damlıyor.

Kar yağıyor, Ankara kar kokusu soluyor etraf buz. Yollar tuz, yollar iş makine bıçağı gürültüsü…

Çankaya dolaylarında cumhurun reisi kartopu oynar evcil basınla…

Van’da çadırlar bir bir yanarken.

Çocuklar bir bir ölürken.

Kimse onları Fatmagül'ün suçu kadar önemsemiyor… Bırakın Fatmagül’ü!

Bu yazı toplam 3978 defa okunmuştur
r
 // ö.
yazılarınız cok ilgi çekici. tebrik ediyorum.. lutfen yazılarınızın devamını bekliyorum tekrardan teşekkürler........
02 Şubat 2012 Perşembe 04:32