Bedri Çallı

Çanakkale-Hiroşima-Nagazaki-Halepçe

2006-03-17 03:12:39
Geçtiğimiz yüz yılda, insanlık açısından önemli ölçüde insan öldürülmeleri ile sonuçlanan farklı birkaç olayı ele almak ve sizlerle paylaşmak istedim. Bunlardan 1. ve 2. Dünya savaşları ve Çanakkale savaşı her ne kadar tüm uluslar açısından beraberinde büyük acılar ve tahribatlar getirmiş ise de tüm taraflar açısından mertçe yapılmış savaşlardır. Her bir ülke bu savaşlarda kendilerine göre bir kahramanlık payı çıkarmatalar. Yenilen Anzak’ların her yıl Çanakkale’yi ziyaret etmeleri bunun göstergesidir. Ancak Hiroşima, Nagazaki ve Halepçe için bunu söylemek mümkün değildir. Çünkü burada kadın, çocuk, yaşlı, engelli, savaş yanlısı ve savaş karşıtı farkı gözetmeksizin tüm savunmasız insanlar yok edilmiş, soykırımlar yaşanmıştır. Yada hayvanlar açısından tüm canlıların hayatlarına son verilmiş ve doğa dengeleri tahrip edilmiştir. ABD. Hiroşima’ya bomba yağdırdığında tüm dünya tek ses olarak karşı çıksaydı, belki üç gün sonra Nagazaki’ye aynı zehir atılmazdı yada insanlık bu iki ayıba sessiz kalmasaydı, belki Saddam cesaret alıp Halepçe’de bu katliamı icra etmeye cesaret etmeyecekti. Bu tür katliamlara uğrayan insanların milliyetleri veya renkleri çok önemli değildir. Bu katliamları İnsan Hakları çerçevesinde değerlendirmek ve her kes bu katliamların kendisine yapıldığını düşünmelidir. Bu düşüncelerle olaya yaklaşmayanlara sıra geldiğinde kendileri için hak beklemeleri doğru değildir. Hak, hukuk ve adalet ilkeleri her yerde her kes için var olmalı ve her kesin buna ihtiyacı vardır. 1. Dünya savaşı 1.Dünya savaşı sonucu Sivil ve asker ölümü 8.700.000 kayıp, sakat ve yaralı sayısı 10.000.000 olmak üzere toplam 18.700.000 insan kaybı faturası ortaya çıkmıştır. Çanakkale Savaşı (1915). 3 Kasım 1914'te İngilizler, Seddülbahir ve Kumkale tabyalarını topa tuttular. 19 Şubat 1915'te boğazın dış tabyaları tahrip edildi. İngiliz, Fransız ve Anzaklardan (Avustralya, Yeni Zelanda ordusu) kurulan 70 000 kişilik kuvvet, 25 Nisan 1915'te Seddülbahir ve Arıburnu bölgelerinde karaya çıkarıldı. 26 Nisan günü, top ateşiyle karşılıklı hücum başlamıştı. Haziran ayında, top ateşi desteğinde taarruza geçti. Taarruzda zırhlı araçlar da kullanıldı. Bu hücum, Çanakkale'deki en kanlı muharebe oldu hemen sonra Kerevizdere savaşları başladı. 1915 yılının sonbahar ayları, kanlı fakat sonuç alınamayan çarpışmalarla geçti. 5 Aralık tarihinde iki İngiliz tümeni, Selânik'e gönderildi. Kasım ayında başlayan yağmur ve kar fırtınası, siperlerde birçok askerin boğulmasına sebep oldu. Bu felâkette büyük kayıplar oldu. Ocak 1916'da Gelibolu yarımadası itilaf devletleri tarafından tamamen bırakıldı ve bu arada bazı çarpışmalar da oldu. Bu savaşta metrekareye 6000 kurşun düşmüş, kurşunlar havada çarpışmıştır. Çanakkale savaşları, 8,5 ay sürdü. Savaşlar, iki taraf için de büyük kayıplara sebep oldu. İngilizlerin kaybı 205 000, Fransızların 79 000, Anzakların Gelibolu Yarımadası'ndaki savaşlarda verdikleri kayıp; Avustralya’nın 26.094 ve Yeni Zelanda’nın 7.571 i olmak üzere toplam 33.665'tir. Çanakkale Muharebelerinde Türk kuvvetlerinin 57.000 şehit, 100.000 yaralı, 10.000 kayıp, 21.000 hastalıktan vefat, 64.000 hasta olmak üzere 252.000 zayiatı vardır. Yani kısacası bu savaşın insani kaybı 569.965.tir. HİROŞİMA VE NAGAZAKİ Amerika 1945 yılının Temmuzunda yeni bir bomba geliştirdi. Nazi Almanya’sı 1945’in Mayısında savaştan çekilerek bu dehşetli bombanın şerrinden kurtuldu. Bu arada Japon savaşçıları, Amerikan üssü Pearl Harbor’a uçaklarla, intihar saldırısı da diyebileceğimiz ‘kamikaze’ saldırılarında bulundular. Buna karşılık olarak Amerika, Güney Pasifik’teki Tinian Adası’ndan Albay Paul Tibbets yönetimindeki Enola Gay isimli B-29 uçağı, 6 Ağustos 1945 sabahı “Little Boy – Küçük Çocuk” isimli çok gizli bir yükle havalandırdı. Bu gizli yük atom bombası idi ve ilk kez kullanılacaktı. 10 000 metre yükseklikten saat 8.13’te atılan bomba saat 8.15’te Japonya’nın güzel şehri Hiroşima’nın 580 metre üzerinde patladı. İlk anda 70 000 insan zehirlenerek öldü. Yüksek sıcaklıktan dolayı asfalta yapışan insanlar, insanın içini ürpertmekteydi. Bir hafta boyunca şehre asit yağdı. İki ay içerisinde radyasyon sebebiyle 70 000 insan daha hayatını kaybetti. 60 000 kişi de beş yıllık süre içerisinde vefat edince Hiroşima’nın bilançosu ilk beş yılda 200 000 insanın ölümü, on binlerce insanın da sakat kalması oldu. Üç gün sonra (9 Ağustos 1945’te) sıra “Fat Man – Şişman Adam” isimli plütonyum bombasına gelmişti. Bu bomba için hedef Japonya’nın Fukuoka şehri idi. Fakat hava kapalı olduğu için hedef Nagazaki’ye çevrildi. Saatler 11.02’yi gösterirken 21 ton patlayıcının gücüne sahip bomba Nagazaki’yi cehenneme çevirdi. 75 000 kişi anında kavruldu. Bir o kadar kişi de beş yıllık süre içerisinde can verdi. Radyasyon sebebiyle toprağın ve suların zehirlenmesini ve daha uzun vadedeki zararları hesap etmesek bile ilk beş yılda Hiroşima ve Nagazaki’de 350 000’i aşkın sivilin öldüğü belirlendi Yayılan radyasyonun etkileri ise hala sürüyor. İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda Amerikalılar tarafından Japonya'ya atılan iki atom bombası zihniyet dünyasının değiştiğinin de göstergesiydi. bu savaşta meydana gelen insan kaybı 55 milyondur. El Baradey’den anlamlı çağrı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Muhammed El Baradey, Japonya'nın Hiroşima ve Nagasaki kentlerine 60 yıl önce atılan atom bombasının yaptığı yıkımın, insan hayatı için nükleer silahların ortadan kaldırılması gerektiğini belirtmiştir. Hiroşima ve Nagasaki'ye atılan atom bombasının, bu tür silahların yayılmasının ve kullanılmasının neden önüne geçilmesi gerektiğini daima hatırlatması gerektiğini belirten Baradey, nükleer silahsızlanmanın, dünya ve insan ömrü için çok önemli olduğunu kaydetti. Bana göre ABD.nin bu konuda tecrübesi vardır. Bu nedenle dünyanın her hangi bir ülkesinde doğru veya yalan bir doyum aldığında hemen müdahale etmektedir. Oysa bu konuda çok samimi olmadığı aşikardır. Bu durumda kendisi nasıl bazı ülkeleri denetliyorsa, tüm dünya ülkeleri, Birleşmiş Milletler ve Uluslar arası atom enerjisinin ABD. yi yeterince denetlemesi ve ortak hareket etmesi ihtiyacı vardır. (Dörtlük) Melih Cevdet ANDAY derki HİROŞİMA Büyükbabam, babam, ben Küçük oğlan, kız, damat... Gelişimiz teker tekerdi Gidişimiz cümbür cemaat. Halepçe katliamı (1988) Halepçe katliamı, Irak halkının ve insanlık tarihinin kara bir sayfası, bir katliam, gözdağı vermenin bir yolu, bir halkı sindirme ve yok etme politikası, Soykırımın ta kendisi, Onca yıl geçti ama unutulmadı... Halepçe katliamının sorumlularını tarih yargıladı, hiç kimse bunların bu dünyada hesap vereceklerine inanmıyordu. Her kes bunların hakkının ahirette alınması için dua ederken. Bakın kaderin cilvesine, Saddam ve diğer suçluların bir kısmı yargılanıyor. Onları yargılayan hakim’in Halepçe’li bir kürt olması kaderin bir başka cilvesidir. Suçluların diğer bir kısmı ise Irak’ın bu sürecinde bunun cezasını hayatları ile ödediler. 16 Mart 1988'de 5 bin Kürt halkının yaşamını yitirmesine, 12 bin'inin sakat kalmasına neden olan ve kimyasal silah kullanılan saldırıların etkileri hala devam ederken, 150 bin Kürt vatandaşı da yerlerinden göç etmek zorunda bırakmıştı. Bu göçler sırasında on binlercesi hastalık ve açlıktan dolayı yaşamını yitirmişti. Çağımızın en yakın soykırımı ve katliamını bir nebzede olsa Halepçe'deki halkın acılarını paylaşmak, insanların bu olaya sessiz kalmamalarını sağlamak ve bu katliamın faillerini kınamak, Yeni Halepçeler'in hiçbir milliyet açısından yaşanmaması açısından, her kesin halepçe resim sergilerini açması ve gezmesi yararlı olur diye düşünüyorum. Halepçe katliamı tarihe açılan kara bir sayfadır. 16 Mart 1988'de Saddam yönetimindeki Irak, kimyasal silahı bölgesindeki Kürt halkına karşı kullandı. Bu saldırıda 5 bin Kürt halkı Siyanür ve Hardal gazı ile yaşamını yitirmiş, 12 bin'i de sakat kalmıştır. Bu vahşi saldırı nedeniyle Halepçe'de doğan çocuklar halen sakat doğmaktadır. Bununla beraber bu saldırıda kullanılan kimyasal silahlar nedeniyle kanser hastalığı Halepçe'de yaygın bir şekilde görülmektedir. Hollanda'da bir mahkeme, Irak'ın Halepçe köyünde 1988'te binlerce Kürdün öldürülmesinin bir 'soykırım' olduğuna hükmetti. Karar, Saddam Hüseyin rejimine zahirli gaz satan Hollandalı işadamı Frans van Anraat'ın yargılandığı davada alındı. 63 yaşındaki Van Anraat'ın sattığı gazlar, Halepçe'de de kullanılmıştı. Hollandalı işadamıysa, soykırıma yardım suçundan aklanmasına karşın, savaş suçlarına iştirakı nedeniyle 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ah Halepçe Ah Dilan Ah Zilan Beynimden vurulmuşum Halepçe'de Yüreğim dört parça Dilan sağda yatıyor Zilan solda Yer gök zehir kusuyor Gökten alevler yağdırıyor Baas uçakları Kuşlar uçmuyor İnsanlarım ölüyor Bebeler katlediliyor Ah Zilan Ah Dilan Ciğerim yanıyor Yüreğim kanıyor Halepçe yanıyor Zilan'lar, Dilan'lar yanıyor İsimsiz bebeler ölüyor Herkes suskun ve tepkisiz Dünya sağır ve kör Ah Zilan Ah Dilan Yine bize ferman Yine bize katliam Ve Dünya sağır Ve biz sahipsiz Ve tüm Cihan sessiz (şiir) İsa Tekin 16.03.2006 Bedri ÇALLI bedricalli@mynet.com bedricalli@hotmail.com
Bu yazı toplam 11385 defa okunmuştur