Bedri Çallı

Büyük Ova ve Nehil Tahribatı

23 Ocak 2009 Cuma

Büyük Ova


Sevgili okurlar Büyük ova ve ilgili kanun, yine aynı şekilde sulak ve sazlık alanlar ile ilgili uluslar arası sözleşmeler hakkında bilgi sahibi olan dostlarımız vardır. Bu konuyu gündeme getirmemin nedeni, bilgi sahibi olmayan vatandaşlarımızın, bilgi sahibi olmaları ve bu konuda tepki oluşturulmasına yardımcı olmak, Ayrıca gelişmeler ile ilgili biraz bilgi sunmaktır.

 

Tema Vakfı"nın yıllarca verdiği mücadelesinin bir ürünü olarak 2005 yılı ortalarında artık Toprağın kendisine ait bir kanunu çıkmış oldu. 5403 sayılı Toprak Kuruma ve Arazi Kullanım Kanunun olarak bilinir.

 

Bu kanunun çıkmasıyla birlikte 81 İl Valiliği bünyesinde Toprak Kuruma Kurulları oluşturuldu. Kurulduğundan bu yana bu kurulun üyesiyim. Bu nedenle ilgili kanun ve yönetmelikleri incelediğimde Yüksekova ilçemizi ilgilendiren bir madde dikkatimi çekmiştir.

 

Türkiye Ovalarından Tarıma uygun ve tarım yapılan ovalarda yapılaşma ve beton yığınlarına engel olmak üzere amacı doğrultusunda kullanılmasına olanak tanımak amacıyla bu kanun çıkarılmıştır.

 

Kanunu incelediğimde Yüksekova ovasının da yapılaşma tehdidiyle karşı karşıya olduğu düşüncesiyle Kasım/2007"de yine siz sevgili okurlarımla bu durumu paylaşmıştım.

 

Bu arada ayrıca konu tarafımdan Toprak Kurumu Kuruluna taşınmıştır. Toprak Kuruma Kurulu Teklifi ile bildiğim kadarıyla Tarım Bakanlığına sunulmuştur. Üzülerek belirteyim, benim başvuru sahibi olduğum ve yine aynı şekilde kurulun bir üyesi olarak Hakkari Valiliği yada Hakkari Tarım il Müdürlüğü tarafından bilgilendirilmedim. Bu nedenle aşamalar hakkında bilgi sahibi değilim.

 

Bana şifai olarak anlatılanlar son derece mantıksız geldi. Efendim her ne kadar kanun var ise de, Türkiye"de Büyük Ova ile ilgili hayata geçmiş bir örnek yoktur, deniliyor. Peki kanun var ama uygulama yok ise, neden Yüksekova Ovası Türkiye"de bu sıfatı almış ilk ova olmasın.

 

Sevgili okurlar gerek Hakkari Valiliği bünyesindeki Toprak Kuruma Kurulu ve gerekse Tarım Bakanlığı nezdinde kamu baskısı şarttır. Ben kendi adıma bu mücadeleyi sürdüreceğimi ifade ediyorum, ancak sizlerin de desteğine ihtiyacım var.

 

Yüksekova Ova"sına büyük ova statüsü kazandırıldığında ne olur, onu ifade edeyim.


Bu kanunun çıkarılmasının en önemli nedeni ekilebilir, biçilebilir veya başka tarım alanlarında kullanılması için korunmasına yöneliktir.

 

Bu gün Yüksekova"nın Doğu ve Kuzey"inde tarım maksatlı kullanılması mümkün olmayan ve yapılaşma için çok uygun arazi dururken Yüksekova Belediyesi, ova"ya doğru yapılaşmaya izin vermekte ve ruhsat vermektedir.

 

Oysa Büyük Ova statüsünden sonra kamu yararı gereken bir yatırım için Bakanlar Kurulu Kararı çıkarsa yapılabilir. Aksi taktirde her dileyen müdahale edemeyecektir.

 

Nehil Sazlığı

 

2 Şubat 1971 tarihinde İran"ın RAMSAR kentinde, uluslar arası öneme sahip sulak alanların korunması sözleşmesi"ne (Ramsar Sözleşmesi) Türkiye 17 Mayıs 1994 yılında taraf olmuştur. Yüksekova Nehil Sazlığı 24900 Hektar olarak bu çerçevede kuruma altına alınmıştır. Bu sazlığa bağlı olarak ovanın büyük bir kısmının da tampon bölge olduğunu biliyorum. Ancak son müdahalelerden sonra Nehil sazlığı ile ilgili belirtilen bu  miktar gittikçe küçülmektedir.

 

Hatta şu anda yapılmış olan Yeni Devlet Hastanesinin Nehil Sazlığı Tampon Bölgesinde yer aldığını biliyorum.

 

1993 yılında DSİ tarafından açılan drenaj sayesinde, Nehil sazlığının büyük bir kısmında sular çekildi ve sazlık olmaktan çıkmıştır. Bu sayede, sazlığa gelen çok sayıda göçmen kuş türü uğramaz oldu yada geldiği gibi fazla kalmadan Nehili terk ettiği ifade edilmekte.

 

Özellikle sözü edilen drenajdan sonra Yüksekova ovasında bulunan köylerde çekirge istilası baş göstermiştir. Tahılları heba olmaktadır. Doğaya müdahale her koşulda mubah olmadığı burada açıkça ortaya çıkmaktadır.

 

Aral gölü etrafında ve Harran ovasında kurutulan sazlık ve sulak alanları daha sonra Tarım"a açılmış ve her ne kadar ilk yıllarda verim alınmış ise de sonraki yıllarda toprakta tuzlanma meydana gelmiş ve hiçbir verim elde edilememiştir. Bu ve benzeri örnekler bakımından çevrede oturan köy sakinlerinin bilinçlendirilmesi gerekir.

 

Hele hele sadece mevcut Nehil sazlığında değil, belki zamanla imkan bulunduğunda Nehil Sazlığı ve Tampon Bölgede bulunan tüm köylerin tahliyesi de söz konusu olabilir.

 

Stalin zamanında Aral gölünde insan eliyle yapılan hata, uzun yıllar sonra tekrar büyük bir servet harcanarak tekrar düzeltildiği ve bu sürede insanlar başta olmak üzere orayı yaşam alanı seçen her tür hayvan ve bitkilerin hangi olumsuzluklarla karşılaştığı ile ilgili belgeseli izlettirirken, bu olumsuz gelişmeyi her zaman Yüksekova ovası ile kıyaslıyorum.

 

Geçtiğimiz yıl Yüksekova ilçemizde faaliyet gösteren Çevreci arkadaşlarımız tarafından Nehil Sazlığı ve Kuş Cenneti ile ilgili, ilimizi ve Yüksekova ilçesini ziyaret eden Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah GÜL"e bu sorun İletildiğinde büyük ilgi görmüştü.

 

Tam olarak bilgi sahibi olmamakla birlikte, İlimiz Çevre ve Orman Müdürlüğünün bu konuda bir çalışmasının olduğunu da biliyorum. Geçen yıl Çevre Bakanlığından gelen bir teknik heyetin yerinde bir inceleme yaptıkları doyumunu aldım. Ancak bu güne kadar sonuçlanan bir çalışma yoktur.

 

Bu çalışmaların sonucunda DSİ tarafından 1993 yılında Nehil sazlığının kurutulması için açılan drenajın eski haline getirilmesi ile birlikte Nehil"in bu defa eski haline getirilmesi için gerekli olan tedbirlerin alınması gerekir. Aksi taktirde göz boyama yapılacak bir ıslah projesi sadece israf edilmiş bir kaynağa dönüşeceğini burada açıkça ifade ediyorum. Proje kesinlikle samimi olmalıdır.  

 

Bu yazı toplam 12906 defa okunmuştur
ACİL ÇAĞRI
 // kaya
SAYIN ÇALLI!
ÇEVRE SORUNLARINA YAKLAŞIMINIZI NASIL İLGİYLE İZLİYORSAM, ŞEMDİNLİ'DEKİ BALIK KATLİAMINI DA BİR O KADAR ENDİŞEYLE İZLİYORUM.
MAALESEF BİR TAKIM "İNSANLAR" BALIK YAKALAMAK ADINA JENERATÖTLERLE KİLOMETRELERCE BİR ALANI TARAYARAK PéSAN'DA BALIKLARIN YANINDA TÜM CANLI ORGANİZMALARIN DA KÖKÜNÜ KURUTUYORLAR.
BUNUN YANINDA BULDOZERLER VE DİĞER İŞ MAKİNALARIYLA, PéSAN'DAN KUM ÇIKARMA NİYETİYLE SULARDAKİ TÜM BALIK VE DİĞER CANLILARIN YAŞAM ALANLARI DA TÜMDEN TAHRİP EDİLİYOR.
BUNDAN YAKLAŞIK 2,5 AY ÖNCE DE PéSAN ÇAYI'NIN ONLARCA KİLOMETRELİK BİR ALANINDA BİNLERCE BALIK ÖLÜSÜNE ŞAHİT OLDUK.YETKİLİ MERCİLER, PéSAN'IN FARKLI NOKTALARINDAN ALDIKLARI SU NUMUNELERİNİN TAHLİL SONUÇLARININ "TEMİZ" OLDUĞUNU BEYAN ETTİLER.
NE YAPACAĞIMIZI ŞAŞIRMIŞ VAZİYETTEYİZ.
BU KONULARDAKİ HASSASİYETİNİZE DAYANARAK, BİZE YOL GÖSTEMENİZİ, VARSA YASAL DAYANAKLARINIZI, MÜDAHALE ETME GÜCÜ OLAN KİŞİ VE KURUMLARA ULAŞMAMIZA YARDIMCI OLMANIZI İVEDİLİKLE İSTİRHAM EDİYORUZ.
e.mailadresim: kaya_mitat@mynet.con
tlf: 0546 260 27 66
iş tlf: 411 33 38
İYİ ÇALIŞMALAR....
26 Ocak 2009 Pazartesi 11:46
Haklısınız Sevgili Abim.
 // OVALI
Sayın Bedri Abim bu konuya duyarlı olduğunuz içir Yüksekova Halkı adına sana sonzuz teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum. Evet adı geçen sazlığın eski halini hatırlıyorum ve hatırlayan arkadaşlarda çok iyi bilirlerki şuan ile kıyaslama yaplıdığında çölleşmenin ne kadar ilerledğini hatırlayacaklardır. Evet bir kaç köylü kısa bi zaman için bir iki tarla sahibi olacak diye bu güzelim kuş cenneti heba olmuştur. dediğiniz gibi bu tarlaların verimi kısa bir zaman dilimi için olacaktır. Sonrası felaket ve o çevrede onlarca köyümüz, köylümüz bulunmaktadır. Eğer ki bu kurutla işlemi devam ederse bu sefer göç etmek zorunda kalan insanların barınma sorunu ortaya çıkacaktır. Ayrıca buda ilçe merkezi için büyük bir sorun haline gelecektir. Lütfen duyarlı olalım olmayanları uyaralım. Lütfen 1-2 buğday tarlası için böyle bir sorun oluşturmayalım. İnsanoğlunun çevresi ne kadar güzel ve koruma altındaysa yaşama standardı da o kadar güzel olacaktır. Böyle bir konuya değindiğin için tekrar teşekkür ederim. Lütfen bu konuyu sık sık gündeme getirelim ve insanlarımızı bilinçlendirelim. SAygılarımla.......
26 Ocak 2009 Pazartesi 09:48
Duyarlılık
 // Hikmet Yaşar
Şunu bilelim ki Doğa da tıpkı ahlak kuralları gibidir.Uyulmadığı zaman öcünü çok çabuk alır toplumlardan.Doğa istediklerini geri aldığında ise insanlara olan sonuçları çok ağır olur ama insanlar bunu hep geçiştirerek atlatırlar ki bu çok büyük bir yanılgıdır.Bedri Beyin Çevre konusunda ki duyarlılığı gerçekten bir şanstır....
25 Ocak 2009 Pazar 10:41