İrfan Sarı

Bu ne şimdi

16 Nisan 2011 Cumartesi 11:35

Geleneksel BDP çizgisinin politikacıları kesilen hükümlerin sayesinde iş yapamaz duruma getiriliyor. Örneğin Yüksekova Belediye Başkanı'nın karşı karşıya kaldığı görevden alma meselesi Yüksekova Belediyesi'nin çalışma azmini parçalamaya yöneliktir.

Adam öldürmemiş, hırsızlık yapmamış, gasp yok, rüşvet yok, irtikâp yok, kimsenin malına hileyle sahip çıkmamış, evrakta sahtecilik yapmamış, ihaleye fesat karıştırmamış ama görev yapamaz kanaatine varılıp görevinden alınmıştır.

Geri dönüp bir bakmak gerekir mi acaba nedir diye durum.

Geçmişte İstanbul’da katıldığı bir gençlik şöleninde yaptığı konuşmaya istinaden halkın vermiş olduğu görevini yapamaz kanaatiyle elinden almıştır yargı.

Peki, bir siyasi partinin üyesi, çalışanı, belediye başkanı, parlamenteri konuşmayacakta ne yapacak Allah aşkınıza.

Yasalar uygulanmalı elbette, toplumsal sözleşmelere uyulmalı pek tabi ki ama bir konuşmanın bedeli bu kadar ağır ödetilmemeli.

Yoksa insanın aklına parlamentodan yaka paça alınan Kürt siyasetçiler gelir, elleri kelepçeli ve bir toplama kampına götürülüyormuş gibi Kürtleri rencide etmeye çalışan o sorumsuz tutum gelir.

Siyaset yapmak Başbakan Erdoğan, Kılıçtaroğlu, bahçelinin birbirlerine küfürleşmesi değildir herhalde; hani insanın aklına gelmiyor değil!

Şeref ağızlarında ciklet gibi çiğnenir oldu. Haysiyet günlük nafaka sanki. Bırakmışlar ülkenin meselelerini birbirlerinin yakasına-paçasına dadanmışlar. Yoksa siyaset böylemi algılanıyor. Bu ise siyaset buysa ülkeyi yönetmek buysa ülkeyi barışa götürmek buysa açılımla-saçılım sözlerinin arkasında ki gerçek o zaman amenna.

Kürt siyasetçilerinin topunu içeri atmak gerekiyor o halde.

Bu şekilde bir siyasettense Kürtlerin topu içeride olmalı ve görevlerinden alınmalı.

Daha etik olan bu olur.

Kürtler siyaset yapıyor. Siyaset bir ülkenin gelişen dünyaya uyumu için lazım gelen altyapıyı istemek, planlamak ve uygulamaktır. Bunun için özgürlükler ve ülkenin içinde olduğu kargaşa haline son vermek gerekir.

Eşit yurttaşlık, eşit yaşama koşullarının talebi bölücülük diye adlandırılamaz ve sömürü kültürüne dur demek devlet kurumunun bağımsızlığına müdahale olarak algılanamaz. Devlet sömürü aygıtı değildir daha çok demokratik yapılanmayı markalaştırmaya yönelik bir halk örgütüdür.

Yurttaşın ve yurttaşın düşünce mekanizmasının yani onun örgütlenme hakkının alanı düşüncelerini aktarırken son derece serbesti içinde olmalıdır ki devlet yapısı eleştirel algıdan kendini yenileyebilsin.

Faili meçhul cinayetlerin, suikastların, katliamların, tehcirlerin ve insan haklarının ihlali konusunda gerçek anlamda siyasete soyunanlar seslerini yükselmelidir ve bu gerçeğe dikkat çekmeli ki yurttaş bilincinin devlet yapısı gelişsin.

Yurttaş devlet mekanizmasının mimarı olmalı.

Geçmişle hesaplaşma ve gerçeklerle yüzleşmek devlet kaynağının zenginleşmesine nedendir.

Bu anlamıyla nasıl yönetilmek istediğini yurttaş belirler.

Yok, gaye yurttaşın özgürlük kanallarını tıkamaksa sorun yoktur.

Devlet tekelleşmesi kendini zırha büründürür. Etrafında oluşturduğu güvenlik ağı sosyal adaletin oluşmasına engel olacaktır.

Yüksekova belediye başkanının görevden alınması ya da bütün Kürt siyasetçilerinin gözaltına alınması ve cezaevlerine atılması sorunu sürekli kanatmaya yöneliktir. ülkenin gelecekle ilgili planlarında halkın önemli bir kesiminin karar dışında bırakılması hukuk devletine yakışmayan bir uygulama olarak kalacaktır.

Konuşmayan ülkenin yurttaşlarından çok eleştiren, öneren, sorgulayan, çözüm sunan yurttaş profilini önemsemek gerçek devlet anlayışı olmalı.

Ne demişler “Aslan besliyorsan ne yediğine bakmayacaksın”

Bu yazı toplam 6254 defa okunmuştur
muhammed
 // maho
sana cevap veriyom ama yayinlanmiyor uzgunum...
19 Nisan 2011 Salı 05:47
Yerimizde olsaydın ne yapardın ?
 // Mehemedé Paloyé
Anlaşılan işkence odalarında milleti hep itirafa zorladığın için ""itirafçılık gibi bir onursuzluğu"rahatlama sanıyorsun.O zaman başka kapıya benim itiraf edecek bir şeyim yoktur.Ben bir Kürdüm ve vatanımda Kürdistan dır.Bu vatanı zalimden ve işgalciden kurtarmak için her yol mübah olmakla birlikte,çocuğa ,savunmasıza ve esire el kaldırmayı ise alçaklık sayarım.
Gandhi her ne kadar pasifistdiysede net ve kararlı bir şekilde İngiliz subayına "siz burda gideceksiniz" diyebiliyordu.Fakat Kürdler hala birlikte yaşam diyorsa bunun değerini iyi bilin.Çünkü sizinle birlikte yaşamın olmadığını iyi bilen biriyim.Çünkü dedemi namzın üstünde şehid ettiniz,benide kürdçe kitap yüzünden 16 yaşında iken 13 yaşındaki bir çocukla işkenceye aldınız.Unu...
18 Nisan 2011 Pazartesi 17:42
BAŞARILAR
 // YUKSEKOVALI
SAYIN BAŞKAN DÜKTÜRMÜŞSÜN ORTALIĞI YAZINI ZEVKLE OKUDUM YAZILARINI HOŞ VE GUZEL OLMUŞ BAŞARILAR BAŞKAN...
17 Nisan 2011 Pazar 18:27