İbrahim Genç

'Bu, Cumhuriyet’in Yeniden Kuruluş Newrozudur'

23 Mart 2015 Pazartesi 10:22

Kürt halkının Newroz coşkusunun yanında 28 Şubat’ta İmralı ve devlet heyetinin ortak açıklamasından sonra PKK lideri Öcalan’ın Newroz’da vereceği mesaj merakla bekleniyordu. Devlet ve ona yakın medya genel olaran Öcalan’ın bir silahsızlanma kongresine çağrıda bulunacağını belirtip bu yönde bir algı yaratmak istiyordu. Dolayısıyla Öcalan’ın vereceği mesajlar, sürecin geldiği aşama ve ilerisi için bir yol gösterici olacaktı.

Öcalan’ın mektubu okunmadan önce DBP Eş Geneş Başkanı Kamuran Yüksek’e bu yılki Newroz’un önemini sordum. Yüksek’ten çok kısa ama temel birkaç söz rica etmiştim. Yüksek’in cevabı gayet dikkat çeken bir netlikteydi: “Bu, cumhuriyetin yeniden kuruluş Newrozudur. Bu; Türk, Kürt, Sünni, Alevi, Anadolu ve Mezopotamya halklarının yeniden ortak vatan kurma Newrozudur. Bunun heyecanı yaşanıyor.”

Yüksek’in belirttiği noktaya paralel olarak diyebiliriz ki 2015 Newroz’unda evrensel değerlere ve özgürlüklere vurgu vardı. Kısacası bir enternasyonel yaşanıyordu. Bunlara ek olarak okunan Öcalan’ın mesajı da bunu ifade ediyordu. Dolayısıyla Öcalan’ın mesajı, evrensel bir değer taşıyordu. Tüm devletlere seslenen mektup, tüm halklara özgürleşme perspektifi sunan bir çerçevede yazılmıştı. Burada bazı noktaların altını çizebiliriz.

i-1-439.jpg

Öcalan mektubunda emperyalist kapitalizm eleştirisi yaparak bölgede yaşanan sorunların kaynağı olarak neo-liberal politikaları gösterdi. Bu, söz konusu acımasız politikaların halklar arasında yarattığı eşitsiz bir yarışta birçok halkın uğradığı zulümlere işaret ediyordu. Dolayısıyla Öcalan, ulus-devletlerin kapitalizmle işbirliği halinde çıkardığı sorunlara karşı “demokratik modernite” çözümüne vurgu yapıyor. Burada Öcalan’ın tüm halkların bir arada eşit ve özgür vatandaşlık temelinde yaşayabileceğine dair yaklaşımını sürdürdüğünü görüyoruz.

Bunun yanında Türkiye ve çözüm sürecine dair açıklamalarında “eşik” ve “yeni bir süreci başlatma” vurguları önemliydi. Burada “eşik” sözcüğü, bölgede halkların ortak bir yaşamı inşa edip etmeyeceğini sembolize ediyor. Eğer eşik aşılırsa tüm halkların özgür ve eşit yurttaşlar olarak yaşaması söz konusu olacaktır. Bunun tam tersi de kan ve göz yaşı ve IŞİD gibi barbarlığın bile sınırlarını zorlayan örgütler olacaktır. Dolayısıyla bu, Türkiye için de geçerlidir. Ya halklar anayasal yurttaşlık temelinde özgür ve eşit bir yaşamı inşa edeceklerdir ya da halk savaşları yaşanacaktır. Bunu gayet açık bir şekilde analiz eden Öcalan, bu sebeple de ısrarla “yeni bir süreç”i başlatmaktan bahsediyor.

Bu yeni sürecin ilerlemesi de şüphesiz müzakerelerin başmasıyla olacaktır. İmralı heyeti ve devlet heyeti arasında yapılan Dolmabahçe açıklamasıyla müzakere sürecinin başlayıp başlamadığı tartışmaları sürüyor. Ama Öcalan’ın Newroz mesajına bakılırsa ortada herhangi bir anlaşmanın olmadığı görülüyor. Dolayısıyla Öcalan, silah bırakma kongresine çağrı konusunda şartlı bir değinmede bulundu. Kısacası Öcalan, belirlenen 10 madde üzerinde bir anlaşmaya varıldığında, İzleme heyeti ve hakikat komisyonu kurulduğunda PKK’ye silah bırakma kongresi için çağrıda bulunabileceğini ifade etti.

Şüphesiz burada en ilginç vurgulardan bir tanesi de “Eşme ruhu” idi. Öcalan, bölgede teröre ve zulme karşı insanlık için ortaklaşmanın ve yardımlaşmanın bir sembolü olarak “Eşme ruhu” ifadesini kullanmıştır. Burada özellikle gizil olarak YPG’nin yaptığı başarılara bir gönderme de vardır. Yani Kürtlerin ahlaki açıdan, kendilerini savundukları gibi diğer halklara da yardım edebileceğini burada ifade ediyor. Tam da bu yardımlaşma ruhuna atfen ve evrensel bir çağrıya uygun olarak Öcalan’ın mesajı da “Yaşasın halkların kardeşliği” ile bitmişti zaten.

Çözüm süreciyle ilgili Öcalan’ın mesajınndan çıkan sonuç; “Dolmabahçe’de belirlenen 10 madde üzerinde mütabakat sağlanırsa ve müzakere sürecine geçilirse sadece Türkiye’ye karşı bir silahsızlanma kongresinin toplanacağı”dır. Kısacası Öcalan, dereyi görmeden paçayı sıvamayacaklarını belirtiyor.

Halk Newroz alanına akarken

Diyarbakır’da "Şengal ve Kobane de yükselen direniş ateşi Ortadoğu'yu özgürleştiriyor" şiarıyla gerçekleştirilen 2015 Newrozu sadece Türkiye değil, bölgeyle ilgilenen birçok ülke tarafından merakla bekleniyordu. Bunu, Newroz’u takip etmek için Diyarbakır’a gelen binlerce yerli yabancı gazeteciden anlayabiliyoruz. Dolayısıyla ben de 2015 Newroz’unu takip etmek için bir gün önceden Diyarbakır’a hareket ettim. Kentin birçok noktasında bilbordlarda “Newroz pîroz be” yazıları göze çarpıyordu. Kentin çeşitli noktalarında asılan devasa pankartlarla halk Newroz’a davet ediliyordu. Köşe başlarında Kürt ulusal renklerini yansıtan bileklikler, yazmalar vs satılırken gece davul sesleri eşliğinde meşaleli yürüyüş gerçekleştiriliyordu.

Newroz sabahı, tam da bir bayramın ruhuna yakışır gibi kentte erken saatlerde bir hareketlilik göze çarpıyordu. Ben de hem bunu gözlemlemek hem de Newroz alanına erken gitmek için sabahın ilk ışıklarında uyandım. Gazeteci arkadaşlarla birlikte erken gitmemize rağmen meydanda on binlerce insan birikmişti. Newroz sahnesine ulaşmak için uzun bir yolu yürümek zorunda kaldık.

Bu uzun yürüyüş sırasında birçok ilginç görüntüyle de karşılaştık. Kimi yerlerde çiğköfteler yoğrulurken kimi yerde gözlemeler yapılıyordu. Kürt yöresel kıyafetlerini giymiş gençler halay çeke çeke ilerliyorlardı. Her yerde Kürt ulusal renkleriyle yapılmış hediyelik eşyalar satılıyordu. Genç kızlar bir taraftan açtıkları standlarda satış yaparken diğer taraftan objektiflere zafer işareti yapmaktan geri kalmıyorlardı. Meydana kurulan bir dönme dolaba binen çocuklar da aynı şekilde zafer işaretli elleriyle eğleniyorlardı.

Protokol, sahne ve halk birleşti

Newroz platformunda gazeteciler için ayrılmış alandan kitleye baktığımızda yağmurlu havaya rağmen erken saatlerden itibaren Newroz alanının dolmaya başladığı görülüyordu. Protokol trübününü de gelen konuklarla yavaş yavaş dolarken sahneden çalınan müzüklerle halkın coşkusu artıyordu. Belirlenen saatte (10:00) Newroz’un başlamasıyla birçok ülkeden marşlar Kürtçe çalındı. Özellikle Enternasyonel marşının çalınmasıyla protokoldeki bazı konukların coşkusu göze çarpıyordu.

Tabii bu noktada Amed Newroz’unu bilen gazeteciler birkaç saat sonra sahne, protokol ve halkın bütünleşeceğini ifade ediyordu. Ne var ki daha program başlar başlamaz 10:30 gibi gençler “Bijî serok Apo” sloganlarıyla bariyer demirlerini zorlamaya ve yıkmaya başladı. Coşku büyüdükçe görevlilerin bunun önünde durması zorlaşırken 10:45 itibariyle de demir bariyerlerleri aşan halk sahneyle adeta bütünleşti. Bu da beraberinde birçok noktada izdihama ve Newroz için gelen konukların zor anlar yaşamasına sebep oldu.

Bu esnada protokol tribününün üzerindeki çadır da dayanamayıp uçtuğunda artık her şey yek vücut olmuştu. Halkın bentleri yıkıp sahneye kadar ulaşmasıyla gazeteciler de “Bu halkın esasında engellere karşı alerjisi var” esprisi yapıldı. Sunucular da gülerek “Bariyerleri yıkıp geldiniz. Hoş geldiniz” dedi. Sahneye çıkan kapıların olduğu yerde yaşanan izdiham sonucu patlayan camlar bir kişinin yaralanmasına da neden oldu. Protokol tribününde Güney Kürdistan’dan gelen konukların açtığı “Bijî berxwedana pêşmerge” ve alanda gençlerin açtığı “Amerikalı Kürtle, Newroz bayramınızı selamlıyor” pankartı da dikkat çekti.

Newroz 2015’in geçen yıllarda olduğu gibi temel vurgusu “Özgürlük” ve “Barış”tı. Alanda açılan bir pankartta yazılan “Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir barıştır” sözleri bu özlemi içten bir şekilde yansıtıyordu.

Her Newroz’da yaşanan sorunlar

Sonuç olarak 2015 Amed Newroz’u, yağmura ve çamura rağmen inanılmaz bir coşkuyla geçti. Tabii artık dünyanın gözü kulağının Newroz’da olmasından dolayı her yıl yaşanan aksaklıkların giderilmesi gerekiyor. Yurtiçi ve yurtdışından konukların katıldığı, binlerce gazetecenin izlediği Amed Newroz’unda yaşanan izdihamları engellemek için daha profesyonel çalışmalar yürütülmeli. Çünkü Newroz ateşi sadece bölgemizde değil, tüm dünyada özgürlük ve barışın sembolü olmak yolunda tutuşmaya devam edecektir.

Newroz pîroz be!

i-2-234.jpg

Bu yazı toplam 3387 defa okunmuştur