İbrahim Genç

Bu Başbakan, o Başbakan

16 Haziran 2013 Pazar 10:25

Türkiye’nin birçok yerinde devam eden Gezi Parkı eylemlerini birçok yönden eleştirebiliriz. Eylemcilerle birçok noktada hemfikir de olmayabiliriz. Ki ben de başından beri Gezi Parkı eylemlerine eleştirel bir yaklaşım içindeyim. Tabii bunu yaparken amacım Hükümet’i doğrulamak ya da polis şiddetini savunmak değil. Sadece Kürtlerin yıllarca beklediği barış umudunun ülkemizde biraz daha yeşermesini sağlayacağını düşündüğüm bugünlerde böyle bir kalkışmanın zamansızlığını eleştiriyorum. Ama şu an itibariyle gelinen aşamada, AKP Hükümeti’nin meydanlarda polis gücüyle ve ağızlarında sözleriyle yapmaya çalıştıklarının onaylanacak tarafı kalmamıştır.

Devlet, çağdaş demokrasilerde halk için var olan ve halkına hizmet eden bir kurumdur. Bunu on yıllardan beri Kürtler haykırıyorlar. Tamam, Batı’nın metropollerindeki şehirli entel danteller anlamadılar. Bir tarafta estirilen polis şiddetine, uygulanan hukuksuzluklara gözlerini kapattılar. Hatta üstüne üstlük Kürtlere küfredebiliyorlardı. Ama bugün kaderin acımasız cilvesiyle kendileri sokaklarda dövülüyor, eziliyorlar. Irk, din, renk tanımadan polis copları bedenlerini kızartıyor; TOMA’lar tazyikli sularıyla dövüyor terli bedenleri. Bugün başta İstanbul ve Ankara olmak üzere birçok devam eden eylemlerde üç kişi hayatını kaybetti, onlarca insan gözlerini yitirdi, onlarcası göz altına alındı…

Bütün bu olanları izlerken nedense yıllardır Kürtlere uygulanan şiddet aklıma geliyor. Bazen bir polis, on dört yaşındaki bir çocuğun kolunu kamera karşısında kırıyordu. Bazen polisler, aralarına aldıkları bir çocuğu dakikalarca linç ediyorlardı, bazen annesi bayılmış bir  çocuğun annesinin yanında çığlıklarını duyuyorduk, bazen zaten yüzü kan revan içinde kalmış bir çocuğun polisler tarafından annesinin elinden alınıp nasıl yerlerde sürüklendiğini seyrediyorduk, bazen de taranıp adına terörist denilen çocuklarımız oluyordu, bazen de minik bedenine yediği kurşunla bir çukurda büzülüp ölen çocuklarımız oluyordu. Daha neler neler…

Bugün sadece halkı kutuplaştırmaya yarayan mitingler yapıp "Çok açık net söylüyorum, Taksim Meydan boşaldı boşaldı, boşalmadığı takdirde artık bu ülkenin güvenlik güçleri orayı boşaltmayı bilir" diyen bir Başbakan var. Bu Başbakan’ı Kürtler çok iyi tanıyor. 28 Mart 2006’da başta Diyarbakır olmak üzere birçok Kürt şehrinde başlayan olaylar karşısında “Çocuk da olsa kadın da olsa gereken yapılacaktır” diyen de bu Başbakan’dı. Bu sözlerden sonra çoğu çocuk 13 kişi hayatını kaybetmişti. Dünden bugüne hâlâ Türkiye demokratikleşecek diye bekliyoruz. Türkiye’nin her renginin, dilinin, dininin kendini ifade edebileceği çoğulcu bir demokrasinin kurulmasını arzu ediyoruz.

Bu amaçla da birkaç aydır başlamış olan barış sürecinin sağlıklı ilerlemesi için herkesin üzerine düşeni yapmasını istiyoruz. Bir tarafta silahlar susmuşken, Türkiye’nin en can alıcı sorunu olan Kürt sorunu için yeni bir evreye girilmişken Gezi Parkı eylemleriyle bu barış sürecinin sabote edilmesine zemin hazırlanmamasını istiyoruz. Velev ki Gezi Parkı eylemi, hukuksuz ve haksız bir eylem olsun. Ama insanın halkına bu kadar kindar davranması, onaylanacak bir şey değildir. Tam da Kürt bölgesi sakinleşirken, Batı illerinde bir kargaşaya sebep olacak uygulamalara kalkışmanın amacı nedir? Söyler misiniz Sayın Başbakan, barış sürecini ve atılacak demokratik adımları kim sabote ediyor? Farklı amaçlarla sokağa dökülen eylemciler mi yoksa bu eylemleri bitirecek ılımlı mesajları ısrarla vermeyen siz mi?

Bu yazı toplam 5743 defa okunmuştur
yüreinize kaleminize sağlık
 // dilezi-li
zaten her şeyi yazmışsınız yani bu yazıya ancak yüreğinize kaleminize sağlık denile bilir..
bunuda eklemekten yarar görüyörüm
başbakan benim neznimde
devlet bahçeliden daha ırkçı daha faşist
kemal kılıçdaroğludan daha ulusalcı da Kemalist
Süleyman demirel-den daha masoncu daha anti kürt
esat-tan daha diktatör
sayin başbakanın nedense uslubunu hep eleştiri konusu oldu
ama yaptıklarını kimse görmüyor
devrîşin fikri ne ise zikride o olur demiş Mevlana
bunlar muaviye torunlarıdır dini çook güzel siyasete alet etmesini bilirler
bizim gibi dindar geçinipte ama yobaz peşinde koşan çook zavalı var
zaten kazlı çeşmede
benim gibi bir milyon kazın toplandığı gibi......
27 Haziran 2013 Perşembe 14:09
kardeşim
 // birakuji
mrb yazdığın yazı takdir etmekle birlikte içerisinde buram buram milliyetçilik hissetim bölgede var olan hak ihlalerine karşı tavır almayan bir türk ne kadar suçlu ise gezi parkında dayanışma sergilemeyen bir kürt te o kadar suçludur .Asıl düstur şu olmalıdır hak ihlaleleri nerede olursa olsun zulmedenlere karşı durmak erdemli bir hareket olacaktır .Yoksa kınadığımız milliyetçi akımlardan hiç bir farkımız kalmaz özgürlük hareketinin açtığı yolda bu demektir zaten selam ve saygı ile...
25 Haziran 2013 Salı 16:54
kurdlerin oldurun vurun kirin derken iyi baskandi simdimi kotu oldu
 // yezda
evet size katiliyom,hem sol goruslu ve mucadele sempatizani olarak,bu gezi eylemleri bir turlu sicak bakamadim,nedenmi?.Bir kurd olarak ben beni olduren bu askerleri hep alkislayan ve turkiye sizinle gurur duyuyor,kahrolsun kurdler,gerillayi parcalayan bu polise cok seven bu halk ne olduda birden polise karsi oldular,nedenmi onlar daha ne cektiki,kurdlere yapilanlarin ceyregi onlara yapilmadi.Herseyi unutup yine bunlar kurdlere saldiri en iyisi cok iyimser olmamak bu.turk ulusalci,chp ci kafatascilarin ayaklanmalrindan bir kurd olarak uzak durmakdir......
22 Haziran 2013 Cumartesi 00:14