İrfan Sarı

Bu baş (bağlama) örtüsü

23 Ekim 2010 Cumartesi 13:03

Hani Ahmed Arif diyordu ya! “Vay kurban”

İşte tam bu nidanın derinindeki haldir. Tam şu “Gün kimin hesabına tutar akşamı” dediği mısradaki hayatın atomunda saklıdır her şey.

Yüzleşilmesinden insan olup çıkılacak onca önem arz eden asli sorunlarımız varken, tutup her seferinde başörtüsü meselesine kilitlenmenin arka bahçesine göz ucuyla temas etmek her şeyi apaçık ortaya çıkaracaktır.

Yani bir insanın örtüsünü, saçını, başını ülke sorunu haline getirmek kadar küçültücü bir durum yoktur. Ama kahretsin ki bizim ülkemizde insanların saçını örtmeye bile karışan ve son derece ufak düşünen onca kişi var ki bu mesele pişirilip pişirilip soframıza getirilirken esas meselelerimizi unutup gidiyoruz.

Vurucu nokta aslında bir iktidarın bunu sürekli koz olarak elinde tutması ve bunun içinde elinde sürekli koz olarak kalmayı kabul edenlerin var olmasıdır.

Bu ülkenin yürekleri zorlayan ayrılıklarını hep unuttuk. Bunu bize unutturan bir örtü meselemiz vardı belkide ondan. Ama unuttuk.

Babaları işkencede yaşamını yitirmiş çocukların ayrılıklarını.

Bir gece kafasına alçakça kurşun sıkılan çocuğun annesini, babasını.

Yerin metrelerce altında yaşam mücadelesi veren kömür madeni işçisini onun ailesini.

Cesedi bulunamayan, cesedine ulaşılmayan insanların yakınlarını ve yol gözlemelerini hiç umursamadık.

Attığımız her adımın kıyısına, yakınına düşen cesetlerin farkına varmayıp Filistin’deki zulmü gördüğümüzü sandık.

Miyop olmakla hipermetrop olmak arasında farklılık vardır ama ikisi de görme özrüdür.

Özürlü olmayı tercih ettik yani.

Kendi gücümüzle başkalarının pehlivanı olduk tuş olma hallerindeydik ama adımız pehlivandı.

Geçen zaman yüreğimizi öyle bir dağladı ki buna rağmen dağlandığımızın farkına varamadık ama bizim dağlanmış yaramızın ağzına merhem sürme marifetimizden çok örtüyle örtme alışkanlığımız vardı.

Bişeyler oluyordu etrafımızda ama başımız bağlanırcasına örtünüyordu.

Kaç iktidar bunu yaptı bilmiyorum. Ama iktidarlara yardım eden hep bizdik. Görmeyen. Duymayan. His etmeyen. Susan hep biz olduk.

Pansumanımız başımıza yapıldı Kürt siyasetçiler meclisten hapishaneye götürüldüğünde.

Pansuman aynı pansumandı bizde aynı insanlar.

Bakın evlerinden, görevleri başından alınan yine Kürt siyasetçilerdir.

Bir sürekli savaş hali sürüyor ve durmadan kan akıyor. Bu kanın akmamsı için süreli bir eylemsizlik tarafı var ve süreli bu zaman dilimini örtmeye çalışan baş bağlama meselesi.

Ortada bir iddianame var bu iddianamenin içinde komedi suçlama; “üzerinde bir kültürün mozaikleri ve o mozaikten kalıntıların olduğu Hasankeyf’in sular altında kalmaması için eylem yapmak veya eylem yaptırmak yasadışı bir örgütün mensubu ve o örgüte yardım yataklık yapma” suçu olarak okunuyor.

Bizim bir baş bağlama örtüsü meselemiz var.

İlköğretimdeki kız çocuklarının, üniversiteye giden reşit erişkinlerin saçı örtülü olsun olmasın bizim başımızda bir baş bağlama örtüsü var; özgürlüğümüzü ve geleceğimizi her gün tehlikeye sokan.

Yoksul ve namuslu halkın özgürlüğünü, demokrasi umudunu yakaladığını gören güçler yine hızlı davranmış oldular. Vicdanlı ya da vicdansız siz düşünün.

Bu yazı toplam 4547 defa okunmuştur
SRC yorumsuz nick
 // Özge Demirel
yazarın hemen hemen bütün yazılarını okurum. bu yazıda olduğu gibi diger bütün yazılarının iç dünyası genel olarak tarafımdan beğeni alır. nitekim SRC nick li kişide yazının bütünlüğüne katılmış olmakla beraber yazarı saygıya davet etmektedir.

burada anlaşılmayan bir durum var. yazar bir dindarın değer yargısına saldırmak yerine kendini siper etmiş durumda. o açıdan bakılınca saygıya davet biraz absürt durmuş.

sanırm bir önyargı ehemmiyeti öne çıkıyor. iyi bir okuyucu aynı zamanda iyi bir yazardır. bu şekliyle sayın yorumcu kendini gözden geçirmek zanı altındadır....
25 Ekim 2010 Pazartesi 17:35
yorumsuz 2
 // src
Kürt halkını savunma yolunda kemalist türkler gibi dine saldırmak çürümüş kokoşmuş bir politikadır konuyu dar düşünerek hiçbir şey elde edemeyiz üstelik gerisin geriye gideriz kaldı ki bunca din adamlarının ayaklanmaları kültür etkinlikleri gözardı edilemez biz kürt sorununu ortak nokta bilmeliyiz birbirimize saygı duymalıyız tıpkı türkler kemalisti dindarı falanı filanı bize karşı tek yürekse bizde birbirimize tahammül ederek tek yürek olmalıyız diye düşünüyorum ayrıca temsilcisi olduğunuz halkında müslüman dindar türbanlı halk olduğunu unutmayın genel olarak yazınızı beğenmekle beraber sizi farklı düşüncelere saygıya davet ediyorum....
25 Ekim 2010 Pazartesi 16:15
Yorumsuz 1
 // SRC
İrfan bey ezilmiş halklara karşı hassasiyetiniz tebrik edilecek cinsten keşke içimizde ki herkes bu hassasiyette olsa sonra bu türban konusuyla AKP nin muhafazakar kesimi kandırmaya çalıştığı da kesin fakat bu demek değil ki türbanı AKP sembolu bilip dalga geçecez gerçekten kişiliğinize yakışmayan bir davranış her meselenin kendine göre ehemmiyeti var benim içim islam adıyla kandırılmış hakları ellerinden alınmış binbir türlü mezlemeye uğramış kürt halkı için yanarken bawermend olarak dinimin vacibesi türban içinde aynı şeyleri hissediyorum bütün dindar insanları aynı kefeye de koyamazsınız öyle dindar insanlar var ki kürt davası uğruna türlü türlü haksızlıklara maruz kalmış ortada kürt sorunu varken başka sorunlar da konuşulmayacak mı?...
25 Ekim 2010 Pazartesi 16:08