İbrahim Genç

Bizim Öykümüz: “Savaşın Savurdukları –Rojava”

30 Ekim 2014 Perşembe 02:39

Ortadoğu coğrafyası bin yıllardan bu yana acı kaderini yaşıyor. Her tarafta ortalığı kaplayan bir ölüm kokusu… İnsanlığın ve uygarlığın ilk tohumlarının serpildiği topraklarda her gün mezarlar kazılıyor. Ölümlere yetişmiyor mezarlar, dua üstüne dualar yükseliyor göklere… Avrupa da böyleydi aslında; ama onlar birbirilerini iyice katlettikten sonra bunun çıkar yol olmadığını anladılar. Şimdi bireysel özgürlükler, demokrasi, adalet gibi konularda büyük bir ilerleme kaydettiler. Bugün de Ortadoğu, Avrupa’nın ilk dönemlerine benzer şekilde bir boğazlaşma sürecinden geçiyor. Oysa herkes kendi toprağında özgürce yaşayabilir; ama etnik ve dini çelişkiler, hâlâ savaşlara sebep oluyor.

Öyle ki IŞİD gibi bir barbar örgüt, tek amacı kendi toprağında özgürce yaşamak olan bir halka dünyanın gözü önünde ve Türkiye’nin burnunun dibinde saldırıyor. Kobanê halkının tek amacı evini barkını, yurdunu ve namusunu korumak… IŞİD barbarlarının amacı ise bu insanları katletmek, tecavüz etmek, talan etmek! Aklı başında herkes bu vahşetin bir gün kendilerini de yakalayacağını düşünüyor ve Kobanê’yê destek veriyor. Bu amaçla dört parça Kürdistan dahil, Türkiye, Japonya ve Avrupa ‘dan 39 roman ve öykü yazarı “Susmak, akan kana ortak olmaktır” şiarıyla Rojava’ya ve tabii ki Kobanê’ye sahip çıkıyor. Ki bu amaçla ilk bildiri, 10 Ekim itibariyle basında yer almıştı.

Susmak, akan kana ortak olmaktır!

Benim de içinde yer aldığım bu proje uzun soluklu ve somut çalışmalara dayanıyor. Proje her ne kadar Kobanê hassasiyetiyle başlasa da tüm Rojava’yı ele alıyor. Çünkü Rojava, Ortadoğu’nun çelişkiler yumağına dönen yapısına alternatif bir çözüm getirdi. Bu sebeple Rojava’da geliştirilen çok kültürlü yönetim modeline destek sunmak, kalıcı bir barışı sağlayabilir. Projede bundan hareketle edebiyat gözüyle tamamen barış için yola çıkılıyor. İnsanların birbirilerine saygılı oldukları, adalet ve demokrasinin olduğu bir barış rüyası… Evet, Rojava’ya destek aynı zamanda bir barış çağrısıdır…

Bu amaçla da proje kapsamında cumartesi (1 Kasım), yani Dünya Kobanê Günü’nde bu yazarlardan bir grup Urfa merkezde birkaç dilde basın açıklaması yapacaklar. Aynı gün Suruç’ta Rojavalı sığınmacılar ziyaret edilecek ve acılar ortaklaştırılacak. Savaşın savurduğu Rojavalılar dinlenilecek, yürekler ardına kadar açılarak… Kobanê sınırında da yine farklı dillerde barışa dair basın açıklamaları yapılacak… Bundan sonrası için de 39 yazar, Türkiye ve dünyaya bu acıları anlatacak panellerle. Savaşın iğrençliği tasvir edilecek edebi metinlerde… Sonraki süreçte de yazarların yazdıkları öykü ve denemelerle Rojava’ya dair bir kitap çalışması yapılacak.

Bu kapsamda yapılacak panellerin ilki 2 Kasım Pazar günü saat 14:00’te Diyarbakır’da yapılacak. Panel “Savaşın Savurdukları Rojava” adıyla TMMOB Makine Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi’nde yapılacak. Bu panelde farklı dil ve dinlerden, farklı ülkelerden yazarlar yer alacaktır. Birbirini anlamak ve acıda ortaklaşmak için bu çalışmalar büyük önem arz ediyor.

Projede yer alan yazarlar:

Tekgül Arı, Arzu Demir, İbrahim Genç,Ece Temelkuran, Akif Kurtuluş, Gabriel Binder, Yasemin Yazıcı, Aydın Çubukçu, Müge İplikçi, Hans Zengeler, Nina George, Ayşegül Çelik, Gönül Kıvılcım, Aysel Sağır, Şeyhmus Diken, İmre Török, Fırat Ceweri, Pelin Buzluk, Hasibe Ayten, Süreyya Köle, Şenay Eroğlu Aksoy, Yıldız Çakar, Ayşe Akaltun, Ayten Kaya Görgün, Aysun Kara , Atalay Girgin, Nevzat Süer Sezgin, Yavuz Ekinci, Helim Yusiv, Dilawer Zeraq, Loqman Asihy, Ehmed Huseyni, Ava Shin, Qubady Jalyzada, Hande Baba, Peter Prange, Arif Toprak Pelin Batu, Kiyoshi Nakagawa

Bu yazı toplam 6294 defa okunmuştur