İrfan Sarı

Biraz katiliz biz

30 Eylül 2011 Cuma 00:34

Sorgulamayan insanlar topluluğu haline geldik. Dağların, koyakların, ormanların, yamaçların en nihayetinde sokakların arasında hatta ciğerimizin tam ortasında insanlar vuruluyor, ölüyor biz yaftayı hemen yapıştırıyoruz:

Devlet vurdu”

PKK vurdu”

Hazır bir ağız var bizde kopyala yapıştır. Nasıl olsa adını bildiğimiz iki organizasyon var düşünmeden kalemi kırıp infaz ediyoruz…

Biraz biz miyiz acaba o genç yaşta hayatını yitirenlerin katili…

Hiç sorguladık mı kendimizi, bizden katil çıkar mı diye.

Tuzumuz kuru nasıl olsa bizim için ölenler var. Dağlarda, kışlalarda bizim için paramparça olanlar var nasıl olsa. Onlar öle dursun biz havuzlarımızda serinleyelim güzel güzel. Zırhlı araçlarımızla kollayıp koruyalım kendimizi…

Tanıklar, belgeler elimizin altında da olsa bize yakın olandan yana hiç düşünmeden şiddeti destekleyerek ve yalan söyleyerek diğerini suçlayalım.

Biz tarafız simgelerle ve dilimizle…

Selamımız, merhabamız, tokalaşmamız, öpüşmemiz taraf olmuş…

İki kelam selam, iki bukle şiir, iki tiz slogan biz tarafız.

Bıçağımızın çeliği, silahımızın markası, barutumuzun yanma hızı tarafımızın araçlarıdır…

Ağır, ağır olduğu kadar kanayan ve olağan üstü politik bir meseleyi fikir ederken sorgulamadan damarları kesmeyi çok iyi öğrenmişiz. Şu- bu “terörü” deyip bu vicdan meselesini, akıl meselesini hissiyatımızın pençelerinin arasına verip parçalarız.

Şiddetin pornografisini yapan medyanın karşısında içimizin suları çekildi ve kuruduk. Kuru korular gibi köklerimizin üzerine düşüp devrilmeyi bekledik. Bu gün düştüğümüzün ve devrildiğimizin sahnesindeyiz.

Milliyetçilik tutkumuz olmaya başladı. Hatta doyurmadı bazen bizi ve paçalarımızdan şövenizim akmaya başladı. Sokağın rengini iç sesimizin rengine dönüştürdük. Bilinçaltımıza vurmak, kırmak, öldürmek yerleşti…

Hâlbuki bundan sonra da eli-yüz yıl sürecek bu savaştan kimse çok ciddi anlamda zafer elde edemeyecektir. Bunu anlamak için kahin olmak gerekmiyor. Çünkü toplumların bu kadar iç içe geçtiği bir başka coğrafya bulmak çok zor.

Biz suçluyuz galiba…

Devlet denilen mekanizma bizim birlikteliğimizden oluşmuşsa bunu rayına sokmak bizim işimiz olmalı. Onu sorgulayarak, denetleyerek bize düşen görevimizi yerine getirmek mümkün olur.

PKK de bizim hukukumuz ve hakkımız için teminatsa o teminatı biz tutmalıyız elimizde

Galiba biraz biz suçluyuz…

Ne 17 bin faili meçhulü yapan Devlet dolayısıyla Ergenekon, nede polis askeri vuran PKK’dir. Galiba biz bu akan kanın içine karışmış gitmişiz çoktan.

Sokağın ortasında vurulan mühendisin bedenine sıkılan kurşunun da tetiğine basan parmak da bizim parmağımız....

Gerillaya indirilen bombanın pimini çeken de bizim elimiz…

Polisin de askerin de katili biraz biziz…

Susanlar, konuşmayanlar. Gizli hesap yapanlar.

Biri vurulunca sevinenler.

Kendi canı yanınca kendini yerden yere vuranlar, yani herkes, yani bürokrat, siyasetçi, emekçi, kim varsa savaşın kirli havasının altında kendini gizlemeye çalışan herkes suçlu…

Şimdi suçumuzun cezasını çekiyoruz.

Üzülüyoruz…

Ağlıyoruz, stres içindeyiz, kaçıyoruz, kaçışıyoruz, orayı burayı suçluyoruz…

Galiba suçlu biraz biziz, biraz katil olan da biz…

Kendimizi sorgulayarak başlayalım işe, belki geç kalmış bir yerden başlayarak ilk adımı atıp uyuduğumuz bu kâbustan uyanırız…

Bu yazı toplam 6974 defa okunmuştur
İçinde bulunduğumuz durum..
 // Ozan
Eller günahkar, diller günahkar. Bir çağ yangını bu, bütün dünya günahkar..
Masum değiliz, HİÇBİRİMİZ!...
01 Ekim 2011 Cumartesi 21:36
mersin'e
 // vanlı
arkadaşım, yazar herkesi özeleştiriye davet ederken kendi özeleştirisini yazısının içine sıkıştırmış, ilk özeleştiriyi kendi yapmış ve bizleride özeleştiriye davet ediyor. yanlışmı anlamışım? teşekkürler...
01 Ekim 2011 Cumartesi 19:58
Tebrik ederim
 // Ahmet, Mehmet İsim önemli değil
İrfan bey yazınızı çok beğendim.Ben kürd değilim, milliyetimin ne olduğuda hiç önemli değil ama öncelikle insanım.Kaybedilen her genç bedenin bu millete maliyeti hep kan ve göz yaşı oldu.Bir insanın yaşamı bu kadar basit ve değersiz olamamalı.Hepimizin çocuğu var,ben çocuğumun üzerine sinek konsa elimle kovalıyor,hapşırsa hasta olacak diye endişeleniyorum.Bir hiç uğruna ölsünler diye yetiştirmiyorum.
Yazınızda toplumların iç içe geçtiğini belirmişsiniz.Bu durum hakikaten böyle, benim arkadaşlarımın arasında kürtde var,çerkezde var,gürcüde var,hatta akrabalık bağları var.Ben nasıl bu insanları hayatımdan çıkartabilirim, yaşam alanıma nasıl bir çizgi çekebilirim,bu mümkün değil.Sizden ricam bu yazınızdaki gibi birleştirici yazılar....
01 Ekim 2011 Cumartesi 07:25