Omer Dilsoz

Bir yokuşun ötesi Hakkari

13 Kasım 2009 Cuma 18:04

Bir yok(ol)uşun ötesidir Hakkâri; keskin yokuşun bir başka yokuşla bütünleştiği bir kesişmesin öteki adıdır.

Doğu ve batısı yoktur Hakkâri’nin; sadece yokuşu vardır, yok(ol)uşlarla kesişen…

Pusula Hakkâri’de hiç güneyi göstermez; pusulası yokuştur bir diğer yokuşla bütünleşince…

Doğusu, batısı; yukarı-aşağıdır; birde derin vadilere inince bu kez berroj ve nızar, jor ve jêrle bitişir tüm söylemler; geometri Hakkâri’de yokuş yokuş çizilir ve denklemler hep yok(ol)uşlarda bütünleşir…

Birde sevdası vardır yokuşların; yar, ya aşağısındadır Kale’nin yada yukarısında; tam nasıl gidersen ona varmak için hep yokuşlar tepmelisin; hep yokuşlarda gözlemlemelisin, hep yokuşların ortasında bir yerlerde beklemelisin…

İlk gördüğün ev e yokuşla varırsın, son evde de yine yokuş; ama halen bitmemiştir yokuşlar; ötesinde de hep yokuşlarda yok(ol)uşun sızısını hissedersin yüreğinin dehlizlerinde…

İnsanlarıda hep bir yokuşun kenarındaymış gibi bakar yaşama; gözlerinde bir pırıltı görürsün kristal kristal ayaz gecelerinden bir ışıltı… ve yokuş yokuş bakar sana; ya yukarıdır görmek istediği yada aşağı; ama hep bir yokuşun resmini görürsün derinliklerinde…

Aslında Hakkâri öyle bir yokuş ki, ömrünün yok(ol)uşunu ellerine verir senin; bir de bir bakmışsın, ötesinde yokuşların; yukarı aşağı; aşağı yukarı bir labiretinde içinde kalmışsın…

Sussuz, yolsuz,

Oysa her dağının yüreğinde nice bengisular derin vadilerde kaybolur ve sen halen sussuzsun bir yokuşun tam kenarında…

Hakkâri’de en çok ‘berkendal’ özdeyişi çarpar senin yüzüne; çünkü bir kendalın diğer bir kendalle kesiştiği yerdesin orda…

Adetleri kimseninkine benzemez; töre cinayeti duyulmamış Hakkâri’de, kendine özgü bir aksanı vardır ne kurmanciya bohti’dir, nede behdînan… Kibar mı desen kibar, latif mi desen latip sanki Fransızcasınındır Kurmancisi…

Aşiretler vardır; daha çok yardımlaşma ve zêbareler için ırsi birlikteliğin son kalıntısı; oda yokuş yokuş yok(ol)uşun eşiğinde…

En çokta yokuşunda ‘Begiyê’ stranı yakışır Elodînoya başlamadan önce… Top koşturacak yer bulamazsın; top gitti mi yokuşlar tepmelisin tekrar getirmek için; onun içindir ki, Hakkâri’li pek sevmez ince dokuyup sıkı elemeden bir yokuşa dalmayı…

Birde kilimdeki naqışlarda gizli yokuşlarda yok(olm)uş tüm sevdaları…

Halen Begiyê söyler yukarı çıkınca yokuşu Annem…

Bu yazı toplam 6722 defa okunmuştur
hayalkırıklıklarının başkenti
 // Mehmet Işık Ron
Hakkari'nin yokuşlarında ağızları kan dolu sevdalar yatar. Ki o sevdalar en sevgili tarafından vurulur her zaman. Hakkari imge tanımaz. yoktur Hakkar'nin insafı. Hakkari dolambaç aramaz. Sarptır, yokuştur ama doğruyu ister, dobradır. Mantığı düşünsede aşktan yana gönlü yaralıdır. Gever'in gönlü geniştir. Yokuşu yoktur ama engelleri sever. Dibi kumludur gever'in azıcık eşelesen su çıkar, hayat çıkar. Hakkari'ye dokunsan bin yıllık kemikler boy verir. Ölümden acıdır sevileri. Yine de gever'in boynu büküktür çölemerk'ten yana. Sevdasını kan kırmızı bir kristale feda etmiştir. Kabuslarından çekmek için kendini perdelerde oyunlar sergilemiştir. Yaraldır Gever, Yaradır Çölemerg... Yokuşta biter yaşam destek ünitesi. Aşk koşulsuz kabuldür....
14 Kasım 2009 Cumartesi 01:56
keşke dediğin gibi olsa
 // osman
en katı aşiret yapısı yüksekovada iken kalıntıları kalmış demek doğru değil. ama hakkari şivesi çok düzgündür. hakkarinin insanı gibi dili de incedir. diğer kürtlere benzemezler....
13 Kasım 2009 Cuma 22:22