İbrahim Genç

Bir Rus Uçağını Düşürdük! E Sonra?

27 Kasım 2015 Cuma 14:40

Suriye; 2011 Mart'ından bu yana farklı güç odaklarının adına yüzlerce örgüt-çetenin savaştığı, bununla birlikte yüz binlerce insanın öldüğü ve milyonlarca insanın da mülteci konuma düştüğü bir arenadır. Aktörler arası güç dengesi ve paylaşım anlaşmazlığı, savaşın ömrünü uzatıyor.

Bu süreçte önemli gelişmeler;

a-2012 Haziran'ındaki Cenevre görüşmeleri,
b-ABD'nin tehdit algılamasında IŞİD'in öne çıkmasıyla uluslararası koalisyon kurulması,
c-Kerry diplomasisi sonucunda 2015 Kasım'ında yapılan Viyana görüşmelerinde varılan uzlaşma,
d- Rusya'nın Esad lehine Suriye'de sahaya inmesi.

Bu gelişmelerin tazyikiyle;

a/1- Türkiye'nin "Esad'sız çözüm inadıyla" savaş 3 yıl uzadı,
b/2- Esadlı çözüm masaya geldi. Ayrıca Kürtlerin misyonu bundan bağımsız olarak arttı,
c/3- Rusya'nın etkisiyle Esad tekrar masaya döndü. Türkiye'nin dış politikası tekrar darbelendi,
d/4- Türkiye adına vekalet savaşı yürüten Fetih ordusu, Rus bombalarıyla buluştu. Dolayısıyla Türkiye mevzi kaybetmeye başladı.

Böylece;

2-3-4/a: Rusya'ya ait uçak düşürüldü. Bu iş, NATO tarafından Türkiye'ye ihale edilmiş gibi görünüyor.
2-3-4/b: Örgütlenme ve etkinlik bakımından etkisiz Türkmenler, Türkiye dış politikasının can simidi olarak öne sürüldü.
2-3-4/c: Türkiye'nin tampon-uçuşa yasak-güvenli bölge ve eğit-donat gibi talep ve çabaları sonuçsuz kaldı.
1-2-3-4/d: Denklemin ve belirsizliğin her aşamasında Kürtler önemli ve istikrarlı bir aktör olarak öne çıktılar ve rolleri kuvvetleniyor.

Peki Rus uçağı neden düşürülür?

A- 1 Ocak'ta ilk meyvesini verecek olan Viyana uzlaşmasını sabote etmek,
B- Her aşamasında başarısız olan dış politikada Türkmen'ler üzerinden bir kitle hipnozuyla yanlışa Türkiye halkını inandırmak,
C- Yine iç kamuoyunca sıkça tartışılan MİT tırları olayının 'Türkmenlere yardım' argümanıyla meşrulaştırılması,
D- Rus öpücüğünden rahatsız olan ABD'nin Türkiye üzerinden Ruslara bir gözdağı vermek istemesi,
E- Özellikle Türkiye'nin desteklediği çetelerin uçuşa yasak bölgenin gündeme getirilerek kollanmak istenmesi.

Ne olur?

1- Kürtler her halükarda en güvenilir ve istikrarlı grup olarak öne çıkmaya devam edecek,
2- Rusya ve ABD'nin daha aktif sahaya inmesiyle çözüme yaklaşılacak,
3- Uluslar arası kamuoyunda biraz da Rusların etkisiyle Türkiye'nin sicili olumsuz bir noktaya gelecek,
4- Türkiye içte de Kürt sorunu konusunda çözüme mecbur kalacak.

Sonuç;

AKP son yıllarda “üçüncü bir güç”ün etkisiyle Ortadoğu’da oynadığı küçük Amerikancılığın –ki bunun görünürdeki adı Neo-Osmanlıcılık- etkisiyle işler karıştı. Ama AKP, içte ve dışta yaşadığı tüm tıkanmaları içi dışa, dışı içe karşı manipülasyon aracı olarak kullanarak aşmayı başardı. Buna rağmen ne olursa olsun, hem kendi Kürtlerini hem de Rojava Kürtlerini kaybetmiş bir AKP’nin her politikasının bir ayağı hep havada kalacaktır.

Ve maalesef ki yanlış politikada ısrar, halkın haber alma özgürlüğü kapsamında görevlerini yapmaya çalışan iki değerli gazeteci-yazarın mahkeme salonundan koğuşlara götürülmeleriyle devam ettirildi.

Yani;

Dün akşam itibarıyla İstanbul Nöbetçi 7. Sulh Ceza Hakimliği tarafından Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve gazetenin Ankara temsilcisi Erdem Gül tutuklandılar.

Peki neden?

Çünkü Cumhuriyet Gazetesi’nde “İşte Erdoğan’ın yok dediği silahlar” manşetiyle 29 Mayıs tarihinde ‘MİT TIRLARI’nda yer alan tonlarca silah görüntüsü yayımlanmıştı.

 

Kısacası;

AKP’nin küçük Amerikancılık hülyasıyla Türkiye halklarını yeni maceralara sürüklemeye hakkı da yoktur, yetkisi de… Velev ki Ortadoğu’da büyük oynuyor, o zaman görevleri halkın haber alma hakkını yerine getirmek olan gazetecilerden de korkmayacak. 

Bu yazı toplam 4485 defa okunmuştur