Özgür Amed

Bir okula başlama hikayesi…

16 Eylül 2014 Salı 16:50

Köyde okula başladığım ilk günü hiç unutmam!

Annem, yaşlı bir akraba ninemizin ardında bıraktığı elbiseden bana bir bez çanta yapmış. Bakınca hüzün basıyor. O çanta ile okula gidip gelirsem kederden yılsonunu getiremeyeceğim diye düşünüyorum. Bu düşünceli hal içinde okulun ilk gününe başlayacağım…

Köy okulu hemen karşımızda yer alan köyde idi. Bizdeki faal değildi. Oraya gidecektik. Yola koyuldum… Köyden diğer arkadaşlar ile de yolda karşılaştık!

Köy hafif bir tepelik yerde idi. Yol yukarı doğru seyir ediyordu. Tam yol düzleşince karşıda okul vardı. Ben tepelik alanı geçip, okulu görür görmez durdum… Aslında durmadım! Donup kaldım! Çünkü okulun bahçesinde askerler vardı. Askerlere ait bir iki araç ve panzerlerde yerini almıştı.

Ne iştir? Sabah sabah ne arıyorlar burada diye düşünüyorum. Tek bir adım atamıyorum. Hemen geri geri gelip yokuşun başında durdum, saklanıyorum kendimce.  Hiçbir şekilde beni görmelerini istemiyorum. Benim gibi bir iki kişinin de olduğunu fark ediyorum. Öyle minik bir topluluk oluşturuyoruz orada. Kimse kimseye niye burada durduğunu ve okul yoluna devam etmediğini söylemiyor. Korkup gitmediğimizi itiraf edemiyoruz birbirimize. Gidemeyişimizin sebebi şu:

Köyümüz defalarca bombalandı! Askerler ile ilk tanışmamız şiddet yolu ile oldu. Köye giren bu haki renk üniformalılar yakıp yıktı. Daha sonra köy etrafında çıkan onlarca çatışmada günlerce ablukaya aldılar evlerimizi. Tepelerimizde durdular. Köyden bazı kişilere herkesin gözü önünde işkence ettiler.

Her askeri araç, her askeri üniforma bizim için anlamı belli bir kod! Vahşet ile eşdeğer…
Haliyle onlarla en ufak bir temas bizi ürkütüyor. Benim asıl çekingem sadece onların uyandırdığı intiba dışında olurda bir şey sormaları!

Yani olurda durdurup soru falan sorarlarsa verecek hiçbir cevabım yok…

Orada gün boyu beklemeye devam ettim. Ara sıra kontrol ediyorum! Askerler bahçeden bir türlü ayrılmıyor. Bekle bekle! Bir gelişme olmadı. Böylece okul dağılış saatini bulduk. Öğrenciler dağıldı. Bende onlarla beraber yönümü eve çevirdim. Köye vardıktan sonra arkadaşlar ile tarlada biraz hoplayıp zıpladık. Oyunlar oynadık… Kendimi oyuna kaptırınca eve de geç gittim.

Eve vardığımda anam beni bekliyordu! “Nerde kaldın?” diye çıkıştı… Arkadaşlar oyun şu diye mırıldanırken ensemde ilk tokadı hissettim. “İşin olduğunu bilmiyor musun? Demedim mi okuldan çıkar çıkmaz gel” diyerekten okşadı tokadı ile. Bu güzel karşılamadan sonra okul işine geçtik…

Ne yaptın? Ne ettin? Mamoste nasıldı diye sordu. Ne diyim bilemedim. Kıvırmaya başladım. Ben kıvırıp uydurdukça anamın soru ve şüpheleri arttı! Öyle ki artık kaçacak bir durum yoktu! Durumu bir bir anlattım. Okula gitmediğimi söyledim. Haklı sebeplerimi de sıraladım…

Hiç biri işe yaramadı! İki tokat sesi daha yankılandı evin içinde. Derse girmediğim için dayak yedim. Okul hayatım devlet ve askerler yüzünden dayak ile açıldı… Kaderin cilvesi ağlarını örmeye devam etmiş olacak ki, üniversiteyi bitirip diplomamı aldığım gün de gözaltına alındım. Onlarla bitirdim…

Aradan yıllar yıllar geçti. Dün Kürdistan’ın çeşitli bölgelerinde Kürtçe eğitim vermek üzere okullar ilk dersine hazırlandı. Bunlardan biri de Diyarbakır Bağlar'daki Dibistana Seretayî a Ferzad Kemangar-Ferzad Kemanger İlkokulu idi. Gel gör ki sabah okula öğrencilerden önce polisler girdi. Etrafı tomalarla çevirdi. 

Kürdistan’da değişen bir şey yok! Okula başlayan çocuk polis-asker ile karşılaşıyor. Sömürgeciler elini bu çocukların yakasından almıyor. Onları daha büyümeden kıskacına alıp eritmek istiyor. Ana dilinden korkuyor! Eğitimini istemiyor, kendi kurallarını dayattığı yibolarda onları geleceğin polisi yapmak istiyor…

Ferzad Kemanger İlkokulu’na sabah gelen çocuklar orada polisi görünce durmuşlar mıdır? Onların algılarında yer alan şiddetin öznesi üniforma ve araçları görünce bir korku hissetmiş midir acep?

Sanmıyorum… Çünkü ana dilleri için gittiler. Neyin ne olduğunu şimdiden çok iyi biliyorlar. Kimin korktuğunu da…

***

(Not: Dün yazı yazıldıktan sonra okullara mühür vuruldu. Amed, Gever ve Cizre'de okullar kapatıldı. Bugün ise "Mührünüzü tanımıyoruz. Anadil hakkımızdır. Bu hakkı direnerek kazandık. Direnerek de okullarımızı kuracağız" diyerek açıldı o mühür)

Bu yazı toplam 13882 defa okunmuştur