İbrahim Genç

Bedava yaşıyoruz bedava

20 Ekim 2011 Perşembe 18:25

“Bedava yaşıyoruz, bedava;” kokusunu bize veren çiçekler bedava, her gece bizim için yanan şu yıldızlar bedava… Bedava; her gün doğan güneş, içtiğimiz ışık…

Açgözlü kapitalistler dünyamıza karbonmonoksit içirip oksijenimizi öldürse de  “Hava bedava”… Serseme dönmüş bulutlarımız üzerimize asit tükürse de  “Bulut bedava”; çünkü içine çekmek havayı, solumak dünyayı ne güzel ve ne kolay! Başımızı havaya kaldırabilecek kadar özgürüz ve bakmak göklere, sonra bulutları görmek ne güzel!

Hem “Dere tepe bedava”; çünkü ayaklarının gidebilme gücüne bağlıdır tepelere çıkmak ya da suya değdirmek parmaklarını…  Gerçi “dere tepe bedava” diye HES dediler ve yaraladılar birçok dereyi, ağaçlarını kestiler tepelerin… Koskocaman vadileri yarıp da akan dereleri kırk yıllığına yabancılara sattılar da bağrını deştiler yemyeşil vadilerin, tepelerin…

Oyuncakları, kirli bir savaşın armağan ettiği bir bombayla kırılan çocuklar için “Yağmur çamur bedava.” Tanelerini yemeleri için kuşlar için bedava yağmurlar… Bedava; kendine oyuncak araba yapmak, yağmur sularıyla gelen çamurdan… “Çamur bedava”, Haiti’de o çamurdan çocuklar için çikolata yapmak…

Hayat güzel ve hayatın güzelliklerinde senin de hakkın var. Mesela güzel bir arabaya binmek… Yıllarca alın teri döküp de bin bir emekle aldığın arabanın tadını çıkarmak… Gerçi çıkaramazsın ya! Benzine bilmem yüzde kaç zam yaparlar, ÖTV’ye zam derler, şuna bak derler… Geriye Sezercik bakışlar kalır ve tesellisi hazırdır Sezerciğin; bedava, en azından “Otomobillerin dışı.” Bedava; “Sinemaların kapısı.”

Güzel kızların düşlerinde bolca alışveriştir bedava olan. Limiti aşmış kredi kartın korkusunun aşıldığı yerdir düşler… Ve sen Ayşecik, Yeşilçam dünyamızın zarif ve de saf kızı… Camekanlarda saçlarını tara sen; çünkü bedavadır güzel bir kızın saçlarından geçen rüzgarın camekanda yansıması. Ama baktığın eğer şu kırmızı ayakkabılarsa iş değişir. Arzuların o saydam ve de kırılgan camı delemez Ayşecik. Ama sen de Sezercik gibi teselli istersen eğer bilmelisin ki en azından “Camekânlar bedava.”

Birileri paramızı silaha yatırıp da bunun acısını cebimizden çıkarsa da… Kadrolu bir öğretmen maaşına 2-3 tane ücretli öğretmeni çalıştırsa da… Ve sen her ne kadar kederlenip de “rakı şişesinde balık olmak” istesen de… Öyle bir an gelir ki ÖT-V derler ve seni “Öt öt kuşu”na çevirirler. Gerçi “peynir ekmek değil ama / acı su bedava.” Martılara daha ekmek mi atarsın vapurdan? Düşün, hem de büyük düşün; çünkü sen Türkiye’sin…

Sen; demokrasiyi de insanca yaşamayı da hakketmeyensin belki de… Özgürlüğü tehdit, kitapları sakıncalı, aydınları oyunbozan, örgütlenmeyi terörizm, gösteriyi anarşi olarak görensin… Polislerin var, ellerinde kalın siyah copları… Gazları var… Sen Türkiye’sin, büyük düşün; ama küçük nedenlerle hapishanelerin kapılarını bize aç… Dilleri yasaklanan insanları da anlama… Ve hiçbir zaman dillerini de hallerini de anlamadığın insanların hürriyetine kastet… Öyle ya, “Kelle fiyatına hürriyet”; ama sende yoksa biraz asalet, bilmelisin ki “Esirlik bedava.”

 “Bedava yaşıyoruz, bedava.” 

Gecenin sessizliğinden yüreğime dolan sevda şiirleri… Ruhuma ilham olan doğanın güzellikleri… Usta ellerin yapısı… Bedava! Dilime gelen bu sözcükler… Sözcüklerin yarattığı bu cümleler… Paragraflar bedava!

Bedava; bu yazıyı okumak da… Bedava; şiirden yazı çıkarmak ve de tekrar dönmek şiire…

Gerçekten “BEDAVA”:

Bedava yaşıyoruz, bedava;
Hava bedava, bulut bedava;
Dere tepe bedava;
Yağmur çamur bedava;
Otomobillerin dışı,
Sinemaların kapısı,
Camekânlar bedava;
Peynir ekmek değil ama
Acı su bedava;
Kelle fiyatına hürriyet,
Esirlik bedava;
Bedava yaşıyoruz, bedava.

Bu yazı toplam 9834 defa okunmuştur