İrfan Sarı

Bazen şişiyor insan

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Duraksıyorum bazen, hiç düşünmeden boş boş bakıyorum olup bitenlere. Orada, yani yanı başımızda bir savaş sürmüyormuş gibi tavır takınanlara aklım bir türlü yetmiyor.

Bocalıyorum.

Ben mi göremiyorum yoksa onlar mı çok zeki?

Neredeyse haritanın bir bölümüne askeri elbise giydirilmiş, elinde MG3 (her ne karın ağrısıysa) piyade silahı diye tanınan işte. Kalkan inen helikopterlerin haddi var hesabı yok. Her Allahın günü genç yaşta canından olan insanlar. Ama onlar hala burada bir savaşın sürdüğüne inanmıyor.

Bunlara göre Kürtlerin yaşadığı harita parçasında boşaltılan, yakılan köyler yok. Herkes kendi evini kendi eliyle yaktı-yıktı ve göçtü. 30-40 bin insan ölmedi. Hepsi mutedil dalgalı havalarda hayatını kaybetti. Aşırı denebilecek hiçbir şey gerçekleşmeden hayat sürüyor.

Olup bitenler iki mahalle çocuklarının kavgası gibi gösteriliyor.

Bir mahallenin çocukları tek taraflı ateşkes veriyor. Diğer mahallenin çocukları savaş uçaklarıyla dağları dövüyor. Bu görmezden geliniyor.

Bazen şaşıyorum bu insanlara.

Yedikleri, içtikleri, konuştukları bir ırkın üstün çocukları oldukları şeklindedir.

Masumdurlar. Günahsızdırlar.

Diğer mahallenin çocukları ise günahkar, asi, hain ve bölücü.

Bunlara göre ölümlerin durması için diğer mahallenin çocuklarının kökü kazılmalı hepsi vurulmalı o zaman her yer güneş arifesi olur.

Barış sözcüğü onlar için mayın demektir. Barıştan söz etmek vatanı belinden kırmaktır. Barıştan beslenmek haramdır.

Sırf bu yüzden barış kelimesinden iğreniyorum.

Nasıl bir gözü dönmüşlüktür bu, insan ölümlerinden güzel günleri beklemek. Barışı sevmemek. Hakikaten daralıyor insan resmen şişiyor.

Son 30 yıldır hemen hemen her gün bir ayrı köyde, kasabada, şehirde Kürtler dövülüyor, sövülüyor, kemikleri kırılıyor, yurdundan sökülüyor ama uyuyan dev modundaki bu insanların kılı kıpırdamıyor.

Şimdi Uygurlu soydaşlarına karşı aldıkları pozisyon göz yaşartıyor.

Evet, Çinlilerin Uygurlara karşı uyguladığı metot bir vahşettir. Bunu tasvip etmek bu vahşeti görmemek insan düşmanlığıdır.

Ama on yıllardır Kürtlere karşı uygulanan metotlarında görülmemesi amiyane tabirle insan düşmanlığının ta kendisidir.

Onun için insan ölümlerine karşı demokratik bir tepki verilirken ya da duygusal bir tepki verilirken empati yapmayı öğrenmeyi telkin etmek lazım bu insanlara.

İnsanların ölmemesi için uzatılan bütün eller görülmeli ve cevap alabilmelidir.

Kalıcı bir barışın tesisi hem yurt hem de dünya için lazım gelmektedir.

Yüreklere çöreklenen pasın farkına varmak için başka sebepler beklemeyelim. Vahşet ve zülüm nerede olursa olsun kötüdür.

Kötü her şey üzer insanı.

İyi günlerin inşası barış sözcüğüne duyulan düşmanlığı öldürmekten geçer.

İyi ile kötü arasındaki tercihte oldukça kolay görünüyor.

Bir barış eli her şeye yetecektir.

Bu yazı toplam 3932 defa okunmuştur
VİSKİ (johnnie walker)
 // Ugur
Tarihe bakıp söylenen sözlerin yapılan şeyle ne kadar uyumsuz olduğunu görmek düşündürücüdür. Yine aynı şeyler mi olacak diye sormadan geçemiyoruz. Yine sözler söylenip kan dökülmeye devam mı edecek? Genel Kurmay Başkanı'nın, Başbakan'ın, Cumhurbaşkanı'nın sözlerinin gerçeği ne kadar yansıttığını anlamak için son birkaç ayda yaşananlara bakarsak belki anlarız: Yüzlerce DTP yöneticisi, genci, gönüllüsü gözaltına alındı, birçoğu tutuklandı. 50'den fazla operasyon (sıcak temas dedikleri şey) onlarca hava saldırısı, onlarca ölüm ve yıllardan beri oluk gibi akan kan.
Herkesin anlamakta zorlandığı yer de tam da burası. Bu güzel sözler; sorunun çözüleceği umudu, diğer taraftan devam eden saldırılar...
Bunlardan ne anlıyoruz, ne anlamamız gerekiyor ya da ne anlamamızı istiyorlar?Sözler güzel, eylemler tamamen savaş, ölüm, kan hapsetme üzerine kurulu. Sanki savaşırlarsa, bütün gerillaları vururlarsa, muhalif düşünen herkesi hapse tıkarlarsa sorun kendiliğinden çözülecekmiş sanıyorlar. Ve böyle düşündüklerini, çok geçmeden Genel Kurmay Başkanı'nın Amerika'da yaptığı 'kökünü kazıyıncaya kadar savaşa devam' konuşmasından anlıyoruz. Bu konuşmayla herkesi hizaya getirmiş olsa gerek, Kürt sorununda çözüm bir anda unutuldu, başka konulardan konuşmaya başladık....
19 Temmuz 2009 Pazar 02:34
merhaba irfan abi...
 // seyithan
kurd gencligi ve kurd halki birlik ve beraberligi sagladigi gun cunta baris cigliklariya bize yalvaracak.bunun icn kurd gencligi orgutlenmeli ve orgutlerine partilerine sahip cikmali ve guclenmeli o zaman savas yanlilari baris icin ciglik atacaklardir emin olabilirsiniz barisin gelmemesi demekki biz daha guclenmemisiz anlaminada geliyor.hitlerin zamaninda baris isteyen kesimi kesip olduruyorlardi ve mazlum olan taraf guclendi ve kazandi bu sefer hitler taraftarlari kacacaklari delik dahi bulamadilar yinede baris taraftarlari onlara merhamet etti ve dokunmadilar amma onlar kendilerini ne kadar suclu olduklarini biliyorlardi ve birer birer intihar ettiler yada ulkeyi terk ettiler ...sevgiler saygilar .seyithan...
17 Temmuz 2009 Cuma 15:25
barış
 // derya
barış nedir heval bilirmisin?
bir köprümüdür üstüne gölgeler düşünce kırılan...
barış nedir?
iki savaş arasında verilen çay molasımıdır?
nedir bu barış?
kişisel menfaatler kabilesimidir?
nedir bu dillerden düşmeyen bir türlü olmayan barış,kardeşlik...??...
16 Temmuz 2009 Perşembe 01:56