İbrahim Genç

Batsın bu kontenjan gazeteciliği

26 Şubat 2014 Çarşamba 10:59

Türkiye’de bugün ortaya sürülen yönetilebilir ve yönlendirilebilir yazarlar, doğrudan kontenjandan büyük gazetelerde köşe kapabiliyor. Bunun için de omurgalı ve dürüst kimi saygın yazarlar da köşelerinden atılabiliyor. Son birkaç yıldır adeta gazeteci-yazar kıyımı yaşanması da bu yüzdendir. Çünkü kendilerine kontenjan ayrılan yeni nesil çok amaçlı yanar döner yazarlara yer ayrılması gerekiyor.

Bu hızlı döngüde patron-siyaset-medya ilişkisinin büyük payı var elbette. Böyle bir ilişkide hiç kimseye verecek hesabı olmadan cesur ve dürüstçe yazı yazmasını kimseden bekleyemeyiz. Baksanıza, kimi gazete ve televizyonlar sürekli el değiştiriyor. Yazar kadroları tırpanlanıyor, yazılar kesiliyor. Buna karşın bazı yeni yetme yazarlar bir anda boy atıyor medya alanında. Kimileri var ki eğitim ve bilgi düzeyleri meçhul olmalarına rağmen bir bakıyorsunuz ki aynı anda 2-3 gazetede köşe yazıyor ya da birkaç televizyonda programa katılıyor. Bu makul bir gelişim ve normal bir döngü değil elbette…

Buna en iyi örneklerden biri şüphesiz Rasim Ozan Kütahyalı ve Nagehan Alçı çifti olsa gerek… İkisi de adeta birbirilerinin ruh ikizi. Programlarda olayları yorumlama biçimlerine bakın, farklı gazetelerde aynı anda ve hızla büyümelerine bakın, İktidar çevresine yönelik yaranma gayretlerine bakın; müthiş paralellikler bulacaksınız. Ki bu sebeple olsa gerek ki evlenip güçlerini birleştirdiler…

Rasim Ozan, eğitim düzeyi üslubundan malum bir şahıs. Taraf gazetesine yazdığı bir yazıda Deniz Gezmiş’lere saldırmasının karşılığı olarak kendisine bir köşe verildi. O zamanlar dikkatli okuyan biri onun yazılarının hepsinin gramatik olarak hatalı olduğunu görürdü. Hatta bu yüzden o yıllarda “Kütahyalı ve Üç Nokta” yazısını yazmıştım. Neyse ki o yıllarda Rasim Ozan aşırı bir Kürt dostuydu ki benim yazımdan dolayı okurlarım bana baya kızmışlardı. Rasim “Öcalan”, diyor, “Kürtler” diyor, “PKK” diyor derken baya cesur yazılar ortaya çıkıyordu.

Ne olduysa bir ara AKP’nin Van’a düzenlediği ve Nagehan Alçı’nın da içinde bulunduğu gezide birden değişti. AKP ile barıştı, bir anda askerle de arasını düzeltti. Nagehan’la da işi pişirdi. O Van gezisinden sonra resmen bir U dönüşü yaptı adam… Daha sonra eşi Nagehan ile AKP ve Cemaat’e övgüler düzmeye başladı. AKP’nin 2011 seçimleri öncesi aşırı milliyetçileşmesine bile kılıf ararken gazeteden arkadaşları bile “yuh” dediler. Neyse ki 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarından sonra da bu sefer Cemaat’e ve emniyete saldırmaya başladı. Ahmet Hakan da Hürriyet’teki köşesinde bu zırt pırt dönmelerden dolayı Rasim Ozan’a “En pespayesi sensin şebelek” dedi zaten.

Eşi Nagehan Alçı da Rasim’den geri kalır değil hani… Bunu özellikle Derya Sazak’ın “Batsın Böyle Gazetecilik” adlı yeni kitabından öğreniyoruz. Anlaşılıyor ki Negahan Alçı, AKP kontenjanından Milliyet’te köşe kapmış. Eğer Derya Sazak’ın anlattıkları okunursa İktidar’ın Demokles’in kılıcı gibi medyanın üzerinde nasıl sallandığı rahatlıkla görülebilir. Ki daha geçen haftalarda CNN Türk’te Cüneyt Özdemir’in 5N1K programında Fatih Altaylı isyan etmiş ve “Allah’ın aşkına hangimiz bu korkuyu hissetmiyoruz?” demişti. Türkiye’de insanlar yalakalıkla yükselmemeli. Dürüst, çalışkan ve güvenilir kimliğiyle insanların yükseldiği bir ülke olunmadıkça işler rayında gitmeyecektir.

Bu yazı toplam 5906 defa okunmuştur