Ümit Yazıcıoğlu

Başkanlık Sistemi

19 Nisan 2010 Pazartesi 23:29

Başkanlık sistemi yasama, yürütme ve yargı organları arasında kesin bir ayrıma ve dengeye dayanan, yasama ve yargı organlarının demokratik denetimi içinde, yürütmenin iktidar olanaklarını genişleten bir hükümet sistemidir.

Ne zaman, ülkemizde, sistem tıkansa hep başkanlık modeli gündeme geliyor. Eğer bugün ülkemiz için başkanlık sistemi düşünülüyorsa, mevcut hukuk sistemi geliştirilmeli, uzmanlar tarafından mevcut sistemin eksikleri iyi tespit edilmeli, parlamenter sistemin avantajlı yönlerinin başkanlık sistemine nasıl yükleneceği iyice araştırılmalı ve Türkiye’nin şartlarına göre, geliştirilerek uygulanmalıdır.

ABD’den daha yeni ülkeye gelen Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da, köklü bir anayasa değişikliğine gidilecekse "Başkanlık Sistemi"nin 2011 seçimlerine girerken gündemlerine oturabileceğini ve bunu halka sorabileceklerini belirtti.

Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de 07.12.2005 tarihli Akşam gazetesiyle yaptığı bir röportajda “başkanlık sistemi de Türkiye’nin düşünmesi lazım bir şeydir. Elbette Türkiye başkanlık sistemine geçecektir” diyordu.  Eski Cumhurbaşkanı başkanlık sistemini o gün öneriyordu, ama nasıl bir başkanlık sistemi düşündüğünü teoride ortaya koyamıyordu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise Anayasa’da devletin yapısıyla ilgili değişiklikler yapılmasının Başkanlık sistemine geçiş için gerekliliğini vurguladıktan sonra, meseleyi tartışmaya açmış durumda.

Kendileri konuyla ilgili diyorlar ki, “Sayın Özal döneminden beri başkanlık sistemi tartışmaları gündeme geldi. Benim de başbakanlığımın ilk dönemlerinde bir televizyon programında bunu gündeme getirmiştik, konuşmuştuk”. Gelişmiş ülkelere baktığımızda başkanlık sistemiyle idare edilen ülkeler, gerçekten istikrara çok önemli bir güç katıyor. Başkanlık sistemiyle yönetilen ülkelerin aslında federatif idareler olduğunu vurgulamaktan ise kaçınıyor. Aslında kendilerinin bile başkanlık sistemine örnek olarak belirttiği Amerika Birleşik Devletleri, Elli tane eyaletten oluşan bir Federal anayasal cumhuriyettir. Amerika'da Hükümet, halk hükümetidir; halk tarafından kurulur.

Günümüz devletini, gerçek anlamda devlet yapan, artık klasik unsurları değil. Eskiden olsa, bir ülke, bir insan topluluğu, bir de egemenlik unsuru derdik. Günümüzde, bu unsurların arasına, çok önemli bir özellik daha yerleşti. İşte günümüzde devleti devlet yapan en önemli özelliklerin başında hiç kuşkusuz, o devletin hukuku uygulayıp uygulayamadığı, insanlara hukuk güvencesi verip veremediği, kısaca "hukuk devleti" olup olamadığı geliyor. Bu bağlamda ABD nin bir Hukuk Devleti olup olmadığınıda başkanlık sistemine ğeciş yapmak istediğimizden tartışabiliriz, cünkü ölüm cezası uyğulanan ülkelerde, hukuk devletinden bahsetmek yanlıştır, kannatindeyim.

Türkiye ise tarihi, milli ve dini değerlerine bağlı, hem de dini hayat sahasında büyük ölçüde kendi yorumlarını öne çıkaran bir ülkedir.

Başkanlık sisteminin Türkiye'ye uygunluğu sorusunu hakkıyla inceleyebilmek için, her şeyden önce, bu konuda neye ihtiyacımız olduğuna ve ne istediğimize bakmak gerekir.

Başkanlık sistemi anayasa da pek çok değişikliği gündeme getirecektir. En önemlisi ülkemizin idari yapısında, idarenin yeniden yapılanmasını gündeme getirecektir. Çünkü yukarda belirttiğim gibi, başkanlık sistemi yasama, yürütme ve yargı organları arasında kesin bir ayrıma ve dengeye dayanan, yasama ve yargı organlarının, demokratik denetimi içinde, yürütmenin iktidar olanaklarını genişleten bir hükümet sistemidir.

Başkanlık sisteminde, siyasi partiler başkan adaylarını belirler, millet seçimde ülkenin başkanını seçer, seçilen başkan hükümetini kurar ve süresi içinde ülkeyi idare eder. Bakanlar kurulunu Meclis dışından oluşturur, bakanlık yapan üyenin milletvekilliği düşer. Başkanın güvenoyu ihtiyacı, gensoru korkusu olmaz. Türkiye Büyük Millet Meclisi, de yasamayla uğraşır milletvekilleri de böylece iş takibinden kurtulur, yasa yapmakla meşgul olur, Kürt meselesi de bu bağlamda yenilen idari yapılanmayla çözülür.

Ülkemizin anayasaları geleneksel olarak değiştirilmesi zor olan, bir başka deyimle sert anayasalardır. Bununla birlikte 1982 Anayasası Türkiye’nin Avrupa Birliği mevzuatına uyum çalışmaları içerisinde sık sık değişikliklere uğramış, idam cezası kaldırılmış ve halen seçilme yaşının 25’e düşürülmesi, siyasi partilerin kapatılmasının ağırlaştırılması gibi önemli değişiklik çalışmaları yapılmaktadır. Bu çalışmaların içerisine Başkanlık sistemini de dahil etmek mümkündür, zaten mesele uzun zamandan beri basında siyasi liderlerimiz tarafından tartışılmaktadır.

1982 Anayasası ile cumhurbaşkanı “yarı başkanlık sistemi” olarak da tanımlanabilecek yetkilere sahip bulunuyor. Çünkü güçlendirilmiş cumhurbaşkanlığı makamının arkasında 12 Eylül mantığı bulunmaktadır.

Ben ise bir bilim adamı olarak başkanlık sisteminin Türkiye açısından daha uygun olduğuna inanıyorum. Ülkemizde yapılacak referandum sonucu başkanlık sistemine geçmek mümkün ve zaruridir.  

Başkanlık sistemi, Başkanlık hükümeti sistemi olarak da adlandırılmaktadır. Bu tanım çerçevesinde dünyada hepsi birbirinden farklı, kendi tarihi, sosyolojik ve siyasal koşullarının ürünü olan başkanlık rejimleri mevcuttur. Bütün bu rejimlerin içinde herkes tarafından en başarılı bulunan örnek, ABD başkanlık sistemidir. Amerikan siyasi sistemi, bir kişinin en fazla iki dönem başkanlık yapmasına izin veriyor.

Eğer eski cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel, merhum Turgut Özal ve Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan´da ABD deki başkanlık sitemini doğru buluyorlarsa, bilmeleri gerekir ki,  bu sistemin Türkiye’de uygulanması ister istemez idari yapımında modernleşmesini birlikte getirecektir. Yolsuzlukların, suiistimallerin önünün engelleyen ciddi tedbirlerin alınması Başkanlık sisteminde mümkündür. Ülkemizde yönetimde istikrarın ve temsilde adaletin sağlanması için en kestirme ve en pratik yol bugün yüzde 10'luk olan secim barajının acilen yüzde beşe çekilmesi ve anayasada yapılacak değişikliklerle başkanlıkla idare edilen on iki bölge belediye başkanlığından oluşan, idari yapıya geçilmesi olacaktır, kanaatindeyim.

Bu yazı toplam 21276 defa okunmuştur
Başkan olmak
 // Besim Istanbullu
Tayyip Erdoğan ağzındaki baklayı çıkardı ve Başkan olmak istediğini açıkladı! Bu istem bizim için sürpriz değil çünkü bu aralar meydanı boş bulan Erdoğan, başkanlıktan sonra hanedanlığı bile talep edebilir? Peki tahakkuku mu? Buraya not düşüyorum, 2011 sonrasında Erdoğan değil başkan olmak, Yüce Divan’da hesap verecektir. Yok, yok Erdoğan’ı oraya götürecek olan asla apoletliler şunlar bunlar değil, millet ve onun iradesi, yani seçimde vereceği oy olacaktır. Hayır bu bir temenni falan da değildir. Tablo ortadadır ve biriken enerji göreceksiniz bir noktadan sonra mutlaka ortaya çıkar. Aslına bakarsanız başkan ya da Cumhurbaşkanı olmak hedefi Tayyip Erdoğan için bir bakıma Yüce Divan’dan kaçış projesidir....
20 Nisan 2010 Salı 15:49
serok
 // janet
Tayyip rahatlıkla dile getiriyor neden yıllar önce LeylaZana söylediğinde
terörüst muamelesi yaptılar türkiye bu sisteme geçmek zorundadır....
20 Nisan 2010 Salı 09:29