Ümit Yazıcıoğlu

Başkanlık sistemi

2005-12-09 10:35:55

Ne zaman, ülkemizde, sistem tıkansa başkanlık modeli gündeme geliyor. Bundan dolayı olaçak´ki Süleyman Demirel, 07.12.2005 tarihli Akşam gazetesine "başkanlık sistemi de Türkiye’nin düşünmesi lazım bir şeydir. Elbette Türkiye başkanlık sistemine geçecektir", diyor.  Eski Cumhurbaşkanı başkanlık sistemini öneriyor, ama nasıl bir başkanlık sistemi düşündüğünü teoride ortaya koyamıyor. Yani Anayasa’da devletin yapısıyla ilgili değişiklikler yapılması´nın Başkanlık sistemine geçiş için gerekliligini ise hiç belirtmek istemiyor. Bu nedenlede tartışma ortada bırakılıyor.

Günümüz devletini, gerçek anlamda devlet yapan, artık klasik unsurları değil. Eskiden olsa, bir ülke, bir insan topluluğu, bir de egemenlik unsuru derdik. Günümüzde, bu unsurların arasına, çok önemli bir özellik daha yerleşti. İşte günümüzde devleti devlet yapan en önemli özelliklerin başında hiç kuşkusuz, o devletin hukuku uygulayıp uygulayamadığı, insanlara hukuk güvencesi verip veremediği, kısaca "hukuk devleti" olup olamadığı geliyor. Eğer bugün ülkemiz için başkanlık sistemi düşünülüyorsa, bence mevcut hukuk sistemi geliştirilmeli, uzmanlar tarafından mevcut sistemin eksikleri iyi tespit edilmeli, parlamenter sistemin avantajlı yönleri´nin başkanlık sistemine nasıl yükleneceği iyice araştırılmalı ve Türkiye’nin şartlarına göre, geliştirilerek uygulanmalıdır

Türkiye, hem tarihi, milli ve dini değerlerine bağlı, hem de dini hayat sahasında büyük ölçüde kendi yorumlarını öne çıkaran bir ülkedir. Başkanlık sistemi´nin Türkiye'ye uygunluğu sorusunu hakkıyla inceleyebilmek için, her şeyden önce, bu konuda neye ihtiyacımız olduğuna ve ne istediğimize bakmak gerek. Başkanlık sistemi anayasa da pek çok değişikliği gündeme getirecektir. En önemlisi  ülkemizin idari yapısında yeniden yapılanmasını gündeme getirecektir. Çünkü Başkanlık sistemi yasama, yürütme ve yargı organları arasında kesin bir ayrıma ve dengeye dayanan, yasama ve yargı organlarının demokratik denetimi içinde, yürütmenin iktidar olanaklarını genişleten bir hükümet sistemidir.

Başkanlık sisteminde, siyasi partiler başkan adaylarını belirler, millet seçimde ülkenin başkanını seçer, seçilen başkan hükümetini kurar ve süresi içinde ülkeyi idare eder. Bakanlar kurulunu Meclis dışından oluşturur, bakan yaptığı Meclis üyesinin milletvekilliği düşer. Güvenoyu ihtiyacı, gensoru korkusu olmaz. Türkiye Büyük Millet Meclisi, de yasamayla uğraşır milletvekilleri de böylece iş takibinden kurtulur yasa yapmakla meşgul olurlar. Bunun için anayasa degişikliğine Meclisin gitmesi gerekiyor.

Ülkemizin anayasaları geleneksel olarak değiştirilmesi zor olan, bir başka deyimle sert anayasalardır. Bununla birlikte 1982 Anayasası Türkiye´nin Avrupa Birliği mevzuatına uyum çalışmaları içerisinde sık sık değişikliklere uğramış, idam cezası kaldırılmış, ve halen seçilme yaşının 25’e düşürülmesi, siyasi partilerin kapatılmasının ağırlaştırılması gibi önemli değişiklik çalışmaları yapılmaktadır. Bu çalışmalar´ın içerisine Başkanlık sistemini´de dahiletmek mümkün olabilir, zaten mesele uzun zamandan beri basında siyasi liderlerimiz tarfından tartışılmaktadır.

1982 Anayasası ile cumhurbaşkanı “yarı başkanlık sistemi” olarak da tanımlanabilecek yetkilere sahip bulunuyor. Çünkü güçlendirilmiş cumhurbaşkanlığı makamının arkasında 12 Eylül mantığı bulunmaktadır.

Ben ise bir bilimadamı olarak başkanlık sistemi´nin Türkiye açısından daha uygun olduğuna inanıyorum. Ülkemizde yapılaçak referandum sonucu başkanlık sistemine geçmek mümkün olabilir. Başkanlık sistemi, Başkanlık hükümeti sistemi olarak da adlandırılmaktadır. Bu tanım çerçevesinde dünyada hepsi birbirinden farklı, kendi tarihi, sosyolojik ve siyasal koşullarının ürünü olan başkanlık rejimleri mevcuttur. Bütün bu rejimlerin içinde herkes tarafından en başarılı bulunan örnek, ABD başkanlık sistemidir. Amerikan siyasi sistemi, bir kişinin en fazla iki dönem başkanlık yapmasına izin veriyor.

Eğer eski cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel, merhum Turgut Özal ve Değerli Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan ABD deki başkanlık sitemini doğru buluyorlarsa, bu sistemin Türkiyede uygulanması ister istemez idari yapınında modernleşmesini birlikte getireçektir. Bence ülkemizde yönetimde istikrarın ve temsilde adaletin sağlanması için  en kestirme ve en pratik yol bugün yüzde 10'luk barajın acilen yüzde5 e  çekilebilmesidir.

Bu yazı toplam 2863 defa okunmuştur