Şeyhmus Diken

Başkan Apo'nun Gözleri Üzerinizde

22 Mart 2014 Cumartesi 10:25
"Başkan Apo"nun özgürlüğüne gidecek yolun 2014'ün Newrozu üzerinden okuma yapılarak önümüzdeki dönemde daha da büyüyerek gelişeceği sanırım bu yılın Newrozunun mührü olarak kabullenilmeli.
 

2014 Newroz'unun muhteşem ve siyasal yükü hayli ağır bir bayram "mitingi" olacağı öncesinden belliydi. Haftalardır sayısal olarak iki milyon rakamı Barış ve Demokrasi Partili siyasal karar odaklarınca telaffuz ediliyordu. Bu sebeple olsa gerek iki milyonun hayli aşıldığının vurgusunu sunucu nezih Kürtçesiyle ısrarla vurgu yaparak sabahın onbirinde "şu anda iki milyon sekizyüz elli bini bulduk, üç milyona az kaldı" diyordu.

Arabayı park ettikten sonra alana yürürken yolda bir kadın, arkadaşına dert yanıyordu. "Ne talihsiziz. Civan Haco cumartesi Urfa Newroz'una katılacak. Niye Amed'e gelmiyor ki! Acaba yarın da Urfa'ya mı gitsek."

Alana girdiğimde fark ettim ki, Öcalan'ın veciz sözleri Kürtçenin Kurmanci lehçesinde ve Türkçe'de ayrı ayrı asılmıştı. Öcalan'ın geçen yılın Barışı yüksek sesle dillendiren söylemlerini öne çıkaran afişlerinin yerine bu yıl askeri gerilla kıyafetli kocaman iki afişinin yanında iki ayrı bez afişte "Ya Müzakere, Ya Savaş" söylemi öne çıkarılmıştı. Alanda önceki yıllardan farklı olarak Abdullah Öcalan'ın fotoğraflarının yanında sarı kırmızı ve yeşil renklerin envayi çeşit harmonisinin egemen olduğu rengahenk bir zenginlik vardı.

Egemen slogan "Bijî Serok Apo" idi. Çok yoğun yabancı katılım, protokol düzeyinde hissedilendi. Halkların Özgürlük Mücadelelerinin hayat kattığı ve ses verdiği bir çok ülkenin temsili düzeydeki şahsiyetleri anons ediliyordu. Suriye Kürtlerinin Eşbaşkanı Asya Abdullah hayli popülerdi.

On yıldır Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin Başkanlığını yapan ve Urfa'da ipi göğüslemenin arifesinde olan Osman Baydemir konuşmasında hayli duygusaldı. Seîdê Kurdî'den, Seyit Rıza'ya varıncaya kadar geleneksel Kürt önderlerinden Mazlum Doğan başta olmak üzere çağdaş Kürt şahsiyetlerine ve Başkan Apo'ya saygı mesajları ile başladığı konuşmasını; "Amed halkı hakkınızı helal edin. Sizden hatır istiyorum Beni helal edin ey barışsever halk", diye bitirdi. Daha sonra kürsüye çıkan Amed Büyükşehir Belediyesinin yeni eşbaşkan adayları Gülten Kışanak ve Fırat Anlı da konuşmalarını yaptılar. Gülten Kışanak tane tane ve baştan sona Kürtçe konuştu. İlk kez Kürtçe konuşmasına tanık oldum, mutlandım. Dili çok naif ve temiz. Fırat Anlı çok iyi hatip, Osman Baydemir'e "Amed halkı hakkını helal ediyor, helali hoş olsun" dedi.

Görevlilerin hemen tümünün üzerinde "Önderliğe Özgürlük Platformu" gömleği vardı. Ve bir çok noktada Türkçe ve Kürtçe "Başkan Apoya özgürlük için imza" standları yoğun kalabalıklar oluşturmuştu ve hayli ilgi görüyordu.

Kürsüden sunucu konuşuyordu; "Ezê bejim Azadî, Hunê bejin Öcalan. Ezê cardin bejim Azadî, hunê bejin Kurdistan". Sunucunun bütün ısrarlarına rağmen kitle ısrarla "Öcalan" diyordu.

Pervin Buldan bu yıl bir önceki yılın (2013) acemiliğini üzerinden atmış olarak tane tane ve anlaşılır bir Kürtçeyle Sayın Abdullah Öcalan'ın mektubunu Kürtçe okudu. Ardından Sırrı Süreyya Önder aynı mektubu bu kez Türkçe okudu. Gençlere ve kadınlara özel selam ve sevgileriyle barışa ve birliğe çağrıyla başlayan mektup. Ortadoğu ve Asya halkları ile dünyaya çağrı yapan bir üslupla yazılmış mektuptu. "Geçtiğimiz yıl Newroz'da savaş ateşini söndürmüş barış ateşini yakmıştık. Cevabı beklenen soru kendini tekrar eden darbeler mi, yoksa kalıcı demokrasi mi olacak. Ya son 200 yıllık darbeci rejim kendini sürdürecek. Ya da Kürt Türk ilişkileri demokratik anayasal rejimle yerli yerine oturacak," diyordu. "Şu ana kadar yürütülen diyalog süreciydi ve elbette önemliydi. İki taraf da iyimserliklerini test ettiler. Ama diyalog süreçleri bağlayıcı olamıyor. Gelinen noktada müzakere sistematiği için yasal çerçeve kaçınılmazdır" Ve Öcalan konuşmasını "her savaşın barışı mutlaka vardır. Direnirken asla korkmadık. Barışırken de korkmayacağız" diye bitirdiği mesajı dakikalarca ayakta alkışlandı.

2014 Newroz'u için galiba şunu sıcağı sıcağına dillendirmek doğru olacak;

14 yıldır tutsak olan ve tek kişilik hücrede "ağırlaştırılmış müebbet hapislik" yaşayan Kürt Halkının Önder olarak kabul ettiği şahsiyetlerine devasa bir sahiplenme ile halk özgürleştirici bir meşruiyetin kavgasını veriyor. Bu anlaşılır ve hissedilir bir sahiplenme. "Başkan Apo"nun özgürlüğüne gidecek yolun 2014'ün Newrozu üzerinden okuma yapılarak önümüzdeki dönemde daha da büyüyerek gelişeceği sanırım bu yılın Newrozunun mührü olarak kabullenilmeli.

Bu yazı toplam 7023 defa okunmuştur
Kürtler hic bas olmadi hep gövdeydi
 // Riza
Apo nun öyle sova ihtiyaci yok adam bu yasa gelmis bir dikili agaci yok,isteseydi oda bir kösede milliyoner olurdu.
Kürt halkin Apo yu kendine önder olarak tanimlamasida gayet normal cünki Apo ömrünü onlara adadi.
Dikkat edin eskide türkiyede kalem yalamislar alaya aliyorlardi,simdi Apo nun söyledigi her kelimeyi anlamaya calisiyorlar,ayrica bu seneki newrozda da tam özgürlük kokusu geliyordu,belki kürtler ilk olarak kendi topraklarinda kendi bayramlarini ögürce kutliyabiliyorlar,tüm kürdistanda milliyonlar newroz alanlarina kosdu genelde bariscil hava vardi,hele hele Kadinlarin kizlarin cocuklarin o renga genk kürt giyisileri ile kürt renkleri newroza baska bir hava veriyordu,umutluyuz bu umutlar artik tükenmez....
22 Mart 2014 Cumartesi 22:49