Ümit Yazıcıoğlu

Başbakan'ın Kardeşlik Manifestosu

14 Ağustos 2009 Cuma 17:25

Konuya değerli Abdulmelik Fırat amcadan bir alintıyla başlamak istiyorum. "Osmanlı İmparatorluğu mağlup olunca, İngiltere Jön Türklerin partisiyle anlaşarak ülkeyi onlara verdi. Yeniden kursunlar diye... O zaman Kürtlerin de Avrupa'da okuyanları vardı. Yani Jön Kürtler... Onlarla birlikte, Kürtlerin Osmanlı İmparatorluğu'nda asker ve sivil bürokratları, ileri gelen şeyhleri, ağaları, beyleri, "Biz Türklerle beraber yaşayalım, beraber devlet kuralım" dediler. Bu anlaşmayı yapan da en başta Mustafa Kemal. Kürtlerin ileri gelen ailelerinin evlerinde onun yazdığı mektuplar var. Bunun en büyük belgesi ise Mustafa Kemal'in 1919`daki Amasya Beyannamesi. Orada diyor ki, "Kuracağımız hükümet Türk ve Kürt ittifakı olacaktır." Gerçek bu kadar ortada! Mustafa Kemal, Erzurum'da, Sivas`ta hep, `Bu işi Kürtlerle birlikte yapacağız` diyor. Lozan`da İsmet Paşa, Kürt sorunu konuşulunca, `Biz beraberiz, ben de Kürdüm` diyor. Sonra ne oluyor? Birinci Meclis feshedilince, Atatürk İkinci Meclis`i tayin ediyor. İkinci Meclis`in anayasası hazırlanıyor, ama içinde Kürt kelimesi bile yok.”  

Kısacası Kürtlere 1919'da verilen sözler tutulmamıştır. İnkar siyasetine karşı yapılan nefsi müdafaa isyan sayılmıştır. Yakın tarihimiz incelendiğinde Kürt meselesi´nin asıl çıkış noktası budur. Şimdi Kürt sorunu enflasyon ve işsizlikten daha ciddi ve önemlidir. Ülkede buğün Kürt sorunu siyasal bir kriz halini almıştır. Kürt sorunu'nun bugüne kadar çözülmemesi'nin ana sebebi, Türkiye'nin bunu çözecek demokratik olgunluğa erişmemiş olmasından kaynaklanmaktaydı. Halklarımızın kardeşliği ve devletin Bekası için bu sorunu çözmek ğerekiyor, çünkü Kürt sorunu devletin geleceğini belirleyen ölümcül bir sorundur.

AKP Hükümeti'nin 'Kürt açılımı'na yönelik çalışmaları

Sorunun çözümü için cesur siyasal adımlara ihtiyaç vardır. Bu nedenle Kürt gerceği, Kürt kimliği ve dili hızla kabul edilerek, Kürtler'in siyasal hakları verilmelidir. Bu durum Türkiye'de demokrasiye ufuklar açar. Başbakan'ın da istediği bu sorunu çözerek halklarımızın kardeşliğini, sağlamak, demokrasiye ufuklar açmaktır. Zaten büyük devlet olmanın yolu, bu meseleyi çözmekten, Kürtler`in Türkiye Cumhuriyeti`nin kurucu unsurlarından biri olduğunu Anayasa`da kabulünden geçer.  

Bu bağlamda AKP Hükümeti'nin 'Kürt açılımı'na yönelik çalışmaları, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 11 Ağustos 2009'da Ankara'da yaptığı konuşmayla tarihi bir değer kazandı. Gerçekten kendileri çok samimi ve kalıcı bir çözüm arayışında gibi görünüyor. Türk-Kürt kardeşliğinden söz ettiler. Söyledikleri doğru, çünkü Kürt meselesi nereden bakarsanız bakın, en az 85 yıllık bir mesele. Dolayısıyla 1923'den bugüne kadar ilk kez bir iktidar partisi, sandalye hesabı yapmaksızın, ülkenin en kritik sorunu olan Kürt meselesine çözüm bulmak üzere kollarını sıvamış bulunuyor. Hükümetin sergilediği riskli bir siyasi davranış; bu yönüyle de gelmiş-geçmiş iktidarlardan hiçbirine benzemiyor.

Köy ve yerleşim yerlerimizin isimlerinin değiştirilmesi tarihi bir dert ve derin bir yaradır. 1923'den 2000 yılına kadar Türkiye'de 28 bin yerin adı değiştirilmiş. Bu adı değiştirilen yerlerden birisi Norşin. Başbakan Erdoğan "Demokratik Açılım"a büyük tepki gösteren MHP lideri Devlet Bahçeli'ye dün AKP İl Başkanları Divan Toplantısı'nda yaptığı konuşmada seslenerek, "Norşin kelimesini dilinize dolayarak Türkiye'ye de haksızlık ediyorsunuz. Alparslan, Malazgirt kelimesine dokunmadı. Siz Alparslan'dan daha mı milliyetçisiniz? Rahmetli Orhan Gazi Bursa kelimesine dokunmadı. Orhan Gazi'den daha mı milliyetçisiniz? Gazi Mustafa Kemal Ankara kelimesine dokunmadı. Ankara Latince Ankira'dan geliyor. Gazi Mustafa Kemal'den daha mı milliyetçisiniz?" diye sordu. Bunlar haklı sorular.

Bilmek gerekir, bu halk yıllardır mücadele ediyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, Mezopotamya'nın 'Kızıl Tilki'sine, (Vulpes Vulpes Kurdistanicum) der? Norşin ismine kızanlar Vulpes Vulpes Kurdistanicum ismini değiştiremeyecekleri gibi, aklı selim içerisinde meseleleri değerlendirip, hükümete demokratik acılımlardan dolayı yardımcı olmaları gerektiğine ben inanıyorum. Aksi takdirde, sovyetlerin, yogoslavyanın başına gelenler ülkenin başına ğelebilir. Hükümetin acılım politikası ülkede hepimizin kardeşce birlikte yaşamasını sağlamaktan ibarettir. Tabiidir ki biz Kürtlere ve Türklere çok özveri düşüyor, zafer serhaşı olmamaız gerekir.

Sonuç:

Sayın Erdoğan Hükümeti'nin Kürt Sorunu'nun çözümüne dönük açılımını alkışlıyor ve destekliyoruz. Doğrudur, Kürtler bu ülkenin her karış toprağında bedel ödemiştir. Mustafa Kemal eğer Kürt halkı ile ittifak yapmasıydı bu ülkeyi kuramazdı. Kürtlerin  amacı bu ülkeyi bölmek değildir. Kürtlerin mücadelesi ortak bir vatanda özgürce ve kardeşce yaşamaktır. Dolayısıyla Kürtlerin kardeş bir millet olarak, evrensel kurallara ve modellere göre tarih sahnesine çıkacağı çağımızda artık tartışmasızdır.

Bu yazı toplam 3444 defa okunmuştur
DTP talepleri açıkladı
 // Tuna Merttürk
DTP talepleri açıkladı ve şimdi “açılım” onların zaman ve zemininde ve inisiyatifiyle, gelişiyor... Ve anlaşılıyor ki açılımın bam teli, Atalay’ın deyimiyle “anahtarı”, yeni Anayasa, “Kimlik” meselesi, “Türklüğün” Anayasa’dan ve ortadan kaldırılması!... Bu da aslında, Türkiye’nin bölünmesinin “yol haritası” ve AKP-DTP ortaklığında yürütülen “açılımın” aslını, faslını, maksadını gösteriyor! CHP ve MHP, işte bunun için...
17 Ağustos 2009 Pazartesi 00:44
serekaniye
 // ferhat
İngilizce de toplama bir dildir. latince, amerikanın yerli dilleri, germence, yunanca hatta rusça ve türkçeden kelimeler vardır. ingilizcenin zenginliği de buradan gelir. dil büyüdükçe yeni kelimeler alır. şimdi kürtçenin de çoğu kelimesi farsça diye ona da mı toplama diyelim?...
16 Ağustos 2009 Pazar 11:41
VATANSEVER
 // Şerafettin Sontur
Kürtlerle Türklerin hiçbir sorunu yok.İkiside bu ülkenin birinci sınıf vatandaşı tüm bu kışkırtmalar Ermeni ve Rumlardan kaynaklanıyor.Lütfen artık kendimize gelelim...
16 Ağustos 2009 Pazar 10:37