Ümit Yazıcıoğlu

Başbakan Erdoğan'a önerilerim

02 Kasım 2008 Pazar

Değerli Başbakan Erdoğan,

Bugün ülkemizin bilinçli bir şekilde geri bırakılan en ücra köşesi olan ilimiz Hakkari"ye geldiniz.  Bildiğiniz gibi halkımızın problemleri çok büyük. Eğer hakikaten bu sorunları çözmek istiyorsanız, devlet adamı olarak ellinizi taşın altına sokup risk almanızın zamanı geldiğine inanıyorum. Bu bağlamda aşağıdaki önerilerimi ciddi olarak değerlendirmenizin doğru olacağı kanatindeyim.

Çağdaş demokrasiler, temel hak ve hürriyetleri sağlamayı hedefleyen, çoğulcu ve katılımcı düşünceye dayanan, özgürlük ve hoşgörü ortamında gelişen sistemlerdir. Bu bağlamda ülkemizde devlet idaresinin modernleştirilmesi başkanlık sistemine en kısa süre içerisinde geçiş yapılarak, büyük şehir belediye başkanlıkları birleştirilerek, Bölge belediye başkanlıklarının yine en kısa süre içerisinde yerel yönetimler yasasında yapılacak değişiklikler sonucu kurulması zaruridir kanaatindeyim.

Van"da çok haklı olarak “Biz bir insana hayat vermenin, tüm insanlara hayat vermek olduğuna inananlardanız” dediniz o halde ilk etapta şiddetin durması için, genel bir af çıkarılmalı, bu insanlar sosyal yaşama tekrar kazanılmalı. Bu affın bir yönü hukuki, diğer yönü ise siyasi olmalıdır. Bunun yanında Kürt sorununu çözmek, akan kanı durdurmak için Avni Bey"in de dile getirdiği gibi Abdullah Öcalan'la görüşülmelidir, düşüncesindeyim. Hatta bu konuda benim gibi Kürt sorununu irdeleyen bilim adamları ve Fehmi Koru gibi gazetecilerin Öcalan"la cezaevinde görüşmesine izin verilmelidir, kanaatindeyim.

Yeni anayasa yapılmalı. Kürtlere anayasal güvence verilmeli Ülkemizin'nin hukuk metinlerinde Kürtler'i rahatsız eden bütün başlıklar yeniden yazılmalı. Kürtlerle Türkler etle-tırnak lafı hukuka yansıtılmalıdır. Yapılcak olan anayasal değişiklikler sayesinde ülke içerisindeki bütün kültürlerin, demokratik bir şekilde varlığı ve kendini ifade etmesi anayasal hak olarak garanti altına alınmalıdır. Kürt dili yayın alanında tümüyle serbest bırakılmalı, Kürtçe eğitim olmalı. Üniversitelerde Kurdoloji bölümleri acılmalıdır. Hakkâri Üniversite'si kuruldu, buraya dünyanın her köşesinden gençler koşarak gelse ve burada Kurdoloji eğitimi alsa, aynı zamanda Kürt dili ve edebiyatı eğitimi için, Kürt öğretmen ve eğitmenlerinin yetiştirilmesi gerektiğinden yola çıkarak, bu yönlü kurslar bu Üniversitede verilse, Kürt ve Türk kardeşliğne hizmet eder.

Yıllardır ihmal edilen eğitim ve sağlık hizmetlerindeki sorunların yanında su, kanalizasyon, gecekondu yapılaşması, yağmur suyu drenajı gibi altyapı eksikliği yöremizde çok büyük sorun teşkil etmektedir. İlimizin yeterli derecede atıksu arıtma tesisi bulunmamaktadır. Belediyelerimiz atık sularını direkt olarak akarsulara, derelere deşarj etmektedirler. Bu yüzden derelerimiz, ırmaklarımız, çevremiz hızla kirlenmektedir. Çevremizde dere yatağına yakın olan köylerimiz çoğunlukla atık sularını derelere deşarj etmektedir. Kanalizasyonla yağmur sularının birlikte taşınması ve bunu taşıyacak yeterli altyapının mevcut olmayışı Hakkari"de önemli çevre sorunlarını da beraberinde getirmiştir, getirmektedir. Bu bağlamda  yerel yönetimlere parti farkı gözetmeksizin yeterli kaynak aktarılmalıdır. Dolayısıyla İller Bankası"nın tefecileri geçen para politikasından vazgecilmelidir.

Sayın Başbakan Erdoğan,

Göreve geldiğimizde Türkiye'de 6 bin km duble yolu vardı. Bize dün Van"da buna 5.5 yıl içerisinde 9 bin kilometre duble yol ilave ettiğinizi belirttiniz. Şimdi 6 bin km yol daha yapacağız, diyorsunuz. Doğru da. Bir de bu Karayollarındaki ihalelerdeki yolsuzlukların, rüşvet ve benzeri olayların üzerine gitseniz, bizleri çok memnun edersiniz. Örneğin Erzurum-Tekman-Palandöken  yolu etüt projesine uygun olarak yapılmamaktadır. Devlet bu vesileyle zarara uğratılmakta, taahütçü ve iş verenin durumları tevatür  şüphelere malul olduğu için konu hakkında savcılıkça gerekli suruşturma 2008/9107 sayılı dosya numarasıyla halen Erzurum"da yapılmaktadır. “Bana Ne - Sana Ne" anlayışının var olduğu bir yer, bir "toplum", bir devlet olamaz. Dolayısıyla vatandaş olarak şüpheli konuların araştırılması için sizlere yolsuzluk ihtimali bulunan konuların duyurulması hem biz vatandaşların ve hemde Kamukurumlarının (bu bağlamda Tekman Kaymakamlığının ve Erzurum Valiliğin) görevidir. İnşallah bir müfettiş heyetini Başbakan olarak Tekman"a gönderip bu iddiaları yerinde incelettirirsiniz. Bu vesileylede Karayollarındaki rüşvet dolaplarının ve suistimall iddialarının önüne geçmiş olursunuz.

Kürd ve Türk halklarının savaşla ve kanla değil, barış içerisinde, eşit ve insanca, beraberce mutlu yaşamayı hak ettiğine,  inanıyorum. Her askeri harekâtın siyasi bir hedefi vardır Bu bağlamda 2 Mart 2008 tarihinde Ankara'da yaptığınız bir konuşmada sorunla ilgili olarak "tabii ki bunun sadece askeri boyutu yok Sosyo-ekonomik boyutu var, psikolojik boyutu var, kültürel boyutu var. Bütün yapılması gerekenlerin hepsini yapacağız," açıklamasında bulundunuz. Bu görüşlerinizi praktikte uyğulamaya çalıştığınızda, siyasi acılımlar yapmanızın acil ve zaruri olduğuna inanıyorum.

Etnik, bölgesel ve dinsel ayrımcılığa karşı olduğunuzu herzaman dile getiriyorsunuz "hiç kimse bu milletin kardeşliğini bozmaya kalkmasın. Biz 81 ile aynı gözle bakıyoruz. Başkaları Hakkari'yi Türkiye'nin en ucundaki şehir olarak görebilir, ama biz öyle görmüyoruz, Hakkari, Türkiye'nin kalbindeki bir şehirdir" dediniz, doğru, o zaman lütfen İstanbul'a yaptırdığınız yatırımların 50"de 1"ini de Hakkari"ye yaptırınız.

Bu yazı toplam 17711 defa okunmuştur
Öcalan’a İmralı'da kötü muamele iddiası
 // A. Bozkurt
Hocam, AKP Diyarbakır İl binasında AKP’nin Siyaset Akademisi toplantısı sırasında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Abdurahman Kurt, Abdullah Öcalan’a İmralı'da kötü muamele iddiası üzerine, komisyon olarak inceleme yapmak için İmralı'ya gitme kararı aldıklarını belirterek şunları söyledi:

“Her seçim arafesinde, her kritik dönemde İmralı ile ilgili iddialar spekülasyonlar ortaya atılıyor. Komisyon olarak bu iddialar üzerine durumu tespit etmek için oraya gitmeyi tartıştık ve gitmeye karar verdik. Ancak, komisyonun MHP ve CHP’li üyeleri, sanırım parti genel merkezleri ile yaptıkları görüşmeden sonra gitmekten vazgeçtiler.
O süreçte de Adalet Bakanı'nın konu ile ilgili açıklaması ve Abdullah Öcalan’ın avukatlarına söylediği, ‘Abartıyorlar’ sözlerinden sonra gitmekten vazgeçtik. Oraya gitmenin yararlı olacağını düşündüğümüz için gitmek istiyorduk. Çünkü Avrupa’dan bazı heyetler ve geçmişte önemli mevkilerde bulunan bazı kişilerin İmralı'ya gittiğini ve Öcalan’la görüştüğünü sonradan öğrendik. Onlar gidiyorsa biz niye gitmeyelim.”...
16 Kasım 2008 Pazar 23:32
TABU
 // botan
y.owahaber her ne kadar yerel bir gazete olsada tum turkiye capinda takip edilmektedir. bu, halk olrak biz kurtlerin kardes anadolu halklarina kendimizi ifade etmemiz, 'kuyrugumuzn' olmadigi gercegini egemen burjuvaya hizmet eden, cizgisinin esen politik ruzgarin belirledigi (militarist milliyetci dinci)sistem medyasinin yansittigi gibi olmadigimzi anlatmamiz acisindan cok onemlidir. yanliz goruyorum ki her seferinde kardes oldugumuzu vurguladgmz anadolu insani bizi anlamamakta israrli ya bizm kardeslik anlayisimz farkli ya da bu sadce sistemn bi oyunu; artik salt militarist yontemlerle varligini surduremeyecegni anlayan sistem sozde kalan demoktrat argumanlar kullanmaya basladi. ben bu iki sikkinda ayni derecede etkili oldugunu dusunuyorum. maalesef ki 'kardes halk' bizi ancak bizim 'elit' kesimin hegemonyasini kabul ettgmz oranda kardes goruyor.yani turk olacan ki kardes olasin. biz ne kadar demokrasi, insan temel hak ve hurryetleri desek onlar refleksif olarak vatan millet sistem diyor.sunu anlayin boyle kardesligi degil biz hic bir halk kabul etmez. bu baglamda hocam sayin yaziciogluna degerli dusuncelerinden dolayi tskr eder sayglarimi sunarim...
14 Kasım 2008 Cuma 14:54
bu isyankar davranış nedendir.
 // mehmet can
ben gazetenizi çorumdan takip ediyorum.geri kalmışlık heryerde aynıdır.gezin görün anadolunun ortasındaki bu yerleri.doğudan farkı yoktur.hizmetler eşitolarak köylere ulaştırılamamaktadır.ama yörede yaşayan halk hiçbir zaman devletine isyan etmemiştir.kanunlarına karşı gelmemiştir.bırakalımbu inatlaşmayı.devlette silaha harcayacağı parayı yöre halkının hizmetinde kullanma fırsatı bulabilsin....
11 Kasım 2008 Salı 23:28