İbrahim Genç

Barışa "Tokat" atanlar

11 Aralık 2009 Cuma 17:36

Ülkemizin üzerine yıllardır çöken sis dağılmaya başlarken herkes, “barış” için umut büyütüyor. Sisin içinden bulanık da olsa görülen “barış”ın elinden tutmak isteyenler çoğunlukta; ama “savaş”ın elinden tutanların çığırtkanlıklarının karşısında “barış” yanlılarının sesi cılız kalıyor maalesef.

Sadece bu mu?

Bu topraklarda en büyük ortak çıkar “barış”tır. Bu işten tüm Türkiye halkı kârlı çıkacaktır; çünkü gencecik bedenler toprağa düşmeyecek, linçler yaşanmayacak, silaha yatırılan paranın önü kesilecek, çözümsüzlükten rant sağlayanlar deşifre olacak, devlet adına karanlık işler kolay kolay yapılmayacak…

Yani “şeffaf” bir demokrasi, “huzurlu” bir ülkemiz olacak.

Buna itiraz eden var mı?

İtiraz etmemiz gereken bir şey varsa o da asimilasyondur, ölümdür. Bir tek yaşamın daha kaybedilmemesi için tek bir insanın bile ölmemesi en büyük amaçtır. Bu “amaç”a karşı çıkanlara itiraz edilebilir.

Dünyada sorunlarını çözüp mutlu bir şekilde yaşayan insanlar var. Yaşam standartlarına ulaşmak için çabaladığımız, imrendiğimiz ülkeler var. Ki toprağımızın cennet kokusunu asla veremeyecek olan ülkeler bunlar. Ama oralardaki demokrasi, huzur ve güzel yaşam kafamızı karıştırıyor.

Çekip oralara gitsek mi diye düşünüyor da olabiliriz.

Ama biliyorum, Ortadoğu halkları onurludur. Beklide bu, onların en ayırt edici özelliği. Bu yüzden de esarete, inkara direnme kültürü vardır. Bu topraklardan gitmek yerine, bu topraklara yaşamı getirme amacı vardır. Ama son günlerde yükselen bir şiddet var ve bu da  güzelim topraklarımıza bomba olarak düşüyor ve topraklarımızın cennet kokularının yerine barut kokuları yayılıyor.

Bu barut kokuları arasında nasıl bir sağduyu hakim olacak? Belki de bu barutun kokusundan sersemlemiş bir toplum haline geldik tüm Türkiye olarak. Burnumuza ve gözlerimize sirayet eden bu ağır ve tahrik dolu koku, sağduyulu düşünmemizi engelliyor.

Şimdi diyorum ki Hakkari’den ve İzmir’den; Trabzon’dan ve Urfa’dan bir rüzgar havalansa bir kuş misali ve kanatlarında “barış” olsa… Ve bu rüzgar Ankara’ya ulaşsa…

Bu, barut kokularını dağıtır; baruttan tıkanan burunlar açılır; gözleri baruttan kör olanların gözleri açılır ve her kim konuşursa konuşsun o zaman belki de iyi konuşur, “barış” konuşur.

Buna şiddetle ihtiyacımız var; çünkü Serap da ölmemeliydi, Ceylan da, Aydın da… Ve aynı şekilde Tokat’ta tasvip edilmeyecek bir saldırıda yiten askerler de… Bu ölümlerin son günlerde hemen hemen aynı günde yaşanması bize bir şey anlatmalıdır. Bakın şehit yakınları artık “barış olsun!” diyorlar. Küçücük Serap’ın bedeni toprağa teslim edilirken Serap’ın abisi de başka insanların ölmemesi için sorunun çözülmesi gerektiğini söyledi.

Her ne kadar tam olmasa da süreç Kürtlerin lehine işliyor. Burası Türkiye, her şey bir anda olmaz ki zaten! Sabırla, inançla ve umutla bekleyip diplomatik yollar zorlanmalı. DTP’nin de görevi bu değil mi?

Sonuç olarak Tokat’ta yapılan eylemi PKK üstlendi. Zamanlama itibariyle kesinlikle Kürtlere hizmet etmeyen ve etmeyecek bir saldırı var ortada.

Başbakan Erdoğan, Obama ile görüşüyor, DTP’nin kapatılması ve dışlanması için gerekçeler aranıyor, Kürt illerinde olaylar yaşanıyor…

Ve hiç kimsenin düşünemeyeceği bir zamanda ve de yerde askerlere yönelik bir saldırı oluyor.

Tuhaf değil mi?

Bu yazı toplam 4145 defa okunmuştur
Tokat'ta bu vatanin askerlerine saldirida zamanlama yanlisligi???
 // kardesce yasamak
zamanlama itibariyle Kurtlere hizmet etmeyen bir saldiri demissiniz. Acaba hangi saldiri bugune kadar Kurtlere hizmet etti? Aramizda nefret dogurmaktan baska neye hizmet etti? yaklasik 40.000 insan yasamini kaybetti bu saldirilarda, o insanlarin ailelerinin gozyaslari ; halkimizin hissettigi burukluk bu surecte Kurtlerin lehine degil; aleyhine isliyor. Acaba bunu ne zaman anlayabileceksiniz?...
13 Aralık 2009 Pazar 02:29
evet nasıl barış dilemekse bu
 // barış
nasıl bir barışistemek bu.sadece dille güvercin uçararakmı.bi yandanda yakıp yıkarakmı kimi kandırıyosunuz ya ....
12 Aralık 2009 Cumartesi 11:21
peki bu barış nasıl olacak...
 // diyar
kimsenin savaş istediği yok zaten sayın Genç, herkes sizin hayalini kurduğunuz o Türkiye'de yaşamak ister ama buna izin vermeyen kim acaba.. bu barışın sağlanması için ne gerekiyor.....
11 Aralık 2009 Cuma 21:39