İbrahim Genç

Balıkesir'de Türklerim, Kürtlerim

08 Haziran 2011 Çarşamba 01:41

Ülkemde bin bir çeşit çiçek, farklı iklimler, dağlar, ovalar var; İnsanlar var insanlar… Dilleri farklı, renkleri farklı, dağları ve çiçekleriyle farklı insanlar… Konuştuğumda görüyordum işte gözlerimi yaşartan masumiyetin timsali Anadolu insanlarını… İşte o anda ben bal oluyordum, bin bir çiçekten damlayan özü içerek. Ben Türkiye oluyordum; Alevi olarak, Sünni olarak akıyordum ülkemin bağrına; Kürt oluyordum, Türk oluyordum her karışında ülkemin toprağında; Boşnak, Çerkez, Arnavut oluyordum kendimi en yalnız hissettiğim göç hikayelerinde…

Allah’ın kudretinin delilleri olan bütün bu farklılıkları yok etmeye çalışmak neden? Sevmek varken; yürek devletini inşa etmek varken bunca bencillik neden? Herkesin hakkının verilebildiği ve eşit yaşayabildiği bir ülkede yaşama hayali, insanların en temel haklarının inkar edilmesi ve dillerinin asimile edilmesiyle huzursuzlukların doğmasından daha mı kötü? Paylaştıkça zenginleşirken ruhumuz, bencilce duygularla insanlığımızı çoraklaştırmak neye yarar? Size mevki mi getirir, egolarınız mı tatmin olur, ülke mi büyür? Ah bilmiyorsunuz ya da anlamak istemiyorsunuz ki hiçbir şey insan onurundan daha önemli değil. İnsan gelmeli ki vatan denen konuşmaz, anlamaz, gülmez toprak parçasından önce; o vatanın bir ruhu ve vicdanı olsun. İşte bu yüzden yurtsever olunmalı; çünkü yurtsever tek bir çiçeği sevmez, bilakis toprağında yetişen her çiçeği sever ve korur.

Bu satırları bana Balıkesir yazdırıyor. Sitemimdir bu… Nefretin ve kinin fotoğraflarını gördüm. Oysa ne tatlı bir şehirdir Balıkesir! Yüreği çoraklaşmamış samimi dostlarım var Balıkesir’de. Askerliğimi de bu kentte yaptım. Beni hiç yalnız da bırakmadılar, sağ olsunlar! Yüreği merhamet denizi Yaşar abi ve kızı dostum Elif, meslektaşım Serkan, kaygıları ve masumiyetiyle sevimli Emine, cool Tülay, geleceğin bilim insanı Ümmühan… Ama caddelerde yürürken birden karşınıza çıkan bazı seçim afişleri insanlıktan nasibini almışları üzüyor. Şaşırıyor insan, yadırgıyor insan. Ben de tam 16 Mayıs itibariyle dolaşırken Balıkesir’de, Serap Yeşiltuna’nın seçim afişlerine rastlamıştım. Pürüzsüz bir yüzde güzel gözler… Ama afişi okuyunca dedim ki “Heyhat, bu güzel yüz güzelliğini sadece bir görüntüden mi alıyor? Yok mu Allah’ım bu güzel yüzün ardında bir ‘Sen’ korkusu, bir vicdan?

Konuşmadı afişteki güzel yüz, öylece baktı! Yüreğimde kopan bu sitem (öfkelenmedim gerçekten) fırtınasıyla düşüncelere daldım ben de. Oradan İzmir’e geçtim ama sürekli aklımda Serap Yeşiltuna vardı. Ah olamazdı, böyle bir bayanın yüreğinden merhamet ve vicdan sönemezdi! Tanımalıydım onu bir an önce. İzmir’de ilk işim onu araştırmak oldu. Tabi onu tanıdıkça hayal kırıklılığım arttı. Afişte “Kürt” sözcüğü yoktu ama dolaylı olarak Kürtleri kastettiği aşikardı. Çünkü Serap Hanım, Allah’ın vermiş olduğu güzel beyni Türk halkını Kürtlere düşman etmek yolunda kullanıyordu.

DÜNYANIN HİÇBİR SERAP’I IRKÇI OLMAMALI

Serap Yeşiltuna, Kürtlere yönelik ırkçı çalışmalarıyla dikkat çeken Türk Solu kaynaklı Ulusal Parti’nin Genel Sekreter Yardımcısı. Şimdi de Balıkesir bağımsız milletvekili adayı. Kitabında “Bir Türk için atasının kim olduğu bellidir. Türklerin kökeni, yurdu, tarihi, kişilikleri bellidir. Aynı şey Araplar için de bellidir, Farslar için de… Oysa Kürtlerin atası belli değildir. Atasız olmak mümkün değildir aslında. Fakat sorun şudur ki Kürtler kendi atalarının kim olduğunu hâlâ bilmemektedir. Adeta babasını arayan birer çocuk gibidirler.” diyen Gökçe Fırat’ın yoldaşı. Serap Hanım seçim afişlerinde “Türkiye Türklerindir, Balıkesir Balıkesirlilerindir” diyor. Acayip bir önerme! “Şu şununsa bu bunundur” kısırdöngüsü…

Kişisel web sitesine giriyorsun. Yine aynı ezber ifadeler: “Kürt sorunu yok, Kürt istilası var”. Sitede “istila filmi” adlı bir video da var. Videoda neler yok ki? Türk Türk’ten alışverişini yapmalı, Kürt dizisi izlenmemeli, Kürt şarkı çalan yerlere girilmemeli, Kürt mutfağından uzak durulmalı (Kürt mutfağı çok tehlikeli olarak görülüyor), Türkler üremeli gibi çağdışı ilkel daha nice şeyler…  Serap Hanım’ın yazıları da var sitede. Mesela diyor “Kim korksun? Türkler mi Kürtler mi?” Sonra devam ediyor “Bir dönem Ermenileri ve Rumları üzerimize salmaya çalıştılar, ters tepti. Olan o zavallılara oldu”. Ve yazının sonunda kimin korkması gerektiğini “Korkun bizden” diyerek ifade ediyor.

Aslına bakıldığında da Boğaziçi Üniversitesinde Siyaset Bilimi ve Uluslar arası İlişkiler alanında iyi eğitim almış bir bayan. Ki aldığı eğitim de Avrupa Birliği, uluslararası ilişkiler kuramları, göç ve vatandaşlık, dış politika, politik ekonomi, demokratikleşme, insan hakları, eşitlik ve sosyal adalet, toplumsal cinsiyet ve kimlik politikaları ile ilgili. Boğaziçili çok arkadaşım oldu, hepsi evrensel değerleri özümsemiş demokrat insanlardı. Tabi YÖK’ün evrensel değerlerden ve bilimden uzak yasasının nasıl beyinler yetiştirdiği tartışılır.

Bu çok araştıran ve bilgili bayan (!) Kürtçenin gramerinin ve edebiyatının olmadığını dile getiriyor, Kürtçe bir dilin olmadığını söylüyor. Radikal’den Pınar Öğünç “Kürt bir Serap Yeşiltuna’nın nasıl olacağı” sorusuna hemen “Ne mutlu Türküm diyene” derdim diyor ve en iyi Kürt’ün de ana dilini istemeyen, kendini Türk sayacak kişiler olduğu anlamında şeyler söylüyor. Tabi Pınar Öğünç, kendisinin de bir bayan olmasının inceliğiyle bir bayanın böyle nasıl taş kalpli olacağına pek şaşırıyor haklı olarak.

EMPATİ KURMAK VE SEVMEK ÇOK MU ZOR?

Serap Hanım, anladığım kadarıyla siz de göçmensiniz. Dedeniz Rus zulmünden Bulgaristan’dan kaçıp gelmişler Anadolu’muza, başımız gözümüz üzeresiniz. Zamanında Bulgaristan’daki Türklere yapılan ırkçılık ile sizin yaptığınız sizce benzeşmiyor mu? Orada Türkçeyi yasakladılar, Türkçe isimleri değiştirdiler, “Bulgaristan Bulgarlarındır” dediler. Hala da bu ilkel sloganı kullanıp Bulgaristan Türklerine ayrımcılık yapan ATAKA gibi partiler, Siderov gibi siyasetçiler de var.

Serap Hanım, Hollandalı bir siyasetçi var. PVV adlı ırkçı bir partinin lideri, adı Geert Wilders. Bu adam İslam’a, Müslümanlara, göçmenlere düşman kesilmiş durumda. Elinden gelse herkesi Hollanda’dan kovacak. Yani sizin “Balıkesir Balıkesirlilerindir” dediğiniz gibi bu adam da “Hollanda Felemenklerindir” diyor. Siz derdinizin Kürtlerle değil, PKK ile olduğunu söylüyorsunuz. Wilders de size benzer şekilde “Derdim Müslümanlarla değil, İslam’a karşıyım” diyor. Wilders Başbakan olduğunda Hollanda’da yaşayan Türklerin bir suç işlediğinde pasaportlarının iptal edileceğini söylüyor Serap Hanım. Ne kadar ilkel değil mi? Zaten Hollandalı siyaset bilimi üzerine okuyan arkadaşım Lucienne de Wilders’e genellikle cahil ve ilkel insanların oy verdiğini söylüyordu.

Peki siz Ahıskalı Türklerini bilir misiniz? Sürekli sürgün yaşayan çilekeş Ahıskalıları… 1989’da Fergana olaylarında Özbekler tarafından nasıl dışlandıklarını, dünyanın her yerine nasıl savrulduklarını… Rusya’nın Krasnador bölgesine yerleşen Ahıska Türklerine yönelik ırkçı saldırıları bilir misiniz? Onlar da “Krasnador Krasnadorlularındır” diyorlardı herhalde. Nasıl ki siz Batı şehirlerine yerleşmiş Kürtleri potansiyel suçlu olarak görüyorsanız, Krasnador yerlileri de Ahıskalı Türkleri “uyuşturucu kaçakçılığı ve kirli işler yapmakla” itham ediyorlardı. Onlar da Krasnador’un “Küçük bir Türkiye olması”ndan korktuklarını dile getirip sizin “Kürt istilası” var ifadenize nazire yaparcasına “Türk istilası” diye düşünüyorlardı sanırım.

Kökü bu topraklarda olmayanların, göçle gelenlerin neden daha çok milliyetçi olduklarını sorgulamak lazım. Ki karşılaştığım birçok göçmene kalırsa “Kürtlere bir devlet kurulmalı ve Batı’daki Kürtler buraya sürülmeli”. Bunu daha geçenlerde yine göçmen bir kız arkadaşım dile getiriyordu. Kürtler hiçbir şekilde devlet istemezken, Türk halkıyla birlikte yaşamaktan yanayken birileri ısrarla Kürtlere devlet kurmak peşinde. Amaç belli: kurulacak bir Kürt devletinden sonra Batı’daki Kürtleri buraya kovmak ve Kürtlerden boşalacak yerlerde daha rahat yaşama özlemi. Ama Allah’a şükür ki her şeye rağmen, bu tür elit burjuva kesimin sırf kendi rahatları için Türkleri ve Kürtleri birbirine düşman etme emellerine rağmen Anadolu’nun ve Mezopotamya’nın bu iki halkı birlikte yaşamaktan yana.

Gelin birlikte haykıralım Serap Hanım: Yaşasın Türkler, yaşasın Kürtler, yaşasın Türk ve Kürt kardeşliği, yaşasın ülkemin tüm dilleri ve milletleri, yaşasın Türkiye!

Bu yazı toplam 12177 defa okunmuştur
AĞZINA SAĞLIK
 // 1000 göllü zaza
senin ağzına yüreğine sağlık .Acaba senin gibi düşünen kaç tane aklı selim insan var bu ülkede.Gerçekten çok güzel bir çalışma.Sizi tebrik ediyorum....
08 Haziran 2011 Çarşamba 20:26
,,,,
 // simko56
ya bu serap kim biliyormusunuz balıkesirde eski bi .. her kes tanır şimdi mhp yöneticileriyle ..falan siz düşünün.böylelerini kaale almak bile hata....
08 Haziran 2011 Çarşamba 18:58
zozan
 // gewerli
bende bir kadınım bir kelebegin 7 günden 1 saat eksik yaşaması bile beni çok incitiyor. bir kadın anaçtır hünerlidir bereketlidir özverilidir üretken çözümden yanadır. bu son zamanlarda acaba nasıl gündeme gelirim düşüncesiyle oturup kendilerine göre ilkel yöntemler bulan kadın tipleri bunlar. cok degil kısa süre önce evlilik danışmanı oldugunu idda eden bir bayan çok eşlilik yasal olsun dedi ve tartışılda ama ben şimdi adını bile hatırlamıyorum ki o kadar kızmıştım kendisine. bayan serap'ı da unuturuz çok degil bir hafta belki o da en fazla .bu arada kadın olmakla bayan olmak farklı şeyler bir insan fiziki özelllikleriyle bir cinsin degerlerini tasımayabilir. bayanın eitimlii oldugunun altı çizilmiş kişisel egitim nerede?...
08 Haziran 2011 Çarşamba 18:06