İbrahim Genç

Bakan Avcı’nın Kürtçe alerjisi

11 Kasım 2013 Pazartesi 13:52

Türkiye’de eğitim hiçbir zaman pedagojik olarak ele alınmadığı için en sorunlu alanlardan biri daima eğitim olmuştur. Çünkü eğitim, son bir asırdır adeta iktidarların marangoz atölyelerine dönmüş ve bu atölyeler de beyinlerin iktidara sadık köleler haline gelmesi için çalışmıştır. Öyle ki bugün Türkiye’de istikrarlı olmayan tek bakanlık milli eğitim bakanlığıdır. Çünkü çerçevesi “milli” ideolojiyle çizilmiş yapının kontrol çeperleri, bilimsel bir yaklaşımı reddettiği için her defasında başarısızlığa neden olan uygulamalara imza atmıştır. Son 10 yılda Hüseyin Çelik’in yaptığını Nimet Baş yıkmış, Nimet Baş’ın yaptığını Ömer Dinçer ortadan kaldırmış ve son olarak Nabi Avcı, pedagojik bir düşünüşe sahip olması gerekirken “Ben bilmem Başbakan’ım bilir” noktasına gelmiştir.

Bu sebepledir ki Kürtçe öğretmenleri, en üst perdeden ve birçok insanın şahitliğinde kendilerine verilen sözlere rağmen mağdur edilmişlerdir. Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’ın “söz”ü ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın “müjde”si havada kalmış, bırakın Kürtçe öğretmenlerinin atanmasını, Kürtçe dersi fiilen seçtirilmemiştir. Bu adamlar ki kendilerine muhafazakar-dindar diyorlar. Peki neyinize güvensin Kürtler? Kendi projeniz olan seçmeli Kürtçe dersi konusunda bile samimiyetsiz davrandınız. Siz dindarsanız ve bu yalanların, kandırmacaların içindeyseniz ortada ciddi bir çelişki var demektir. Peygamber Efendimiz, “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!” ayeti beni yaşlandırdı diyor. Ki Müslüman’ı da elinden ve dilinden emin olunan kişi olarak tanımlar. Söyler misiniz, Kürtlere pazarlayabileceğiniz başka bir değeriniz kaldı mı?

Kürtçe öğretmenlerine yapılan haksızlık, Hükümet’in Kürtçeye olan alerjisini açıkça ortaya koymaktadır. Canları istediğinde inandıkları ideoloji doğrultusunda ek atamalar yapıp binlerce öğretmen alabilen Hükümet, hem barışa katkı sunacak hem de samimiyetini gösterecek bir atamayı Kürtçe öğretmenleri söz konusu olunca neden yapmıyor? Gerekçe Maliye Bakanlığı mı? Mesele bir avuç Kürtçe öğretmeninin ataması olunca Başbakan Erdoğan’ın pek övdüğü Türkiye’nin ekonomisi çökme tehlikesi mi yaşayacak yoksa? Yoksa Kürtçe öğretmenlerinin atanmasının tek nedeni, Maliye’nin başında bulunan Kürt Mehmet Şimşek mi? Kürtlerle ilgili türlü oyunlar dönebilir zihinlerinizde, Kürtçenin okullarda verilmesinin çocuklarının ulusal bilincini geliştireceğinden korkabilirsiniz; ama bir söz verdiniz bu insanlara, bari sırf sözünüzü tutmak için bu mağduriyeti gideriniz.

İletişim olanaklarının geliştiği bu çağda ne yalanları ne de çelişkileri gizleyebilirsiniz. Net olunuz. Eğer koskoca Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın bir dediği diğerini tutmuyorsa bu eğitim sisteminde dürüst öğrenciler yetişmez. Nabi Avcı ki daha geçen ay bir programda ( sanırım Cine 5’teydi) Kürtçe dersini 28 bin kişinin seçtiğini söylemişti. Geçenlerde de Genel Kurul’da BDP’lilerin soruları üzerine Kürtçe dersini 18 bin kişinin seçtiğini söyleyerek çelişkisini ortaya koydu. İşin ilginç tarafı, bu rakamları verdiği her defasında da birçok ilden daha istatistiklerin belirlenmediği haberini bizzat alıyordum. Bu rakamlar, geçen yılla karşılaştırıldığında büyük bir tutarsızlık gösteriyor ki Avcı’nın sürekli kendisiyle çelişmesi, rakamların çarptırıldığını açıkça gösteriyor. Oysa bu yıl, dersin seçilmesi konusunda bir boykotun olmaması ve geçen yıldan farklı olarak dersin hem 5 hem de 6. sınıflarda seçilmesinden dolayı rakamın çok daha fazla olması bekleniyordu.

Ki seçilmediyse de burada tartışılması gereken nokta, çocukların yerine Kur’an-ı Kerim ve Siyer-i Nebi derslerini seçip söz konusu Kürtçe olunca dersi çocuklardan saklayan okul yöneticileridir. Bir araştırma yapılırsa herkesin tanık olduğu yüzlerce olay tespit edilebilir. Kimi okul müdürlerinin “Kürtçeyi seçmeyin, öğretmen yok” dediği, kiminin “Kürtçeyi seçmeyin, derslik yok” dediği ve kiminin de “İlk iki dersin seçin, diğerleri gereksiz” dediği yolundaki şikayetler bana geliyor. Eğer eğitim, pedagojik açıdan ele alınacaksa ve Türkiye’deki hassas noktalar önemseniyorsa bir genelgeyle Kürtçe dersinin seçimi, istatistiklerin çıkarılması konusunda bir çalışma yapılabilirdi. Şimdi de Avcı, dersi kaç kişi seçmiş olursa olsun bu talebe en azından öğretmen atamak yerine Kürtçe seçmeli derslere ücretli öğretmenlerin gireceğini söylüyor. Bütün bunlar, Hükümet’in ne kadar samimiyetsiz olduğunu ve varlığını emek sömürüsü üzerinden koruduğunu gösteren başlıca işaretlerdir.

Şu an atanmayı bekleyen ve kendisine bu söz verilen 500 Kürtçe öğretmeni dururken Bakan Avcı “Kürtçe dersini okutabilecek kadrolu öğretmenimiz çok çok az. Büyük çoğunluk olarak seçmeli Kürtçe derslerinde ücretli öğretmenleri görevlendiriyoruz.” diyor. Kürtçe öğretmenlerinin az olması atanmaları için bir engel mi? Bu nasıl bir mantık yürütme Allah’ım? Ücretli öğretmenlikle insanları sömüreceğinize o az dediğiniz sayıyı atasanıza… Zor mu geliyor o çok sağlam ekonominize?

Tekrar söylüyorum; Artuklu Üniversitesinde Kürtçe Öğretmenliği için eğitim alan 500 kişi sizin “atanma” ve “Formasyon” sözünüze güvenerek okudular. Tabii bu 500 kişinin dışında çeşitli üniversitelerde 400 kişi daha mezun oldu. Siz her platformda söz verdiniz. Sözünüze güvenen bu insanlar da çeşitli zahmetlere katlanıp okudular ve mezun olup atanma umuduyla bir gelişme beklediler. İnsanların artık yalanları ve çelişkileri kaldıracak güçleri kalmadı. Söz verdiyseniz sözünüzün eri olun ki bir başka icraatınıza inanacak bir nedenimiz olsun.

Bu yazı toplam 7254 defa okunmuştur
suya yazı yazmak
 // ömerli
Yorum eklemek için bile TÜRKÇE karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır .
Türk harflerinin kabulüne dair kanunda 1928 yılından beri bir değişiklik yapılmamıştır.
Atanacak kürtçe öğretmenleri ne öğretecekler, hangi alfbeyi kullanacaklar, bu konuda televizyonda yapılan - paket -açıklaması dışında bir yasal düzenleme var mı?
Her şey suya yazılan yazı. Bir süre sonra "ben böyle demedim" denecektir.
Hele Şıwan Perver ile ibo bir düet yapsınlar bir keyfimiz gelsin de gerisi allah kerim...
12 Kasım 2013 Salı 16:34
Süreç devam ediyor
 // Elih
Ya bugüne kadar kürtler ne zaman aldatılmamış onu söyleyin ta Lozan'dan beri aynı aldatmacalar. Bence adamlar çok akıllı bu süreçle birlikte kürtlerin liderinide sorgular hale getirecekler ve ondan sonra çil yavrusu gibi dağılan kürtleri kontrol et......
12 Kasım 2013 Salı 11:42