Ümit Yazıcıoğlu

Avrupalı gözüyle Şemdinli olayları

2005-11-19 18:08:46
Başbakan Erdoğan, Diyarbakır'da yaptığı bir konuşmada, "Kürt sorunu ne olacak diyenlere diyorum ki bu ülkenin başbakanı olarak o sorun herkesten önce benim sorunumdur. Biz büyük bir devletiz ve millet olarak bu ülkeyi kuranların bize miras bıraktığı temel prensipler ve cumhuriyet ilkesi, Anayasal düzen dahilinde her sorunu, daha çok demokrasi, daha çok vatandaşlık hukuku, daha çok refahla çözeceğiz. Bu anlayışla çözüyoruz ve çözeceğiz“ dedi.

İşte Başbakanın
bu konuşmasını kabüllenemeyen bazi güçler  takriben üç ay sonra Semdinli’de devreye girdi. Düşünün, masum insanların bulunduğu bir kitabevine el bombası atmışlar. Oysa ortalama bir insan, savaşta yüzünü gördüğü düşmanı´nın üzerine değil el bombası atmak, ateş bile edemiyor. Süleyman Demirel Şemdinli, Yüksekova ve  Hakkarideki olaylari,  “Ufak bir zorlukla karşılaşınca sivil devlet devreden çıkıyor, derin devlet devreye giriyor” cümlesiyle aciklamaya calisti. Yaşanan olaylarda 150´ye yakın insan yaralandı ve 5 kişi öldü. Bu olaylar silahlı, bombalı şiddet eylemlerinin hangi güçlere hizmet ettiğini ve ne kadar vahim sonuçlar doğurabileceğini bir kez daha ortaya koyuyor Halkımızın mutlu bir geleceğe kavuşması için bir şeyler yapmaya uğraşırken yine kaos ve göz yaşı ortamına  sürüklendik.

Halen "Türkiye'de, önemli reformlar yapılmasına karşın, insan hakları ihlalleri devam ediyor. İfade özgürlüğünün önünde engeller var. Kadınlara karşı işlenen suçlar hala yaygın. Azınlıklar ayrımcılığa uğruyor. Türkiye, modern, ekonomik açıdan kalkınmış bir demokrasiye dönüşmek için çok büyük çaba harcama sözü Avrupa Birligine verdigi halde, bu sözünü praktikte herne hikmetse yerine getiremiyor. Acaba bu gidişle Türkiye Avrupa Ortak Topluluguna girebilirmi? Ç
ok zor. Zira "Derin devlet temizliği" şart.

Gazeteci Yazar Erkan Çapraz hakli olarak soruyor, “Her şeyin faili meçhul olduğu bir dünyada Yüksekova’yı kim savunur? Kim verir o canların hesabını? Kim çeker sonrasında doğacak eziyetin vebalini?” Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Şemdinli'de başlayan, son olarak Yüksekova ve Hakkari'ye sıçrayan olayların ardından Güneydoğu'ya "yatıştırma" ziyareti gerçekleştirmeyi planlıyor olamasi, veya bu gezinin gerceklesmesi Şemdinli, Yüksekova ve  Hakkarideki olaylarin acisini durdururmu? Hayir durdurmaz, cünkü ilkönce Yöre Halkina güven gelmesi için hükümet bölgede görev yapan  bazı kamu görevlilerini açığa almalıydı. Vali, kaymakam, jandarma alay komutanı, ilçedeki diğer kamu otoriteleri soruşturmanın sonuna kadar açığa alınmalıydı. Suçlu oldukları için değil; her koşulda sorumlu oldukları için ve halka güven gelmesi, “Biz Hükümet olarak kararlıyız” mesajı için bu önemliydi. Hükümet bu refleksi gösteremedi. Bu nedenlede Bende Bügün Berlinde davet edildigim Halde Sayin Dr. Abdullah Gül´ün şerefine Hilton Oteli’nde verilen öğle yemegini gitmedim, çünkü halkımız Şemdinan’da, Hakkari’de, Yüksekova’da yas tutarken, benim Hilton’da yemek yemem dogru olmazdi.

Şemdinli, Yüksekova ve Hakkari üçgeninde olup biten kışkırtmalar hükümete ve yöre halkina yöneliktir. Hükümet kararlı adım atamazsa arkası gelecektir. Hükümetin bu olayı klasik devlet tedbirleriyle ve derinleşmiş yargı mekanizmasıyla çözemeyeceği ortadadır. Bu nedenle farklı yaklaşımlar getirmeyi, mesela tarfsiz bilima damlarinin da bilimsel arastirmalarla destekleyebilecegi özel savcılık gibi kurumlar oluşturmayı bir an önce düşünse iyi olacaktır.

Bunun yaninda Kürt sorununun şiddetle çözülemeyeceğini herkes anlamali artik.
Değerli büyüğüm Sayın Abdulmelik Fırat ve onun gibi düşünen  Kürt Aydınları,  Türkiye’nin AB üyeliğinin sorunlara daha kolay çözülebileceği bir zemin sunacağına inanıyor, çünkü  AB içinde bir Türkiye, AB dışındaki bir Türkiye’den iyidir görüşü benımsenmekte, bu bağlamda  Kürt sorununun  çözüleceğine inanılmakta,  işkencenin ve diğer zalimane, insanlıkdışı veya onurkırıcı muamele veya cezalandırmanın etkin araştırması ve dökümantasyonu´nun  yapılması gerektigi vurgulanmaktadır. İtalyan parlamenter Francesco Enrico Speroni de,  'Türkiye'nin değişmediğini, insan ve azınlık haklarını hala ihlal ettiğini' ileri sürmektedir. Bu vesile ile  Türkiye’de  olumlu adımlar atıldı mı sorusunun yanıtına,  Avrupalılar Türkiye’den ve Türkiyeli bilim adamlarından, cevap arayacaktır.

Saygılarımla
Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu
Bu yazı toplam 1367 defa okunmuştur