Ümit Yazıcıoğlu

Av. Faik Abik Bucak

2006-07-09 01:07:37

Av. Faik Abik Bucak, resmî nüfus kaydına göre 1919 yılında Urfa ili Siverek ilçesine bağlı Hadro köyünde dünyaya geldi.  Anadili olan Kürtçe’nin Dimilkî lehçesi ile büyüdü, ilk ve ortaöğrenimini Siverek ilçesinde, liseyi ise Diyarbakır'da başarıyla bitirdikten sonra, 1939 yılında Yükseköğrenim için İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kayıt yaptırdı. 1947 de yükseköğrenimini başarıyla tamamladıktan sonra hakim olarak görev yapmaya başlar.

1949' yılının son aylarında Hakim Faik Bucak'ın tayini Sivas'ın Gürün ilçesine çıkar. Faik Bucak, arazi davalarında haklı olan davacı Kürtlerin lehinde kararlar verir. Oğlu Serhat Bucak´in 52 yıl aradan sonra anlattığına göre Halk babasını Gürün’de haklı olarak Kürt Hakim veya Kürt yanlısı hakim olarak değerlendirirmiş. Nedenini de Serhat Bucaktan bir alıntıyla anlatmaya çalışacağım.

"Gürün'de babam hakimken Sarızlı Kürtler, Gürün köylerine ait toprakları işgal ediyorlar. Ve o zaman babam beni adliyeye götürürdü. Beraber mahkemeye çıkardık babamla. Babamın yanına otururdum. Fakat o gün beni dışarı çıkardı. Ben seneler sonra öğrendim. Şimdi Özge Yayınları'nın sahibi Mehmet Bayrak var. o­nun babası da dahil olmak üzere onun ailesinden Sarız'ın Kürtleri toprak işgali yapıyorlar. Babam o­nların ifadesini alıyor. onlara "Kürtsünüz değil mi" diyor. "Evet" diyorlar. o­nların lehine karar veriyor. Gürünlüler Türkmüş.Bana bunu ilk defa rahmetli Deniz Gezmiş, üniversitede anlattı. Babam hakimlik yaparken Deniz'in babası Cemil hoca da öğretmendi Gürün'de. Benim kız kardeşimi okutuyordu. Deniz bir gün gelip dedi ki, 'Senin baban ilk defa toprak işgal eden köylüleri tahliye etmiş, serbest bırakmış. Sen biliyor musun'. Ben gittim anneme sordum. Annem bana anlattı. Sonra Mehmet Bayrak'ın babasını seneler sonra Ankara'da gördüm. O bana olayı anlattı."

Daha sonra Siyasi nedenlerle 1956'da  Hakimlikten istifa etmek zaruriyetinde olduğunu fark eden Faik Bucak. Dolayısıyla Avukatlık görevine memleketi Urfa’da başlar.

Av. Faik Abik Bucak aynı zamanda 1939 yılından başlayarak fiili siyasetin içinde bulunarak Kürt siyasi sorunuyla yakınen ilgilenir. 1946 yılından itibaren Güney Batı Kürdistan'da yaşayan Kürt aydınlarıyla ilişki sağlar. Kördüğüm olmuş Kürt halkının sorunlarına Avukat olarak savunmalarıyla çözüm bulmaya çalışır. Onun hukuki savunmalarından ve siyasi çalışmalarından korkan ve onun başarısını çekemeyen karanlık güç ve düşmanları tarafından kendisine karşı özel bir tim tarafından "4 Temmuz 1966'da saat 10 sıralarında Urfa'nın Karaköprü mevkiinde suikast düzenlenir. Arabada iki oğlu ve amcasının oğlu olmasına rağmen, katiller sadece kendisini hedef alır. Ağır yaralanan  Av. Faik Abik Bucak 5 Temmuz 1966 tarihinde şehit düşer.
Toprağı bol, mekanı cennet olsun.

GAZIN JI XWEDE
     
Ne nane, ne dane, ne şîv û taşté
Ho rebîyo! Ev qas derd û bela jı ku té
Dewlemendî lı me gırt édın em bûne xezan
Hış seré me da nema, belé, mane géj û nezan
Çavan jî bıgre bıla rohnayî bıbe zulmet
Çı bıkım pışka derd û ğama para me ket
Ma nıfır lıme bûye kes pîgar nabe mera
Heval sılav nadın pırs nakın bav û bıra
Ré lı ber me wunda bû nızanım kuda bıçım
Rebî! Tîna bıecîm sekınîne lı ber Çem.
FAİK BUCAK

*Fotograf  Av. Faik Abik Bucakin  Seyh Selahaddin Firat ve Seyh Aliriza Firatla ile birlikte Sivas sürgününde cektirmis oldugu anısını hatrlatır. 05.06.2006 Berlin

Bu yazı toplam 23141 defa okunmuştur
aile dostu
 // ali terkoğlu
insanlara yardımı sevedı vaka dogru yaralı olarak urfa devlet hastenewsine babam mehmet terkoğlu apo vefatına kadar başındaydı baş hhekim abdulkadir ergunda aile dostumuzdu oda çok üzgündü ama kader svincimiz ise serhat ın kurtulmasıydı büyük insandı onu hep rahmet le aniyoyoruz...
04 Ekim 2010 Pazartesi 23:30
Şirin Türkçesi
 // Şerwan
Değerli Hocam Meruhum Av Faik Aiık Bucakın yazmışolduğu GAZIN JI XWEDE isimli şirin türkçesi. Ne ekmek, ne tane, ne akşam ve sabah aşı Hey Tanrı! Bu kadar derd ü bela nereden Zenginliği bize kapadın, bize fakirlik kaldı Başımızda akıl kalmadı, Hepimiz sersem ve bilgisiz kaldık. Bari gözlerimizi de kapa, aydınlık da karanlık olsun Ne yapalım dert ve gam hissemize düştü Bize beddua mı edilmiş? Kimse elimizden tutmuyor Arkadaşlar selam vermiyor, babalar, kardeşler sormuyor Yolumuzu kaybettik, bilmiyorum nereye gidelim? Tanrı! Susuzluktan çatladım nehrin önünü tutmuşlar. Faik Bucak ...