İrfan Sarı

Asırlık sancı

10 Mart 2012 Cumartesi 19:24

Labirent gibi bir yoldan anayasa yapımına giderken gazetemizin haber muhabirleri 21 yüzyıl Hakkari’sinde bir hasta nakil tekniğine daha tanıklık ediyor.

Yani asırlar öncesi ilkel metotların bu gün kullanılıyor olmasına bakıyorum da bu ülkenin yurttaşı olmanın zorluklarından birine daha kesişiyor yolum.

Hani biz sosyal hukuk devleti sayıldığımız için yurttaş saygınlığımız da o kadar önem taşıyor. Kürt olmayı bir kenara bırakıyorum yani diğer aidiyetleri de bir kenara atıyorum. Bu ülkede yurttaşa verilen önem payesini düşünüyorum.

Dünyaya kafa tutan bir başbakanı var bu ülkenin.

Ama kafasını bir türlü bu noktalara çevirmiyor, iki gözüyle bakmıyor.

Denilecek ki bu ülkede banklarda uyuyup ölen kimsesizler var, merdiven altlarında hayatı tükenen insanlar, hastane köşelerinde bakımsızlıktan ölen çok ünlü insanlar var.

Evet, bir sürü var. Var!

İşte bir sürü varlardan bir tanesi de budur. Kızak sırtında hastaneye ulaşabilmek, bir seçimde miting hazırlığına verilen parayla o yolu karda kışta kapanan 50 köye dozer, loder, greyder, ambulans, kızak ambulans alınabilinecekken gözden bile geçirilemiyor.

Neden gözden geçirilsin ki. O yurttaş tas tamam çantada keklik hesabına tabi tutulur erk tarafından. O yurttaş gider yerine gelen de onun gibi kaderine razı olacaktır. Onun kaderini tanrı değil devlet yazar işte böyle…

Kaderi kurşun kalemle yazılanların hikâyesi silik olur. Görünmez.

Muhtemelen asırlardır çekilen bu acı öyküde silik olduğu için görülmeyecektir. Ona buna, oraya buraya sataşan bir devlet adamımız var yani bir başbakanımız var. Ama ona buna yardım eden, oraya buraya projeler uygulayacak bir başbakanımız da var. Fakat her ne hikmetse kendi yurttaşına taş gibi bir kader bırakır. Taş gibi bir kadere mahkûm eder.

Kızak sırtında şehre indirilen bir kadındı, bir anaydı; yani başbakanın söz ettiği analardandı, yani ayaklarının altı öpülecek olan kadınlardan biriydi.

Sancısı vardı. Sızısı vardı.

Sabah erken uyanır namazını kılar, hayvanlarını besler, çocuklarına kahvaltı sofrası kurar, yine namazını kılar, yine namazını kılar saçının bir teli bile nikâhlısının dışında kimselerce görünmeyen bir kadındı.

Şehre, hastaneye kızak sırtında gitti.

Sancıları asırlardır devam ediyor.

Başbakan’ın sakosunun parasıyla o köyün yolu açılırdı oysa.

Diyeceksiniz ki köy yollarını da mı o açsın. Her şeyi devletten beklemeyin diyeceksiniz.

Diyeceksiniz ki siz sadece ağlıyorsunuz, yakınıyorsunuz, bir şey yapmıyorsunuz.

Evet haklısınız!

Çünkü bu devlete vergi veren de biziz, bu devletin kışlalarında ömrünün en güzel yıllarında askerlik yapan da biziz. Devletin yollarını da yapan biziz.

Devletin devlet babalarını da yaratan biziz.

Şimdi biz yakınmayalım da soğuk kış günlerinde sancıyla kıvranıp ölelim mi? Soğuk kış günlerinde yanalım mı?

Yok, yok bu böyle olmaz.

Biri gelip görmeli, bir elini vicdanına koyup bu kuyudan suyu çekmeli.

Biri işte! Kim olacaksa olsun.

Ama doğruyu bilmeli ve doğruyu görmeli. Öğretmen, muhtar, imam, kaymakam, vali, paşa, er, erbaş, biri görmeli ve söylemeli vicdanlıca.

isari2.jpg

Bakın bu fotoğrafa!

Bir bakın!

O ana (kadın) kızağa bindirilirken soğuktan ilikleri çekilmiş iki kız çocuğu baka kalmışlar, dona kalmışlar…

Küçük vücutlarını bir titreme sarmış.

Belki, “bizim kaderimiz de böyle mi olacak” diyorlardır suskunca, içerden bir sesle; “bizim kaderimiz de mi böyle kızak sırtında sancılarla sürecek?” diyorlardır belki de kendi sesinin suskunluğunda.

İki kız çocuğu.

“İki korku çiçeği.”

Erken bir yaşta kapılmışlar kaderin akıntısına. Elleri göğüs sepetinin üstünde kenetli, kelepçeli, ağrılı, sızılı, sancılı…

21 Yüzyıl Şemdinli’sinde iki bin yüz rakımda bir kadın kızak sırtında taşındı. Yollar kapalı. Yollar kar.

Gör ey dünya!

İki elleri kenetli, kelepçeli iki kızın gözleri önünde taşındı.

İnsandı taşınan insan!

“Memesinin altında bir hayın sancı” bir asırlık sancı.

Bu yazı toplam 4792 defa okunmuştur
ÖRNEĞİN O BİR SİZ OLSANIZ....
 // AVA AZADİ...
Hastalar o zaman kızaklarda taşınmayacaklar mı?
Kar yağmayacak mı?
Yada yağan kar anında etkisiz mi kılınacak?
Biri işte! Kim olacaksa olsun diyorsunuz ya...Yüksekova Şehir merkezinin yolları sanki çok mu iyi? Belki belediyeye diyecek bir şeyimiz yoktur ama kış bu be kardeşim...Kaderimizde varmış Kızakla taşınmak.
Peki bu kadar uzağa kızmak niye? Hani çok ve şiddetli kızsak sanki kızaklardan uçan yada süratlı giden kızaklaramı kavuşacağız? Karanlığa kızacağımıza mesela ESO olarak bir MOTORLU KIZAK alsanız daha iyi olmaz mı?
Hayatta en kolay iş akıl vermektir.
Hiçbir külfeti ve harcı yoktur.
Ayrıca O kızdığınız sizin benim gibi kızaklarda taşınan biriyken haksızlık yapmış olmuyormuyuz?
Kızmamızıda yerli yerinde kullanmalıyız bence...
12 Mart 2012 Pazartesi 21:28
helal
 // ....
bin slm size irfan bey...
11 Mart 2012 Pazar 02:22
HESAP GÜNÜ
 // celal zoro
Bu rejim medeni , uygar,insani, gibi görünür. cambaz gibidir sadece insanlari kandirir cünkü yüzündeki maskedir aglamalari bile kendileri icin dir insanlar ve insanlik icin degildir. barbardir cünkü gerisinde hak hukuk istiyenlere esi görülmemis barbarlik yapmis palu dersim zilan kocgiri maras sivas gazi genclere üniversiteliye isciye aydina muhalife ötekine yapmadigi kalmamis hic birini dahi kabul etmiyor ama yeri geldiginde timsah gibi öldürdüklerine agliyor bizde inaniyoruz uluderede oldugu gibi öldür agla.özgürlük istiyen birini akil almaz hilelerle yakaliyor öldürüyor bu sistem kul lastirmadigi kendisini kutsamiyana hizmet verirmi ey kürt uyan uyan e ci hale bese bese bese tu ne sed hezari tu cel milyon geli fedi bike beseeeeeee...
11 Mart 2012 Pazar 01:17